30 Haziran 2016 Perşembe

Birde Bu Açıdan Bakalım

Ülke olarak son yıllarda oldukça zorlu süreçlerden geziyoruz. Bulunduğumuz coğrafya gereği tarih boyunca hep olayların içerisinde yer almış bir milletiz.

Ülke içinde birlik ve beraberliğimizi iyice kaybetiğimiz zamanlar geçirmekle beraber artık duyarsızlaşmaya da başladık. Doğu ve batı diye ayrılmış durumdayız, ama bunu hala idrak edemiyoruz. 

Biz inanmamayı tercih etsek de ülkenin doğusunda savaş var.

ülkenin batısında ise herkes günlük hayatına devam ediyor. Yine eğleniyoruz, tatil planları yapıyoruz, gülüyoruz, yani normal hayatımıza aynen devam edip, doğuda ki olaylara sadece tv ekranından bakıp ah vah diyoruz. 

Bu durumu öyle kanıksadık öyle uyutulduk ki, yanı başımızda bombalar patlıyor, canlar gidiyor ama umrumuzda değilmiş gibi yaşamaya devam ediyoruz. 

Atatürk Havaalanın da bomba patlatığı haberini duyduktan sonra tv kanallarını gezdim ve sadece haber kanalları bu durumdan bahsediyordu. Sürekli izlenen kanallar, Flash Tv havasına bürünmüş yayınladıkları yazlık dizilerden ödün vermeden yayın akışlarına devam ettiler. 

Bu olayların siyasi , politik yanı hakkın da hiçbir fikrim yok, olmasını da istemiyorum. İstediğim şey duyarsızlaşmamamız, bu yaşananlar NORMAL değil, normalmiş gibi hayatımıza devam edemeyiz.

Eve kapanalım, dışarı adım dahi atmayalım, ayaklanma çıkarılm tabi ki bunları kast etmiyorum sadece DUYARSIZLAŞMAYALIM. Birlik olalım, Üzüllelim, Yasımızı Tutalım...

Öyle sanıyorum ki artık ya kanserden, ya kalp krizi  ya da  patlamadan öleceğiz.

28 Haziran 2016 Salı

Hızlı Saç Uzatma İpuçları 1- Lavanta Kürü

hepimizin isteğidir, uzun gür saçlara sahip olmak. Ama malesef çok az kişi sahiptir böyle saçlara, onlarınki de genetik yatkınlıktan kaynaklı. 

Fakat dışardan ve içerden de doğru bakım ve beslenmeyle, belki rapunzel saçlarımız olamaz ama daha sağılklı parlak saçlara sahip olabiliriz.

Biranlık kararla saçlarımızı çok kısa kestiririz ve sonra da nasıl uzayacak, ne yapsam ne etsem diye deli gibi araştırmaya başlarız. Ben öyle yapıyorum. 

Genetik olarak saçlarım uzamamaya meyilli, çok ama çok geç uzar ve uzamayan saçlarımı sürekli kestirmek gibi bir huyum var. 

Değişikliği seviyorum, yapcak birşey yok.

İşte bende böyle bir evreden geçmeye başladım ve saçlarımı nasıl sağlıklı uzatırım diye derinlemesine bir araştırmanın içerisine girdim. Atalarımdan bana uzun gür saçlar miras kalmadı malalesef.

Önceliğimi , mutlaka bol bol su içmek.artık biliyoruz su yaşam kaynağımız ve her tedavinin başında bol su tüketmek geliyor. Yaz mevsiminde olduğumuz içni su tüketmek konusunda zorlanmayacağımıza eminim, hele ki ramazan sonrası bardak bardak sular gelsin.

Sağlıklı beslenme de yine herşeyin başı, ama biliyorum ki bunu çoğumuz yapamıyoruz ve yapmayacağız.

Unutmadan belirteyim, insan saçı ay da 0,5 ila 2,5 cm arasında uzuyor. Benim saçlarım burda 0,5'lik dilimde yer alıyor, uyguladığım kürler sonrasın da bakalım 2,5 cm bulabilecekmiyim.

Benim şu anda uyguladığım birkaç kür var. Bunlara sırayla değineceğim ve hangisinden en etkili sonuç aldığımı yine zaman içerisinde burda paylaşacağım.Bugün LAVANTA küründen bahsetmek istiyorum.

Lavanta kürünü İbrahim Saraçoğlu tavsiye ediyor. 
Kür şu şekilde yapılıyor ; 3 su bardağı kaynayan suyun içine bir tutam lavanta atarak 5 dk demlendiriyoruz. Ilımasını bekleyip süzüyoruz.  Lavanta uçucu olduğu için ılımasını beklerken ağzını kapatmanızda fayda var.  Elde ettiğimiz bu lavanta suyunu temiz saça sürüyoruz, isteğe göre 30 dk  - 1 saat arası bekletip yıkayabilirsiniz ya da hiç yıkamayabilirsiniz.  

Orjinal kür bu şekilde ama ben ölçülerini biraz azaltıp yapıyorum. Ben yarım çay bardağı gibi bir suya bir tutam lavanta atıp hafif kaynatıyorum ve ılıyınca fısfıslı bir şişeye aktarıyorum. Temiz saçın her yerine fısfıslıyorum ve masaj yaparak kan dolaşımına yardımca oluyorum. Sonrasın da ise öylece bırakıyorum, tekrar durulama ihtiyacı duymuyorum. Bu kürü hafta da iki kez yahut her banyodan sonra uygulayabilirsiniz.


23 Haziran 2016 Perşembe

Concealer Nedir ? Ne İşe Yarar ? Nasıl Kullanılır ?

Ten makyajının tamamlayıcısı olarak vazgeçilmez ürünlerden birisi concealer. Bir o kadar da seçimi zordur. Hangi tonu almalısınız ,sizin cilt tipinize uygun ürünü nasıl bulacaksınız. 

Hatta concealer nedir, nasıl kullanılmalı, gece ve gündüz için farklı concealer kullanmaya gerek var mıdır ? 

Öncelikle belirtmeliyim ki concealer ve kapatıcı hep birbirine karışmakta öyle ki artık birbirlerinin yerine bile kullanılmakta. Aralarında ki en önemli fark kapatıcı kusurları kapatırken, concealer aydınlatmak için kullanılır. 

Kapatıcı fondöten öncesi kullanılır, cocealer ise fondöten yahut bb - cc krem üzerine uygulamalısınız ki cildiniz daha aydınlık bir görünüme kavuşsun. 

Concealer aydınlatıcı bir ürün olduğu için cilt tipinizden ya da kullanmış olduğunuz fondötenizden bir ton açık olmalıdır, Cildinizle aynı ton yada birkaç koyu ton seçerseniz teninizi aydınlatmış olmazsınız.

Ayrıca concealer ürünleri sadece göz altına değil, yüzünüzde aydınlık görünmesini istediğiniz yerlere sürebilirsiniz. Burda dikkat edilmesi gereken unsur, yüzünüzün sadece tepe noktaları yani yüksek yerlerine kullanarak aydınlık bir görüntü vermelisiniz. 

Concealer seçerken dikkat etmeniz gereken bir nokta da , göz altında ince çizgilere dolarak sizi olduğunuzdan yaşlı gösterecek ürünler seçmemek olmalı. Daha ışıltılı bir görünüm olsun isterken olduğunuzdan daha kırışık ve yaşlı bir görünüm elde edebilirsiniz.

Bu ürünler hem likit hem de kremsi olarak mevcut. Likit ürünleri kullanmak daha kolay ve daha iyi sonuç verebiliyor.  Likit ürünleri kullanırken parmaklarınız yerine fırça ile kullanmayı deneyin.

Ve bir püf nokta daha, göz altınıza concealer uygularken, göz altınız da ters üçgen oalcak biçimde sürün ve fırça yahut sünger yardımıyla teninize yedirin. Concealer uygulayabileceğiniz diğer bir nokat ise kaşlarınızın tam altıdır. O bölgeye de çok yoğun değil hafifçe sürüp yediririrseniz cildinizde ki, renk tonu eşitsitsizliğini gidererek bütün doğal ışıltılı bir cilde kavuşursunuz.



22 Haziran 2016 Çarşamba

Corrector Nedir ? Ne İşe Yarar ? Nasıl Kullanılmalı ?

Son zamanlarda sıkça duyduğumuz iki terim concealer ve corrector. Öncelikle corrector'den bahsetmek istiyorum, bir sonraki postta da ayrıntılı şekilde concealerı anlatıcam.

Corrector = düzeltici anlamına geliyor, Yani ciltteki problemli, beğenmediğiniz kusurlu yerleri düzeltmek için kullanılan ürün, Düzletmek ne kadar doğru bir kelime bilemiyorum belki kusurları saklayan geri plana atan desek daha doğru olabilir. 

Hepimizin cilt tonunda renk düzensizlikleri, göz altı morlukları ve sivilceler olabiliyor. Hatta lekelerimiz dahi var. Ve istediğiniz ise ton eşitliğine sahip pürüzsüz görünen ciltler. Bu görünüm için de illaki makyaj malzemelerinden faydalanmamız gerekiyor.

Burda kusurları gizleyim derken sık yapılan makyaj hatası ,concealer = aydınlatıcı ürünü, corrector= düzeltici ürün yerine kullanmak. Corrector kullanmadan concealer kullanırsanız kusurlarınızı gizlemek yerine onları aydınlatarak daha ön plana çıkmasına yardımcı olursunuz. Çoğu kişinin baktığınzda göz altı morluklarını griye dönmüş olarak görürsünüz işte bunun nedeni gözaltlarına direk concealer uygulamalarından kaynaklı.

Herşeyin bir mantığı var biliyoruz, makyajın da bir mantığı var ve eğer biraz renk bilginiz de varsa ikisini harmanlayarak uzman kişiye gerek kalmaksızın kendiniz için kusursuz görünümü kazanabilirsiniz. 

Öncelik göz altı morlukları için, morluğu önce nötr hale getirmeliyiz, Bunun için de tenimizden bir ton koyu corrector seçimi yapmamız gerekiyor.Yahut morun zıt rengi olan turuncu bir kapatıcı kullanarak da göz altımızı nötr durumuna getirebiliriz ama bunu kullanmak biraz riskli olabilir. Çünkü bu ürünü doğru kullanmazsanız daha vahim bir sonuç elde edebilirsiniz. 

Beklenmedik durumlarla karşılaşmamak için en güzel teninizden bir ton koyu corrector seçerek gizlemek istediğiniz bölgelere uygulamanız.

Hangi markadan corrector alınmalı , en güzel sonucu hangi marka verir. Ben m.a.c ürünlerini tercih etmekle birlikte yardımcı olarak farklı markaları da kullanıyorum. Onlarla ilgili de bir post yapacağım.

Ve başka önemli bir nokta corrector, fondöten yada bb -cc altına sürülmeli. 

Ürünleri kullanma sırası , öncelik corrector düzeltici ürünü gizlemek istediğimiz göz altı ,sivilce, ya da ufak lekeler üzerine uyguluyoruz. Elle sürmek çok doğru bir tercih değil mümkünse fırça ile uygulayın. Ve ürünü yüzünüze boca etmeyin, ufak dokunuşlar yaparak pıt pıt şeklinde.Çünkü alttan ürünün kusmasını istemeyiz. Ürünü bolca sürmek daha çok kapatıcı etkisi olacak anlamına gelmiyor.

Üzerine fondöten ya da bb -cc kremimizi uyguluyoruz. 
Akabinin de concealerımız yüzümüzde aydınlık görmek istediğimiz yerlere uyguluyoruz.
ve aynaya baktığımz da kendimizi daha güzel hissediyoruz.

21 Haziran 2016 Salı

Fiziksel Çalışma Ortamı Ne Kadar Kötü Olabilir ?

 En kötüsünü görmediniz duymadınız daha, bu yazıdan sonra bileceksiniz.

 Bir iş yeri düşünün, eski püstü konteynerın içinde yaşam savaşı veren kızcağız. 

Etrafından örümcekler sallanan, tanımadığı böcek türleri duvarlara yapışıp kalan hatta bazen görmediğim kadar büyük arılar camlarda geziyor. Hatta bazen masa üstünde fare pislilkeriyle bile karşılaşıp ozon manyağı olan birisi.
 
öyle ki böcekler yakında beni de doğal ortamlardan sanıp üstüme yuva yapacaklar diye korkuyorum.

Ve 36 dereceye ulaştığımız bu sıralarda yazın serinlemek için klima yok, kışın ısınmak için eski bir ısıtıcı var. 

 Yaşarken bu kadar kötü gelmiyordu ama yazınca durumun dehşeti ortaya çıktı,  Dile dökülünce zulüm içerisinde olduğumun farkına vardım.

Lütfen neden öyle bir işyerinde çalışıyorsun ben olsam dakka durmam gibi şeyler söylemeyin yorum dahi yazmayın. Dile kolay 8,5 yıl, tazminat diye bir olgu var biliyorsunuz, bırakıp gitmeme gönül razı değil, durmama bedenim razım değil bende gelecek güzel günleri düşünüyorum.


Elbet gelecek bir güzel günde bana, inanıyorum, istiyorum, umutsuzca istiyorum..

Yoksa Gregor Samsa gibi bir sabah işe gelmek için uyanacağım ve bedenim bir kısmı dönüşmüş olacak. Belki bacakçıklarım olur yada kanatlarım olur, annem beni öyle görünce dehşete düşer eminim. Ya da korkudan kalp krizi geçirir. Samsanın ailesi gibi bana tahammül edeceklerini sanmam, ama sonum Samsa'ya benzer muhtemelen, bir köşede evrim geçirmiş şekilde ölcem ve beni kürekle çöp poşetine ordan çöp konteynırına ordan da semt çöplüğüne ve belki de geri dönüşüm alanına gönderilecem.

20 Haziran 2016 Pazartesi

Google Aramaları



Daha önce bahsetmiştim, nabrutun geleneksel postudur bu. Bir nevi post hırsızığı yapıyorum şu anda, kendisini yakinen tandığım için söyleyeceği herşeyi telime mesaj olarak atmasını umuyorum.

Bloğuma google tesettürle ilgili aramalarda oldukça cömert davrandığını gördüm, hatta fazlasıyla cömert öyleki her tesettür diyeni bana yönlendirmiş.

Misal ; 

Bu aramanın anlaşılabilir bir yanı var peki ya alttaki ?
 

kapalıyım ve bir erkeği nasıl etkilerim diye düşünen birisii dahası bunu netten arattırıp bana gelen birisi, 



Yine yukardakine benzer bir arama, yeni kapalı arkadaşın gözü dışarda kalıyormuş. Gözünü içeri al bebeğim, ne işi var dışarda, bu havalarda sıcağa mazur kalır gözün.
 

benim bir zamanım var, acaba ne zaman ??

sevgili yekta diye beni arattıran kişi, saygılar
 

19 Haziran 2016 Pazar

Hz Zeynep -Nurdan Damla

Bu kitabı 2013 yılında seyyah  ın bloğunda görüp, ilk baskısını alıp okumuştum. O zamanlar kitap hakkında post hazırlamıştım ama bloğumda ki eski yayınların çoğu silindiği için maalesef bu postum da gitmiş.

Şimdi yeniden bu kitabı yazmamın bir sebebi var illaki. Bugün kocatepe kitap fuarındaydım, gündüz fuarda kimler var kimler yok diye bakmaya gittiğim de, Mustafa Armağan ve Nurdan Damla imza günü olunca, iftar sonrası tekrar fuara gittim.

Nurdan Damla'ya beklediğim haber verilince kendisi rahatsızlığına rağmen okur için fuar alanına geldi. Nasıl tatlı, nasıl hanımefendi, nasıl güzel bir insan, 

Ankara da ikamet eden arkadaşlar Nurdan hanımla tanışmak isterseniz bir grup oluşturup kendisine haber vererek, tekrar fuar alanına gelmesini isteyebiliriz.  Kendisinden gelebileceğinin sözünü aldım.
Bu zamanda böyle  güzel kişilerin güzel kitaplar yazması çok önemli. Hem bizlerin manevi iklime tutunmamıza sebep oluyorlar.

Benim için okumakta çok geç kaldığım iki kitabını daha satın aldım. Hz Hatice ve Hz Belkıs onları da okudukça sizlerle paylaşcam ama öncesinde yaklaşık 2,5 sene önce okumuş olduğum Hz Zeynep kitabından hatırımda kaldığı kadarıyla bahsetmek istiyorum.

Hayat yayınlarından çıkan 420 sayfalık Sabır ve Vefa Timsali Zeyneb

"Efendimizin Zeyneb, kızlarımın en hayırlısıdır. Benim için pek çok musibetlere maruz kaldı". diye bahsettiği canı evladı.

Bu kitabı elinize alınca öyle akıp gidecek diye beklemeyin, bunun nedeni dilinin ağır olmasından değil yaşayacağınız duygu selinden kaynaklanıyor.

Hz. Zeyneb'in Ebu'l As'la evliliği. Hicretten sonra mekke şehrinde yaşananlar, Hind'in hz zeynebe nasıl bakıp tedavisi ile meşgul olduğu, Babasının yanına medineye gidişi, Ebu'l As'la olan mektuplaşmaları. Ebu'l As'ın medineye gidişi ve müslüman oluşu. 

Altı çizile çizile okunacak kitaplardan. 

Biliyorsunuz birçok yazar siyer kitapları yazıyor, ama herkes aynı hissiyatı okura geçiremiyor.
 İşte böyle iliklerinize kadar hissede hissede okumak isterseniz Nurdan Damla'dan okuyun derim. 

Ben şimdi Hz. Hatice kitabına başlicam ve okudukça altı çizili cümlelerimi sizinle paylaşcam. Umarım birçok insanın bu kitaplardan faydalanmasına sebep olabilirim.

18 Haziran 2016 Cumartesi

Baş Örtüsü Kullanımı - Misafir Yazar

Bloğuma bugün , mel'den notlar misafir yazar olarak katılıyor, Mel çok küçük yaşlarda tesettüre girdiğini ve baş örtüsü için neler tercih ettiğini bizimle paylaştı. Sizinde  bu konu üzerine söylemek anlatmak istediğiniz düşüncelerinizi varsa misafir yazar olarak bana yazılarınızı yollayabilirsiniz. 

Mel diyor ki ;

Örtünmeye küçük yaşta başladığımda aklımda nasıl yapacağım diye sorular yoktu çünkü ben şanslıydım benden büyük iki ablam vardı :)

İlk başlarda eşarp görünümlü tülbentlerle dolaştığımı hatırlıyorum, okula gidip gelirken özellikle en rahat onlar olurdu.

Lise dönemimde bol bol şal kullandım. Tabi o zamanlar şallar şimdi ki gibi değildi :)

Yine de bir Bursalı olarak ipek şallarla tanışmam eskiye, üniversite yıllarıma dayanır, o gün bu gündür ipek şallar favorim. 

Düz renk olmaları her şeyle uyması ve şık durmaları benim favori sebeplerim.

Yaz için iyi bir tercih olmadıkları gerçek, o yüzden yazın şifon şallarla kapışır vaziyette ipekler :)

Eşarp kullanmayı pek sevdiğimi söyleyemem. Yine de  çekmecemde fazlaca mevcutlar :/  Eşarpta tercihimse  tivil eşarplar. Kullanımı daha kolay, modeller güzel. Asla tercih etmem dediğim bir eşarp varsa o da ipek eşarp. Kullanımı çooook zor bence.

Ezcümle,Örtünme kararı almış ve ne yapacağını bilemeyen kardeşler, tesettür Allah'ın emri. Çok düşünmeye gerek yok. Siz bu yola girdiğinizde yeterki dualara ve Kur'an'a sarılın. Gerisi çorap söküğü gibi...

Sizler için bu yazı dizisini hazırlayan ve konuk eden Yekta'cıma da kocaman teşekkürler.


Daha önceki başörtüsü kullanımı yazılarını aşağıda ki linklerde bulabilirsiniz.


16 Haziran 2016 Perşembe

Seviyor Sevmiyor - She Was Pretty


Bu yaz ekranlarda bol bol korean drama çakması diziler izleyecek gibiyiz. Gerçi yaz dizileri için çok uygun diziler. İçinde çok az entrika barındıran, 16 bölümlük,  gözlerinizde kalp çıkmasına yardımcı olacak korean dramalar, bizimkilerin eline geçince ne olduğunu daha önce gördük ve görüyoruz. 

Ama bu kez başka gibi. Diziyi herşeyiyle birebir aynı copypase yapmışlar. Diyaloglar , giysiler, espriler herşey aynı. Abd yapımı bir diziyi birebir çevirseniz çoğu şey havada kalır fakat kore dramalarında bu durum daha tutarlı oluyor. Kültür olarak benzeşmelerimiz var. 

Başrolde zeynep çamçı oynuyor ki bence çok doğru seçim, Fazla sempatik olsa bile rolünü güzel canlandırmış.



 Alttaki sahne çok can alıcı bir sahnedir.

Sayın okur zorlamamak lazım belki de, aslında yazacak ve söyleyecek anlatacak çok şey var diziyle ilgili fakat hem iş çıkış saatimin gelmesi hem de oruç olmam sebebiyle daha fazla anlatamıyorum. Belki hafta sonu bu konuda daha detaylı bir post yapabilirim.

15 Haziran 2016 Çarşamba

Takip Edilesi Endonezyalı İg Fenomenleri


Tesettür ülkeden ülkeye hatta aynı coğrafya da yaşayan kişiler arasında bile yaşadıkları yere göre değişkenlik gösterebiliyor.Misal Ankara da dahi beypazarı ilçesine giderseniz eski insanların baş örtüsü olarak büyük kocaman tülbentler örttüğünü görürsünüz. Şehir merkezinde ise bu durum daha farklıdır.  

Aynı şehir, aynı coğrafya da bile farklılıklar bulunurken, peki ya başka ülkelerde kapanma şekli nasıl acaba ?

Gelişen teknoloji sayesinde ülkeler , kıtalar artık birbirine yakınlaştı ve etkileşim içerisine girdik. Mesafeler gittikçe kısalırken, kültürler de bir nevi harmanlanabiliyor. 

Kullandığımız en yaygın sosyla medya aracı olan İg sayesinde, farklı ülkelerde yaşayan müslüman kardeşlerimizi takip etme şansımız oluyor. Kimisi bize çok yakın gelirken kimisi daha farklı gelebiliyor.

Beğenerek takip etitğim İg kullanıcılarını dönem dönem burada paylaşıyorum biliyorsunuz.

Geçenlerde, Dian Pelangi'den bahsetmiştim hatırlarsınız. Kendisi dünya çapında tanınan çok ciddi takipçisi olan birisi ve ister istemez ondan etkilenen bir çok kişi mevcut. 
 
Bugün ise örtünme biçimlerinden dolayı takip ettiği aliaqueen'den bahsedeceğim ve takip etmenizi  tavsiye ediyorum.Bunun nedeni,  bol elbiseliri , geniş örtüleri ve renkli giysileri ile hem zarif hem şık hem tesettüre uygun olabileceğini benim için kanıtlamış olması.

 Belki onlar sıcak ülke de yaşadıkları için büyük örtüleri bu kadar rahat kullanıyorlardır, bilemiyorum.
Türkiye de bu tarz kıyafetler bulabilsek denemek isterim.

Türkiye de bu tarz büyük örtüler satılıyor mu hiç bir fikrim yok. Bizde de bazı arkadaşlar çarşaflarının üstüne büyük örtüler örtüyorlar ama o örtüler nerde nasıl satılır bilmiyorum.  Her zaman da imrenerek bakmışımdır onlara.

instagram kullancı adı aliaqueen, 239 k takipçisi olan birisi. Ben size bazı paylaşımlarını ekliyorum, merak edenler için ig de daha fazlasını bulabilirsiniz.


kıyafetleri şık ve oldukça rahat. 



14 Haziran 2016 Salı

Eşarp - Şal Kullanımı , İpek Şal Nasıl Temizlenir ?

Şurda bahsetmiş olduğum yaz ayların da ne tarz şallar kullanılmalı adlı yazım da,  misafir yazar olarak yer alırsanız hem yeni kapanan kişilere de farklı örnekler vererek yardımcı olabileceğimizden bahsetmiştim.

dünden bugüne bloğunun sahibi ve benim de çok sevdiğim arkadaşım bizimle şal ve eşarplarını paylaştı. 
Yazı da ipek eşarbı sık kullananlar için yıkama tavsiyesi de yer alıyor.

Ve Yasminim diyor ki ; 


Zorlukla güzellik arasında kalan en tatlı şeydir örtünmek. 

Yaz mevsiminde şal yerine eşarp tercih eden, kış mevsiminde de çoğunlukla şal kullanangillerdenim.
Tek renk tuniklerle eşarpları kombine etmek hem daha kolay hem bana göre daha kullanışlı oluyor.
Hem şal veya eşarp fark etmez, yazın her türlü terliyoruz. 

Bu ayrımı sadece şöyle yapabiliyorum; şalla terlediğim zaman asfaltın sıcağı ile birleşip buhar olacağımı düşünüyorken, eşarp ile terlediğim zaman biraz daha çabuk kuruduğu için rahatlamam daha kısa sürüyor.

Kullanım açısından kolay olan bazı şallardan bahsediliyor ama bu konuda yeniliklere açık olmadığım için marka dahi değiştirmiyorum. O yüzden şalı mümkün oldukça yaz mevsiminde kullanmamaya gayret ediyorum. 

Peki yaz mevsiminde şal kullanmamanın en büyük avantajı nedir? diye sorarsanız :)
Kesinlikle temizliği.
Yıkama işlemini genelde kendim yapıyorum.
Çünkü eğer ter dışında ekstra bir leke yoksa kuru temizleme ihtiyacı duymuyorum.

Peki nasıl yapıyorum? 

Elbette öğrenirken en sevdiğim şalımı feda ettim.
Sonra tekrar aynı renkten gidip aldığım için anlatma gereği duyuyorum, belki bir faydam dokunmuş olur ^.^
Öncelikle beyaz sabunu geniş bir yıkama kabında köpürtüyorum.
Daha sonra şalı veya eşarbı ovalamadan temizliyorum.
(Yani sadece su içerisinde gezdiriyorum.)
Tam olarak kurumadan nemliyken ters yüzünden ütülüyorum.
Eşarp yada şal fark etmiyor.
İkisinde de aynı işlemi uyguluyorum.

Yazdıklarımı buraya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim.
Üslubu zarar vermeyen eleştiri bazen çok faydalı oluyor.

Hayırlı Ramazanlar Dilerim.

Dünden.. Bugüne..
yasemin

13 Haziran 2016 Pazartesi

Annemi Yetiştiriyorum - Sevdiğim Cümleler

Dün şurda bu kitaptan bahsetmiştim. Oldukça eğlenceli olmasına rağmen bir çok altı çizili cümlemin olduğunu da söylemiştim.  İşte onlardan bazıları ;

"Resmen içimde bir insan yaşıyor , Bir nevi dünya bile sayılırsın şu anda. Benim dünyamsın , hayat verenimsin."

"Neden insan çok mutlu olacağı bir durum söz konusu olduğunda inanmakta güçlük çeker ?"

"Dünyayı güzellik kurtaracak bir insanı sevmekle başlayacak her şey."

Bana sevmeyi öğret anne
Kuşu, böceği, çiçeği ve bir insanı
İnsan sevmeği öğret.
Lazı, Çerkezi, Türkü ya da Kürdü değil
"İNSAN"ı sevmem gerektiğini öğret.
Mezhep,ırk,renk ya da din  sevmek için koşul olmamalı,
coğrafya kader olmamalı.

bir varmış bir yokmuş..,
günlerin en kara olduğu günlerden bir gün, gecenin kör karanlığında, buz gibi suların dibine batmıştı insanlık.Kıyıya vuransa masumiyetti.


Etme annecik

Sen etme

Yalvarırım etme

Sakın etme

Şikayet etme

Hayatından, evladından, kocandan,

Yaşayamadıklarından ya da sahip olamadıklarından...

Şikayet edip de kalbimizi yorma olur mu ?



12 Haziran 2016 Pazar

Annemi Yetiştiriyorum

Annemi Yetiştiriyorum, Yakamoz yayınlarından çıkan Özlem Açar kitabı. 
Özlem Açar hamileliği süresince ve sonrasında her anne'nin yaşamış olduğu tecrübelerini bebeğinin dilinden bizimle paylaşıyor. 

Kitabın bu şekilde yazılmış olması, kitaba eğlenceli ve daha okunur bir yön katmış.
Bu kitabın en önemli özelliği gelirinin KORUNCUK VAKFI'na bağışlanacak olması. Bu açıdan bu kitaba olan duyarlılığın artmasını umuyorum.

242 sayfalık bir kitap, öyle eğlenceli ve yalın bir dille anlatılmış ki yüzümde ki gülümseme ifadesiyle elime alır almaz 100 sayfa okumuşum. 

Yazarın anlattığı bir çok şeye çevremden gözlemlediğim için bunları okumak ayrı bir keyifliydi, ve çoğu yerde bizde yeğenime aynı şeyi yaptık diye okudum.Her annenin içerisinde kendini bulacağın bir kitap olmuş.

 Dahası böyle bir kitapta cümlelerin altını çizeceğimi düşünmezdim ama 20, sayfadan itibaren altı çizili cümlelere başladım.

Bu kitapta ki altı çizili cümlelerimi ayrı bir post olarak," sevdiğim kitap cümlelerim" bölümünde yarın paylaşacağım.

Özlem Açar hamileliğinden itibaren bizlere anlatmaya başlıyor. Herkes gibi hamile olduğunu öğrenince tecrübesiz bir anne olarak, endişeleri, aklında olan bir çok soru ile öncelik internet araştırmaları,  bebek doğduktan sonra annelerin en büyük problemi bebeğin gaz sancıları , gece uyumaması, yemek yememesi. Bebek yürümeye başlayınca evdeki ikaz lambaları, her şeyi merakla keşfetme hikayesi. 

Ve kitabın sonlarına doğru ayrılmış özel bir bölümde var. Mültecileri vuran savaşın acımasız yönü, sahile vuran kücücük bir beden. Ruhu çoktan melek olmuş uçmuş cennete.

ülkemizde bebek ve çocukların yaşadığı  tarifi imkansız acılar.  işte bu çocuklara yardım etmek istiyorsanız lütfen bu kitabı satın alın. Çünkü bütün gelir "Koruncuk Vakfı'na! bağışlanacak.

Elimde bir güç olsaydı , dünya üzerinde bir tane bile mutsuz çocuk kalmaması için kullanırdım. Ne yazık ki böyle bir gücüm yok ama KORUNCUK VAKFI var.

Ben okuduğum kitabı anne olmaya hazırlanan bir arkadaşıma hediye edeceğim. Yeni doğum yapmış yahut yapacak anne adayları varsa çevrenizde keyifle okuyacaklardır.





10 Haziran 2016 Cuma

En Orjinal Cuma Mesajları

Kapitalist sistemden din sömürücüleri de fazlasıyla paylarını alıyorlar. Gazeteler de bugün şöyle başlıklar karşıma çıktı ; 

- en güzel cuma mesajları

- en özel cuma mesajları

-sevdiklerinize bu mesajları gönderin mutlu olsunlar (tamam bunu ben uydurdum)

ve insanlar bu mesajları gönderiyorlar. Cuma günü  mesajları , kandil günü mesajları , ramazan bayramı mesajları, kurban bayramı mesajları, bütün dini günlerde gönderilen mesajlar. Allahım sana geliyorum...

Annemden biliyorum , kadınlar arasında bu mesajlar çok tutuluyor. Sana gelen mesajı aynı kişiye gönderemezsin mesela. Sana gelen mesaja karşılık sende güzel bir mesaj yazmalısın. Yani hazır mesajlardan bir tane bulup yollamalısın. 

Cuma mesajı atmazsanız kızan büyüklerimiz var. 

Ben sadece hayırlı cumalar derim. yada hayırlı kandiller. Benim için yeterlidir. Az öz ve samimi.

Ama bunu beğenmiyorlar.

O kadar uzun mesajlar var ki , bana gelenleri hiç okumuyorum. biliyorum ki kalpten çıkmamış, ha bu mesaj güzelmiş deyip yollanan mesajlar. 

Samimiyetsiz.

Kelimelerden bile alıyorsunuz o soğukluğu, hiç sevmiyorum.

Kendi ailem içerisinde cuma mesajı yollamazsam kızıyorlar, hayırlı cumalar yazınca beğenmiyorlar, bende orjinal mesajlar yazmaya başladım.

Misal ;

"Havalar gibi değişken ruh halimize, ilaç gibi gelecek cumanız,  mübarek ve bombasız geçsin. "

Yağmırlu bir günde yazmıştım bunu da
"hava da kara kara bulutlar, sema da bekleyen yağmurlar, yerde oluşan çamurlar, hayırlı cumalar"

"Yeni yılda yeni bir cumaya uyandığımız bu saatlerde yağan rahmet sonrası çıkan gökkuşağı gibi renkli bir gün diliyorum. Hayırlı bereketli cumalar."

Bir hafta mesaj yollamayınca gelen aramalar sonrası yazdığım mecburi mesaj.
 
"Mücbir sebeplerden dolayı bir haftalık boşluğumuz oluştu. Efendim hayırlı cumalar dilerim. Soğuk havalar da içimizi ısıtacak dualarımız olsun. "






9 Haziran 2016 Perşembe

Yaz Ayların da Hangi Şal Örtünmeli

Yaz aylarının gelmesi aslında gelmemesi ama bizim hala yaz gelecek umudumuza istinaden, önümüzde ki sıcak havaları düşünerek yazın ne örtelim , sıcaklarda nasıl şal kullanmalıyız. Özellikle gençler eşarp yerine şal tercih ediyor. Günlük hayatın koşturmasında şal örtmek kurtarıcı durum da, yapılması kolay uğraştırımıyor.

Eskiden hatırlıyorum, baş örtüleri düzgün dursun diye her yerine iğne takılırdı. Hatta ben ilk kapandığım zaman başımı yapabilmek adına tam 7 tane iğne takmıştım. Gülmeyin ama acemilik hepimiz geçtik bu yollardan.

Şal örtmek bu kadar popüler olunca bir çok şal çeşidi de hayatımıza girdi. 

Mesela ipek şallar hayatımız da büyük bir yer kaplasa da, açıkcası yaz ayların da pek gitmiyor. Dahası günlük kullanıma pek gitmiyor. Bu zamanlar da akşam iftar davetleri için daha uygun olabilir.  Yaz güneşin de malum terliyoruz ve bu da ister istemez şalllarımıza siniyor. İpek şalların temizliği sıkıntı olduğu için ben günlük kullanım da çok fazla tercih etmiyorum. Maliyeti yüksek olabiliyor.


Bunun yerine günlük can kurtaran şallar var.  Mesela 1 - 2 yıldır şifon şallar hayatımıza girdi. Yaz ayların da kurtarıcı olabilir. Hem fiyat olarak çok uygun hem de yapılması kolay. Yalnız şifon şallar ince olduğu için iki kat şeklinde bağlamak gerekiyor ve oda mecburen dolama yapıldığı zaman güzel duruyor.

Şifon şal yapısı gereği oldukça ince ve bu yüzden şalın önü tok durmuyor, yüzünüzün şeklini alıyor. Her yüz tipinde de güzel durmuyor. Geniş yüzler yerine ufak yüzlerde daha çok beğeniyorum. Hani yüzün ablak gibi çıkması diye bir deyim varya malesef bende öyle oluyor. Bu yüzden ben yine şifon şalı kullanamıyorum. Bana yakışmıyor, ama bir çok kişi de görüp çok beğeniyorum. Ayırca rüzgar estiği zaman uçuş uçuş oluyor bu yüzden de sevmiyorum.

Pamuklu ve içinde ipek karışımı olan şallar da yaz ayların da günlük kullanım için çok uygun. eskiden pamuklu şalların da önü tok durmazdı, örttüğünüz zaman yüzünüzü sarardı. Artık sanıyorum ki boyasından önleri daha tok duruyor ve daha rahat örtülüyor, Ama ben bu şalları da kullanmıyorum. 

Ve yine sanıyorum ki geçen sezon ve bu sezon tanıştık kendisiyle, ara sarması dantelli keten şallar. Eskiden karyolalara ara sarması örtülürdü. Yatağın altından bir sıra halinde o dantel kısmı sarkardı. Düzgün yapmayınca annemden çok papara yemiştim. Ben bu dantelli şalları ona benzetiyorum. Dantel kısmını önlerine ara sarması gibi örtüyorlar, umarım bu furya çabuk biter.

Dantel kısmını saymazsam, keten şallar da günlük kullanıma uygun. Dantelsiz ketenler var henüz almadım ama hoşuma giden bulursam eğer alıp deneyeceğim. Ya da dantel kısmını sökün öyle örtün.

Ve son olarak pileli şallar. Kumaş özelliği sanıyorum ki pamuklu. ilk çıktığında 100 tl civarında satılıyordu. Şu anda 15 tl, kimse yüzüne bakmıyor. Çok fazla kullanan görmüyorum, parladı ve söndü. pileli şalların da önü tok durmuyor direk yüz şeklinizi alıyor. 

Ben yüz şeklimi alan şalları kullanmayı sevmediğim için, bu tarz şallar bana göre değil.  Geriye ne mi kaldı, 
kendi kullandığım şalları ve eşarpları bir sonraki yazıma post yapıcam.

Lütfen siz de ne tarz baş örtüsü örttüğünüzü bu yazının altında yorum olarak bırakın. Hatta isterseniz bununla ilgili post hazırlayın yayınlayım.

Bu zaman da her konu hakkında çok kolay bilgi sahibi olabiliyoruz ama inanın kendimden biliyorum, ilk kapandığım zamanlar hatta sonra ki zamanlar bile başörtüsü benim için hep problem olmuştur. Ne örtmeli, nasıl örtünmeli, bu insanlar ne örtüyor, nerden buluyorlar, bu başlarını nasıl böyle yapıyorlar,  yakın çevremde ki arkadaşlarımı bu konuda bıktırmış bile olabilirim çünkü sürekli onlardan baş örtüsü tavsiyesi istiyordum.

Bu yüzden yeni kapanan ve bu konuda zorluk çeken kişilere karşı biz de burdan yardımcı olmuş oluruz. Bu açıdan yorumlarınızı hatta misafir yazar olarak postlarınız bekliyorum. 

8 Haziran 2016 Çarşamba

Endonezya'lı İnstagram Fenomenleri

Daha önce bahsetmiştim, endonezya halkanın %99 müslüman olunca aralarından ig fenomenleri çıkmamasının zaten mümkünatı yoktu. Hatta bana göre tesettür anlamında ig fenomenliğini ellerine geçirmişler. 

Bunlardan dünya da en çok bilinen isim, dikkat edin dünya'da diyorum nedeni ise 4,2 milyon takipçisi olması.
ismi , Dian Pelangi  öyle sanıyorum ki tesettürlü ig fenomenleri arasında en popüler olan isim kendisi.

Sürekli dünya seyahatleri yapan, çeşitli etkinlikler düzenleyen ve çeşitli etkinliklerede juri olarak katılan birisi.
Geçen sene Türkiye'ye de gelip, İstanbulu gezmişti.

Dian Pelangi kaliteli görselleri ve tesettüre getirdiği farklı bir yorumla dünya da yerini almış durumda. Giyim tarzı tesettüre ne kadar uygun bilinmez bu tartışma da zaten bitmez ama kendine has bir tarzı olduğu aşikar.

Bizde ki ig fenomenleri gibi, markaların vitrin mankenliğini yapmıyor. Sıcak bir ülke de yaşamasından sebep belki de canlı renklere farklı yorumlar katıyor.

Baş bağlama şekilleri henüz ülkemizde keşfedilmedi. Bize de pek uyduğunu düşünmüyorum, bazen oldukça abartabiliyorlar. Ve bazen üst üste kıyafet giyerek kendince yorumluyor. 

öyle veya böyle dünyaca tanınan bir isim olmayı başarmış. 

Dian Pelangi web sitesine burdan ulaşabilirsiniz.



"Endonezya 256 miyon civarında vatandaşıyla adalar ülkesi. Ekonomisi fazla gelişmemiş kısmen fakir bir ülke gibi görünse de , bu konu da sanki biraz bizim ülkeye benziyor. ig fenomenlerinini lüks tüketim malları kullanması dikkat çekici."



7 Haziran 2016 Salı

Yıldız Düşüklüğü Nedir ?

Halk arasında çok duyarız, yıldızı düşük, yıldızı yüksek diye. Bu konuda birçok kaynak da farklı yazılar var.

Nihat Hatipoğluna göre ; yıldız düşüklüğü veya yüksekliği diye birşey çok olay sadece nasibinizin olup olmaması. Yani yıldız diye tabir edilen şey = Nasip diyor.

Astrologlara göre ; doğumunuz da yıldızların almış olduğu şekle göre doğuştan  yıldızınız düşük veya yüksek olabiliyor. Yani sizin doğum haritanız da , siz doğduğunuz anda gökyüzünde yer alan yıldızların konumları, düşük enerjili ise sizde bundan etkileniyorsunuz.

Yine başka bir kaynakta okuduğuma göre , yıldızınızın düşük olması yada düşürülmesine etken boyutsal varlıklar, kötü enerjilere maruz kalma gibi durumlarda da yıldızınız sonradan düşebiliyor.

Yıldızınızı yükseltmek diye bir olgu var mı bilmiyorum ama kötü enerjilerden korunmak için, yani negatif enerjilerden korunmak için, bildğimiz birçok dua var. en çok bilineni nazar duaları. 

Benim en çok okuduğum dua , tabi Ayetel Kursi'den sonra Kalem Suresinde geçen şu ayettir.

"Ve in yekadullezîne keferû leyuzlikûneke biebsarihim lemmâ semiu'z-zikre ve yekulûne innehu le mecnûnun ve ma huve illâ zikrun lil âlemîn."

"Gerçekten o küfredenler Kur'an-ı işittikleri zaman az kaldı seni gözleriyle yıkacaklardı. "O, mutlaka bir mecnundur" diyorlar. Oysa Kur'an bütün alemler için büyük bir uyarıcıdır.." (Kalem Sûresi, 51-52) 

Ve bir de sabah ve akşam okunmak üzere ;

"Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim." duasını sabah üç kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez." (İbni Mace)

Yine arkadaşlarım ve çevremde tecrübe ettiğim bir olay, negatif enerjileri kendimde toplamam. öyle ki insanların direk gelip bana seninle konuşunca rahatlıyorum, üzerimde ki bütün ağırlık gidiyor demeleri ve o ağırlığı benim üzerime atmaları oldukça rahatsız edici. 

Hatta bu negatif enerjiden kendimi korumak adına okumuş olduğum duaların yanı sıra ametist taşı almayı düşünüyorum. Biliyorsunuz taşların da enerjileri var ve bu enerjilerden faydalanabiliyoruz.

 Peki ya nazar ? Nazar hayatımızı nasıl etkiler ?

Birkaç gün önce tecrübe ettiğim bir olay. arkadaşlarımın doğum günü hediyesi olarak aldıkları çok özel bir saati takmıştım ve işten çıkış saaitini sayıyordum. Bunu snapchat de paylaşmamın ardından, 30 dk geçmedi saatin kordonu kolumda kırıldı. 

Takipçilerim arasında kem gözlü birileri var sanırım. :) 

Lütfen başkasında beğendiğimiz eşyalara "maşallah" demeden geçmeyelim.

Ayrıca yıldız düşüklüğü , yıldız nasıl yükselir gibi konularda bilgi sahibi iseniz bu postun altına yorum olarak bırakabilirsiniz. Bıraktığınız yorum yazıya edit yapılarak güncellenecektir.