29 Nisan 2016 Cuma

BOZUK ÜRÜNLER

Daha önce birkaç kez C vitamini serumundan ve faydalarından bahsetmiştim. Bahsetmeyi atladığım kısım ise bu ürünün bir an önce tüketilmesi gerektiği. 

Anna gaspi eğer kullanıyorsanız bilmeniz gereken unsur ürün hiç açılmadığı sürece 2 yıl kadar saklama ömrü var fakat açıldıktan sonra kullanmaya ara verirseniz fotoğrafta ki gibi, ürünün özelliği bozuluyor. Koyu kahverengiye dönüyor ve kokusu da değişiyor. 

Malesef ki ne şişe üzerinde ne de ürün ambalajında açıldıktan sonra ne kadar süre içerisinde bitirilmesine dair bir bilgi yok.  Ürün üzerinde böyle bir ibare olmadığı için firma biraz uğraş verdikten sonra ve benim kararlılığım neticesinde bana yeni ürün yolladılar.

Gördünüz gibi limon suyu renginde olan ürün zamanla demli çay görüntüsüne bürünüyor. 30 ml'lik serumu sabah- akşam düzenli kullandığnıız da maximum 4 ay gibi bir sürede bitiyor. 

Özellikle 30'lu yaşlardan sonra mutlaka serum kullanmak gerektiğini düşünüyorum, cilt elastikiyet kaybediyor ve illa ki dışardan bir yardıma ihtiyaç duyuyor. 






28 Nisan 2016 Perşembe

Blogger - Vlogger

2010 - 2011 yılların da hızla yayılan blog"cu furyası son 1-2 senedir yerini vloggerlara bıraktı. Bloggerlara kıyasla, vloggerlar bu işi daha çok para için yapıp çok da güzel para kazananlar var.  Tabi bunun yanı sıra onlar internet fenomenine dönüşüyorlar. 

Amacım blog ile vlog arası kıyaslama yapmak değil sonuçta blog yazıp sonradan vlogger olan ya da hem blogu aktif hem vlogu aktif kişiler var. Tebrik etmek lazım. 

Biliyorsunuz bir ara kitap tanıtım videosu çekmiştim ve 2 dk lık video için 2-3 saat uğraşmıştım. tabi benimkisi ilk deneyim acemilik ondan olsa gerek ama yine de hiç kolay bir iş değil. Bu arada gururla söylemeliyim ki kitap tanıtım videolarını türk halkına kazandırdım, sonrasın da pek çok kitap tanıtım videosu çeken kanallar açıldı. 

Vlogger olayı ne kadar daha sürer, bunun eğer varsa kaymağı ne kadar yenir bilmiyorum. Vloggerlık nedir, nasıl yapılır, kimler vlogger olabilir gibi soruların cevabı için bir post daha yapmam gerekecek gibi.

ve diyorum ki video çekmek eğlenceli olabilir ama yazmak güzeldir.

26 Nisan 2016 Salı

Sana Dün Bir Tepeden Baktım Aziz İstanbul

İstanbul dünyanın en güzel şehri derler, belki öyle belki değil. Ama benim gördüğüm kadarıyla İstanbul tam bir keşmekeş içerisinde. 

3 günlük istanbul seyahatim boyunca nerdeyse Ankara'ya nerden gidiliyor diye arandım durdum. 

Yolları, şehri taşımıyor artık  Yığınla insanın olduğu şehre bir o kadar dar sokaklar. dar yollar, Her köşe başında nerdeyse inşaat var. Kentsel dönüşüm muhabbeti almış yürümüş. Her yerde koca koca inşaatlar, residanslar yapılıyor.
 
Şehir kadar görkemli yapılar ve uçuk ev fiyatları.

Arkadaşıma sürekli neden insanlar kendilerine bunu yapıyorlar diye sordum ?

Hep söylerim istanbulu yaşamak var ve istanbulda yaşamaya çalışmak var. Yaşayamadığım bir şehirde karınağırısı çekmek niye ?

Stüdyo daireler, 1+1 evler de hınca hınç insanlar, İstanbul da yaşıyorum demek için değer mi ? 

Nişantaşından  - Eminönüne geçince iki farklı dünyaya gitmiş gibi oldum. 23 Nisan olduğu için sanırım ya da hep öyle bilmiyorum ama Eminönünde olağanüstü hal var gibiydi. Kapalıçarşı - mısır çarşısı girmedim dahi. İstesem de zor girerdim. Benim narin vücudum sakin beynim o kadar kalabalığı kaldırmazdı. 

Eminönün de girceğimiz bir sokakta, çantama sarıldım derin nefes aldım ve hazırım girelim sokağa dedim. 

Karşı tarafta sadece birkaç saat zaman geçirebildim ve eve dönmek için yalvarıyordum. Masum ankaralıyı yuvasına gönderin. 

Gözüm ne Ortaköyü gördü , ne galata kulesini, ha ama aklımda kalmadı değil oralara gitmek fakat gözüm yemedi.

Trafik beni ölesiye yordu ki arkadaşıma göre daha biz trafiğin olmadığı anlarda çıkmışız yola hep, aman tanrım !!!
 
Söylesenize kuzum nasıl yaşıyorsunuz o şehirde ??

22 Nisan 2016 Cuma

Nasıl Blog Yazıyorum

 2011 yılından bu yana blog yazıyorum, baktığnız da çok fazla post göremeyebilirsiniz nedeni çoğu postu silmiş olmam. 

Her blogger gibi gidiş gelişlerim çok oldu, ara vermelerim, bırakmalarım ama hep bir dönüşüm oldu buraya. 

Blog dünyası diğer sosyal medya platformlarından ayrı bir yanı var bence. Çok güzel arkadaşlarım oldu burdan. Hem de çok sağlam arkadaşlıklarım diyebilirim. 

Şanslıyım da bu konuda hep iyi insanlar çıktı karşıma. 

Bahsetmek istediğim tarafı bu değil di aslında. Daha çok nasıl post yazarım kısmına değineceyim.

Sadece yazarım ve giderim. Önceden planlamam, bazen bir postu yazarken 2 postluk konu gelir aklıma, bazen günlerce ne yazsam diye düşünürüm. 

Ve yazılarımı geri dönüp okumam, kelime hatalarımı çoğu zaman düzeltmem, yazdığım bir postu birkaç kez okuyunca sıkılıyorum ben o yazıdan. Sonra kaldırıyorum. Yayıınladıktan sonra da okumam pek.

Hayatım da da fazla irdelemeyi sevmem. hiçbir konuyu ve insanı irdelemem. Ondandır belki sadece yazar giderim kendi yazılarımı bile irdelemem. 

Bundandır devrik cümlelerim, birşeyi anlatmaya çalışırken başka birşeyi anlatmaya başlamam.
 
Peki ya siz nasıl post hazırlıyorsunuz ?


21 Nisan 2016 Perşembe

The Magicians

sihir sever misiniz peki ya büyü ? Her daim insanoğlunun bilinmeyen varlıklar, doğa üstü olaylara karşı ilgisi devam etmiştir. 

Bundan hasıl olsa gerek bilim kurgu ve fantazi yapımlar oldukça popüler ve kendine geniş yer buluyor.  Syfy kanalı da bu pastadan pay almak için olsa gerek The Magıicians dizisine bu sezon yayın hayatlarında yer verdiler. 

New york da gizli bir büyü okulu, aklınıza hemen  hogwarts gelebilir fakat burası mistik ortaçağ şatolarından değil bildiğimiz üniversite formatında. 

Qentin Coldwater isimli genç, yaşamış olduğu hayattan bıkmış depresyonun dibine vurmuş yalnız sorunlu kişilik. Tek kaçış yolu fillory adlı büyülük dünya da geçen kitapları okumak. Büyüye ve sihre karşı ilgisi var ama gerçekliğine inanmıyor ta ki yukarda bahsettiğim okulda kendini bulana kadar.

Okulda öğrenciler yeteneklerine göre sınıflandırılmış, o alanda eğitim alarak büyü güçlerini geliştiriyorlar. Okuldan atılanlar ise "cadı" olarak nitelendirilip, büyünün cazibesinden kopamayıp dış dünya da büyü faaliyetlerine devam ediyorlar. 

Dizinn şu anda 13 bölümü yayınlandı ben 10. bölüme kadar izleyip sıkıldım. orta halli bir dizi, ow muhteşem mutlaka izleyin diyemem, Hatta gerek bile yok sıkıcı bile diyebilirim dizi için.



 Blogcunun büyü için sözü
"Oysa ki yaşadığımız dünyayı tanıyabilseydik zaten bir sihir ve enerji akımı içinde olduğumuzu bilirdik. "


20 Nisan 2016 Çarşamba

Fear The Walking Dead

The Walking Dead ekmeğini uzunca yeyip dizi devam ettiği süre boyunca da yemeye devam edeceği aşikar olan robert kirkman ve arkadaşları bununla yetinmeyip kıyamet nasıl başladı öncesinde neler yaşandı diyerek aynı coğrafya da farklı insanlarla paralel bir dizi oluşturdular. 

Fear the walking dead bizi olayların en başına götürüyor, virüs nerden olduğu bilinmeyen bir şekilde grip gibi insanlara yayılıyor.  Bu dizide de yine dram yönü ağırlıklı, insan ilişkileri ön planda tutulmuş. Fütursuzca bir zombi saldırısı ve onları avlayan insanlar yok, insanın insana her aşamada düşman olabileceğini anlıyoruz ve yine zombiler arasında insanlar birbirleriyle hayatta kalma mücadelesine girişiyorlar. 

6 Bölümlük ilk sezon geçen sonbahar döneminde yayınlandı, dizinin şu anda 2, sezonundan 2 bölüm yayınlandı. Olaylar yavaş,gerilimli bir şekilde sürüyor. 

dizinin yapımcıları walking dead ile ortak bir bölüm düşünmediklerini ilk sezonda belirtmişler. 

tırnak içinde belirtmeliyim ki "dizinin ana karakterlerinden birisi ailenin uyuşturucu bağımlısı çocuklarını aşırı derecede  johnny depp e benzetiyorum."

Dizinin ilk sezonunda karada başlayan madison clark ailesinin kurtulma mücadelesi, 2, sezon başında deniz de devam ediyor, fakat denizinde kara kadar güvensiz olduğunun farkına vardılar. Tabi bunun nedeni zombilerden çok deniz korsanları ve hayatta kalmak için birbirlerini zombiye dönüştüren insanlar. 

19 Nisan 2016 Salı

Ben Küçükken ve ben gençken ve ben yaşarken

Ben küçükken yada ben gençken, ortaokul - lise dönemlerin de yaptığımız ergen muhabbetleri o onu demiş bu bunu demiş, şu bu yüzden bu tribi atmış aman ne konuşur ne konuşurduk, sanırdım ki büyüyünce böyle şeyler olmayacak. Bu bize ergenliğin vermiş olduğu bir hal..

Ne kadar yanılmışım..

30 lu yaşlarımın başında bile hala bazen kendimi bu muhabbetlerin içinde buluyorum, hatta çok sevdiğim bir arkadaşımla ortada hiçbir neden yokken konuşmuyor olmamız gülümsetiyor beni. İnsanlar sorsa neden konuşmuyorsunuz siz diye inanın verilebilecek tek bir cevap bile yok, anlamsız yere tripleşiyoruz, birbirimize gıcıklık yapıyoruz. Anladınız siz mod = ergen.

Bitmiyormuş yani bu muhabbetler, aman ne saçma ne saçma mevzular. 30 lu yaşlarda insanların konuşacak daha önemli mevzuları olmalı, mesela insanın arkasından atabileceği bir kaynanası olmalı. Kocişinin pis huylarını anlatmalı. Ya da bebiklerinin huysuzluklarını, evet çevremde bunlarda konuşuluyor ama mod= ergen'e bir yerde uğruyorsunuz.

Durumu fark edince mod=ergen muhabbetini yapıp gülüyoruz kaldığımız yerden devam ediyor arkadaşlıklarımız, e 30'ların bu kadar artısı olsun artık.

13 Nisan 2016 Çarşamba

Blog Yeni Düzenlemesi

Çabuk sıkılan biri olduğumdan belki de ya da değişikliği sevdiğim için belki de her ikisi de geçerli benim için.

aynı ürünleri, aynı kıyafeti, bazen aynı insanlardan bile sıkılıyorum. Hiçbirşeye gönülden bağlı kalamıyorum, bir süre sonra bende ki milatları doluyor. Eşya ise eğer sıkılınca kolaylıkla atabiliyorum, arkadaşsa eğer araya biraz mesafe koyabiliyorum. İş hayatım da ise 9 senedir aynı firmadayım ama tabi ki de sıkıldım. 

İnsan değişip gelişen bir canlıyken neden herşey olduğu gibi kalsın ki.

Değişime ayak uydurup çabuk adapte olanlar ve daha geleneksel olanlar. Belki de bazı insanlar gerimizde kaldığı için araya mesafeler giriyordur kim bilir.

İtiraf ediyorum değişime çabuk ayak uyduramam biraz geleneksel bile olabilirim ama hep aynı şeyler sıkıyor beni. 

İşte blog için de böyle bir dönemeçteyim. Nabrut ile beraber blog üzerinde çalışıyoruz, header yaptık birkaç ufak dokunuş daha yapıyoruz. Burayı daha çok sevebilceğim bir yere dönüştürüyoruz. 

Aslında dürri yekta olayından da sıkıldım. Belki bunu da değiştirip başka bi isim bulurum, gerçi yekta olayı benim üstüme yapıştı etiketim oldu.

Var mı sizin bu konuda fikriniz ? Hayatın tek düzeliği sizi sıkmıyor mu ?