29 Aralık 2015 Salı

Tesettürle - Fotoğraf Arasında Benzerlik Bulma

Tesettüre dair eleştirileri  sosyal medya'dan pek yapmam. Hatta hiç yapmam.  Eleştirilerimi arkadaşlarımla kendi aramızda ki konuşmalar da yaparız. Kendimizce de hatalı olduğumuz yerler varsa düzeltmek adına. 

Ama bunu görünce dayanamadım ve bu fotoğrafın altına yorum yaptık arkadaşımla beraber. Her yaptığımız yorum silindi, sakın yanlış anlaşılmasın eleştirmedik, kötü birşey yazmadık. sadece yazdıkları ilk cümle ve paylaştıkları fotoğraf arasında ki ilişkiyi anlamaya çalıştık, olmadı.

"TESETTÜR FİRMALARININ İLK TASARIM OFİSİ OLARAK TANDIĞINIZ" diye başlayan cümle ve yanında ki görsel. Göz tabi ki tesettür ve görsel arasında gidip geliyor. Ben epey inceledim ama tesettür ile görsel arasında benzerlik göremedim.

Benim göremediklerimi sizin bana göstermenizi rica ediyorum.

Bunun dışında şu anda arkadaş tavsiyesi ile okuyor olduğum Fatma Barbarosa ait bir kitap var ki ŞOV ve MAHREM isminde ondan biter bitmez bahsetmeyi çok istiyorum. Tam da bu keşmekeşe açıklama getirecek seviyede. 

Kendi adıma çok üzülüyorum, bilinç altımıza tesettürün bu şekilde de olabileceği algısını yerleştirdikleri için.




28 Aralık 2015 Pazartesi

Güçlü Kadınlar

Zayıf bir karakterim olsun isterdim. Ya da baskın olmayan bi karakter. Babasının naif kırılgan kızı olsaydım. Annesinin sürekli hasta burnu akan kızı olsaydım. Belki daha az mücadele vermek zorunda kalırdım bu hayatta. 

Allah dağına göre kar verir derler ya hani, benim dağımı alçak tepeler oluştursaydı. Özgüvenim babamın beni şımartmasından gelseydi. Hayatta daha az yontulsaydıım. En ufak bir sorunda ölcek gibi hissetseydim. Günlerce yataktan çıkmasaydım annem bana çorba getirseydi. 

Birileri de benim arkamı toplasaydı. Herşeyi tek başıma yaparak kazanmasaydım. İsteklerimin olması için bu kadar çalışmak zorunda kalmasaydım. 

Biride bana çalışma bu şartlar da gel deseydi....

Herkes yaşadığı zorluğu anlatırken dinledim sadece, kime ne anlatsaydım. 

Diktatör, otoriter, huysuz.geçimsiz denildi.... Sadece "zor" dum. Benim yolum hep zorluktan geçti, kolay nedir bilmedim ki kolay olayım. 

"O" bunu yapamaz denilmedi hiç, nasıl yapayım dediğim de "Ne var ki" denildi. Hep yaptığım için belki de, şu hayatta girdiğim depresyon en fazla "3 gün" sürdüğü için belki de.

Ağlamayı beceremediğim için belki de...

Yontuldum, yontuluyorum, yontulcam, benim mücadelem "zor"luklarla bu hayatta. 

Ha birde unutmayın güçlü kadınları zayıf erkekler buluyor.....

26 Aralık 2015 Cumartesi

Once Upon A Time

Artık bu sezon bir hikaye çıkmaz ya da başa sarar kendini tekrarlar vs vs gibi düşüncelere hakim olup ama her sezon da beni şaşırtmayı ve kendini izlettirmeyi başaran bir dizi. 

Hikayede ki karakterleri sayıyorum ve tamam artık bitti diyorum ama  bir daha ki sezona ne çıkar acaba ne yapacaklar diye düşünmeden kendimi alamıyorum.. Nerdeyse bütün hikaye karakterlerini gördük bu dizide, 5, sezon da King Arthur ve meşhur merakla beklediğimiz büyücü Merlin hikayeye dahil oldu. 

Takip edenler bilir 4, sezon sonun da, Emma karanlık olan olmuştu ve 5, sezon bununla başladı. Bütün kasaba emma'yı bu lanetten kurtarmak için büyülü ormana tekrar döndü aslında Camelota büyücüyü bulmaya gittiler. Ve hikayemize Arthur ve Merlin dahil oldu. Bunun yanı sıra turuncu kıvırcık saçlı kızı hatırlayan var mı içiniz de ? Brave - Cesur da bu sezon dizi de yerini aldı. 

Dizi şu anda sezon arasın da ve en son Merlin'in ölmesi ki Merlin karakteri biraz zayıf işlediler, Sezonlar boyunca büyücü büyücü denildi ama birkaç bölüm de büyücüyü öldürdüler. Birde Rumple yine yaptı yapacağını adam karanlığı seviyor, tam düzeldi oda artık iyilerden derken bütün karanlık gücü kendinde toplaması da neydi öyle ? Bi insan ol artık. Herkesi kaybettin bu uğurda.

Sezon arası diyordum, kasaba halkı Kanca'yı diğer taraftan kurtarmak için yola çıktı. Bakalım Emma'nın sevgisi ,Kanca'yı yer altından çıkarmasına yetecek mi. Öyle sanıyorum ki yer altı deyince akıllara gelen tek isim Hades. Yunan mitolojisine de el atarlarsa artık dizi epey bi sürer. Belki Pegasusu bile görebiliriz.
 

25 Aralık 2015 Cuma

Sevdiğim Kitap Cümleleri - Vefa Apartmanı

"Allah var. Büyük Allah var. Her şeyi görüyor, biliyor. Gördüğüne ve bildiğine inanıyorum. Gerisi laf u güzaf. Yapılacak tek şey tebessüm etmektir."

"Ne tuhaf bu gök kubbenin altında herkes bir şeyler duyup bir şeyler söylüyor, fakat her duyuş, her söyleyiş ve her görüş, nihayet, mukabil olduğu eşyayı aksettiren bir ayna parçacığına benziyor. Fakat nerede o kamil ve mükemmel duyuş ve duyuruş ki, içine bütün cihanın aksettiği muazzam bir ayna olsun...."

"Allah gayrı değil ki ona vasıl olasın. Perde olan senin kendi varlığındır. sen sensiz Allah'a git, aramızdaki engel hep senin senliğindir..."

İddianameden, müdafaadan söz açtığında, babam hep "Namz kıl" dermiş. "Ben kılıyorum"deyince de, "Öyle Allah'a sadaka verir gibi namaz mı kılınır, secde et secde.....' dermiş...."

"Hiç aşık oldun mu?', "Hiç secde ettin mi?" diye tekrar sorarmış. "Efendim ben 5 vakit namazımı kılıyorum" deyince de, yine , "Hiç secde ediyor musun" dermiş. 

"Hiç sensiz yaşamadım ki öleyim, derdimden gafil olmadım ki güleyim...."

yazmaya kalksam bütün kitabı burda anlatabilirim,  bu yazdıklarım umarım kitabı alıp okumanız için yeterli olur.

24 Aralık 2015 Perşembe

Eski Zamanlar

Bu yaşımda eski zamanları yad edeceğimii bilemezdim. Ama kentsel dönüşümle beraber , küçük sokakların, mahallelerin yerini alan büyük büyük binalar,bir apartman binasına bir köyü sığdırabilecek büyüklükte beton soğuk buz gibi yapılar sayesinde ah eski arkadaşlarım diyebiliyorum.

Komşuluk annemin anlattığı sokak ta kaldı, ve benim ilkokul çağında yaşadığım küçük sokakta ki gecekondu evlerinde. Hatırlıyorum da haftasonları komşu çocuklarla sokağımızı temiz tutalım kampanyası yapar, bütün sokağı süpürürdük. Sonra da vurun oyunun dibine. Sokakta oyun var diyen çıkardı. öyle ki kış ayların da kar yağınca büyüklerde bize eşlik edip bütün komşular kar da oynardık.  Yazdığım kadar güzeldi o zamanlar. 

Şimdi en fazla yan komşunuzu tanıyorsunuz, Alt - üst komşuyu geçtim. Şimdiki  oturduğumuz yerde taşındıktan 1 sene sonra yan komşuyu tanıyıp selamlaşmaya başladım. Başka kimseyi tanımıyorum, Kim nedir nerde oturur bilmem, Onlarda beni tanımaz. Bazen rastlaşınca anneme bu kim diye soruyorlar o derece. 

Annem her zaman kapısını çalabilceğin bir komşusu olmalı insanın der, tartar biçer kendine en uygun kişiyi seçer. Bu konuda yanılmazda. Eski komuşlarla misal hala görüşürüz Öyleki ilkokula giderken yaşadığımız yerde ki komşularla bile görüşmüşlüğümüz oluyor. Araya ne kadar zaman girerse girsin eski dostların yeri hep bir başka oluyor. 

Bu konuda yazılacak söylenecek anlatılacak çok şey var evet. Ben yaşım yettiğince yazmaya çalıştım. Umarım eksiklerimi sizler doldurursunuz.


23 Aralık 2015 Çarşamba

Eskilerinizi Ne Yaparsınız ?

Eski giysiler ya da birkaç sezon gardrobunuz da bekleyen giyecekler.Satsanız satılmaz ama atsanız atılır.

Durur durur beklersiniz o an gelecek ve giyeceğim diye lakin hiç bir zaman vakti gelmez, ya da bir iki kez ancak giyersiniz, bu tarz giysilerinizi ne yapıyorsunuz ?

Benim anneannem'den geçen kötü bir alışkanlığım, dolabım da giyecek bekletmem. Baktım giymiyorum atarım. Ya da epeydir bekliyor giymekten sıkıldım, eskimiyor da , verebilceğim birisi yoksa yine atarım. 

Kalabalık giysi gruplarını sevmiyorum. Giymediğim bir kıyafet dolapta durarak döküntü oluyor sadece ve sanki giyecek çok şeyiniz varmış imajı veriyor. Bu yüzden bekletmek bana göre değil, giymiyorsanız atın gitsin. Kuru kalabalık, döküntü of of gereksiz.

Ben atmıyorsam annem uyarır, ne çok giydin onu at artık diye. Bahsettiğim olay müsriflik vs vs değil, yanlış anlaşılma olmasın. Ama ben ihtiyaç sahibine eski giysi vermekten yana değilim. Benim giymediğim eskilerimi bir başkasın da görmek bana üzüntü veriyor. vermem gerekiyorsa yenisini alır veririm. 

Ama lütfen düşünün dolabınız da yukarta bahsettiğim gibi ne kadar çok giysiniz vardır. Yenisini almaya kalkasınz vicdan yaparsınız var diye, ama o var olan bir işinize yaramaz.

Benim hiç gençliğimden birşey kalmaz, ya da 5-10 sene öncesinden aaa tertemiz duruyor hala diyebileceğim hiçbirşeyim yok. Şimdi düşününce bu bana genlerimden geliyor, biz, teyzemler, hepimiz anneannemin ürünüyüz. O atıyordu ve biz de atıyoruz. 

22 Aralık 2015 Salı

Mevlit Kandili

Mevlit Kandili Hz Muhammed SAV efendimizin dünyaya teşrif ettiği gün, bugün, bu gece. Ne kutlu, ne mutlu bir gün. Sevgilinin, en sevilenin, en sevenin doğduğu gün. 

Bol bol salavat çekelim, tevbe edelim, bu kutlu günde bizde bağışlanma umalım. Şairin dediği gibi . "Af dilemeye geldim affa layık olmasam da" 

Kandil günlerini zaten halk olarak bilinçli geçirdiğimize inanıyorum, günler öncesinden salavat zincinleri kuruldu, ihlas süreliri okundu, hatimler indirildi, Hepsi halihazırda bekliyor bu geceyi. İnşallah bu gece dualardan bizlerde nasipleniriz.  

İnananların kandili mübarek olsun.


21 Aralık 2015 Pazartesi

DÜĞÜN DERNEK 2

Pazar günü aktivitesi kızlarla gezmeler, sinemaya gidip hoş zamanlar geçirmek. Yalnız AVM insanı değiliz biz. Ne kadar kalabalık oluyor. Kalabalık ortamlar da baş ağrısı ve yorgunluk hasıl oluyor bende, buna en güzel açıklamayı arkadaşım getirdi. " AVM kapalı ordam, herkes ayın havayı soluyor, milletin soluduğu pis havayı içimize çekiyoruz ondan" dedi ki, çok mantıklı geldi. Biz bize eğlendik, alışveriş yaptık sinema izledik yemek yedik ohh miss.

Gelelim filme, biz kendimizi gülmeye adapte edip gittiğimiz için oldukça güldük ama eleştiri yapmak gerekirse , biraz dayatma olmuş gibi geldi. İlk film de daha çok güldüğümü hatırlıyorum. Mesela bu filmi izlerken biraz sıkıldım, TV de verseler izleyecek başka hiçbirşey yoksa bunu izlemeyi tercih ederim.

Sağlam ince espriler vardı evet, ama düşününce bu film de bu kadar olur du sanki. Bilemedim. Fikret karakteri bu kez biraz sönük geldi, Çeto da aynı şekilde, yılmaz da öyle. bu film de daha fazla karakter vardı.
3, film çıksa sinema da izlemeye gitmem, beklerim dvd çıksın diye.




19 Aralık 2015 Cumartesi

Leke Tedavisin de C Vitamin Serumu

Kış ayları cildimiz için oldukça zorlu bir dönemdir. Soğuk havanın etkisiyle cildimiz de nem kaybı meydana gelir ve bu da kuruluğun önünü açar. Eğer ki zaten kuru bir cilde sahipseniz bu aylarda özellikle nem takviyesine ihtiyacınız var demektir. 

Bunun yanı sıra kış ayları leke tedavisi gibi işlemler için en uygun zamanlardır. Yazın düşen lekelerimizle artık savaşma zamanı. Malesef iki sezondur yüzüme güneş lekesi düşüyor hep de aynı yere, kışın bunlarla savaşıp yeniyorum yazın o kadar iyi korumama rağmen güneşin etkisiyle yeniden kendini belli ediyor. 

Artık leke tedavisi için bir çok yöntem mevcut evet ama bu da lekenin yapısına göre değişiyor. Çok güvendiğim dermatolog doktorum lazere ihtiyacın yok senin diyerek her seferinde expigment tedavisi uyguluyor, Bu kez ilaç yanın da yan ürünler de tavsiye etti. Hepsini adıp adım sizlere anlatacağım. 

Ancak bugün Anna gaspi'nin C vitamin serumun'dan bahsetmek istiyorum. Gıdalardan aldığımız C vitamini malesef cildimize etki etmiyor, cilt için bunu dışardan karşılamak zorundayız. Leke tedavisi ve daha bir çok cilt problemin de mutlaka C civtamini kullanmak durumundayız.

Leke tedavi ürünlerinin içinde de mutlaka C vitamini yer alır. Piyasa da satılan C vitamin serumları içerisinde en yüksek oranda c vitamini bulunan serum anna gaspi. Sabah akşam yahut sadece sabah veya akşam olarak kullanılabiliyor. 

Düzenli kullanım sonrası cildiniz de gözle görülür şekilde farklılık meydana geliyor. Cildiniz daha parlak , canlı bir hal alıyor. üstelik kuruma gibi sorunlarınız yok olup cilt yağlanmadan sadece nemleniyor.

Sonuçta görünleri kıskandıran ışılıtılı bir cilde sahip oluyorsunuz.

18 Aralık 2015 Cuma

Neşet ERTAŞ diye yazılır NEŞE DERT AŞK diye okunur

Devlet tiyatrolarında yine harika üstü bir oyun sahneleniyor. Biletler satışa dahi dolu çıkıyor ve  boş olan yerlerse birkaç dakika içinde tükeniyor. Sıkı takiplerim sonucu 2 tane bilet alma şansına sahip oldum. Zaten harika bir oyun izleyeceğimi bilerek gitmiştim ve beklentilerimin üstünde bir oyun izleme şansına sahip oldum.

Neşet Ertaş'ın hayatını birbirinden güzel türküleri içerisinden seçmeler yaparak hem anlattılar, hem canlandırdılar hem de bize harika bir müzik ziyafeti sundular.

Özellikle Mert Kılıç isimli bağlama ustası, yanına gidip abi sen gerçek misin diye sorası geliyor insanın. Bu nasıl çalmak, nasıl söylemek, ayrıca bu karizma neyin nesi.. 
Kimsin ki sen ?? Bilen duyan var mı bu arkadaşı. 

Öyle harikaydı ki annem playback yaptıklarını düşünmüş ne zaman ki "Yalan Dünya" ezgisine bizleri de dahil edip nakaratını bizlere söylettiler o noktada playback değil canlı müzik olduğuna inanmış. 

Ve oyun sonrası dakikalarca süren alkış tufanı, ne oyuncular sahneden çekilebildi ne seyirci onları bıraktı. Emeklerinin karşılğını manevi anlam da yoğun ilgi ve alkışlarla sonuna kadar alıyorlar.
 




17 Aralık 2015 Perşembe

STAR WARS YENİ BİR UMUT

Star Wars Güç Uyanıyor bugün gösterime giriyor, ilk gösterime malesef bugün tiyatroya gideceğim için gidemiyorum. Birkaç gün içerisin de gitmeyi planlıyorum böylece seriyi de bitirmiş olacağım.
Seri film izliyorsanız eğer en baştan izlemelisiniz ki konuya hakimiyetiniz olsun, bu kim nerden çıktı haydaa sen de kimdin gibi düşüncelere maruz kalmak istemiyorsanıız. 

Star Wars Yeni Umut Bölüm 4 1977 yapımı, Film sonradan yapılan takviyelerle hd kalitesine yükseltilmiş. Tabi ilk üçleme de harrison ford gibi bir etken de olunca filmi mutlaka izlemeniz gerekenler arasında yer alıyor.

İlk filmde bilmeniz gerekenler jedi savaşçıları tarafından kontrol edilen güç ( bütün evreni kapsayan metafizik enerji)  "Güç", kullanıcılarına, telekinezi, kehanet, öngörü, zihin kontrolü gibi çeşitli doğaüstü yetenekler bahşeder ve refleksler ve hız gibi pek çok fiziksel özelliğin gelişmesini sağlar.
Ayrıca yıldız savaşları kurgusal bir galaksi de geçer. Bir çok galaksi - gezegen ve pek çok uzaylı yaratık tasvir edilmiştir. Ve tabi onlara bir çok alanda yardımcı olan robotlar.

Prenses leila ve isyancılar yıldız gezegeninin planını ele geçirmiştir ve darth vader leilanın peşindedir. Prenses leila, planları bir mesajla beraber obi- wan kenobi yaşayan son jedi'ye gönderir. Obi wan kenobi - Luke Skywalker'dan yıldız gezeninin yok etmek için yardım ister ve luke için jedi olmanın önü açılır.ikilinin  yolları  onlaı yıldız gezegenine götürecek olan korsan pilot solo (harrison ford) ile kesişir. Yıldız gezenin de , Luke , obi wan ve dark vater'in dövüşmesini izlemek zorunda kalır, obi wan kendini sonsuzluğa bırakır ve güç Luke Skywalkere geçe. Luke isyancılar ve arkadaşlarıyla beraber yıldız gezenini yok eder.


16 Aralık 2015 Çarşamba

Yine Yılbaşı Sendromuna Girdik

Her sene noel ve akabinde yılbaşı gelince ülke olarak sendromumuz depreşiyor. Yine her sene olan tartışmaların ortasın da kendimizi buluveriyoruz.

Sosyal medya'dan görüyorum ki bu tartışma heryere sıçramış durumda. İnstagram , Twitter , Facebook hala başlamadıysa yakında Blogger'lar da. 

Bir taraf tebliğ yaptığnı savunurken diğer taraf size ne kısmında. Bir başka kesim ben yılbaşı kutluyorum noel değil derken başka bir taraf ben yılbaşı renklerini seviyorum der. Ve başka bir taraf başka bişi söyler... 

Ve bu tartışmalar 1 Ocak gününe kadar devam eder.

Yine sosyal medya da dolaşan çok komik karikatürler var. Görünce gülmemek elde değil, bu sabah gördüğüm bir tanesi noel baba diye adlandırılan kişi,  bir çocuğa yazık sizin ak sakallı dedeniz yok mu diye soruyordu ?  Bizim rüyalara giren oldukça popüler bi aksakallı dedemiz var oysa ki..

 Ben bu kısmın izleyen tarafında yer alıp  inanış ve fikir yapıma göre bu süreci kendimce yaşıyorum. 

Şöyle bir hadis var ve bu duruma düşmekten hayatımın her anında korkuyorum, Sadece NOEL - YILBAŞInda değil !!!

"Kim bir kavme (topluluğa) benzemeye çalışırsa o, onlardandır."
 Ebu Davud.

Ve bilmeyenlere - öğrenmek isteyenlere evet anlatılabilir yada kişi fikri yoksa kendince araştırıp doğru bilgiye ulaşabilir, ama türkiye de yaşıyoruz diye herkesin müslüman olacak diye bir kayde yok, ve bunun için insanların birbirini eleştirmesine, hararetli tartışmalara girmesine ve bazen kafir!! olarak nitelendirmisini ise üzülerek izliyorum.



15 Aralık 2015 Salı

IMAX SİNEMASI

Size biraz hatta bilmeyenler için IMAX sinemasın'dan bahsetmek istiyorum.Benim kuzenimle sinema rituellerimiz vardır. Öyle ki  İMAX sinemasını keşfedince 3 boyutlu normal sinemalara gidemez olduk.  

Biz film ayırt etmeden IMAX de ne varsa onu izleriz. En saçma filmleri bile sinema şaheserine dönüştürebiliyor, Jurassic Park gibi. 

Bilmeyenler için belirtmiş olayım, Imax sinema perdesi olayını ortadan kaldırıyor, size yalın gerçeklik sunuyor. Terminatör izlemeye gittiğimiz de ön sıramız da oturan kişi filmde ki yangından sonra etrafa yayılan külleri yakalamaya çalışıyordu. 

Bizim takip ettiğimiz kadarıyla görselliği ön planda olan filmler gösterime giriyor. Hoıbbit - Thor - Terminatör - Jurassic Park gibi.. Sinema da film izlemek evet keyiflidir ama imax de film izlemek çok daha fazlasıdır. 

Terminatör filmini izlemeye gitmişiz, film sonun da sinemadan çıkmamız epey geç saati buldu gece 12'yi geçiyordu sanırım, hala filmin etkisindeyiz tabi. Taksiye bindik, şoför bey Zeki Müren açınca biz kendi gerçekliğimize döndüğümüzü fark ettik. Kabullenemedik sağdan soldan taksinin üstüne Arnold atlasın AstalaVista desin diye bekledik. 

Fiyat olarak normal sinemalara göre oldukça pahalı, ama inanın bir kez imaxe gidince geri kalan herşey  sahte geliyor.

Sıradaki filmimiz ise herkes gibi bizde yıldız savaşlarını bekliyoruz.

14 Aralık 2015 Pazartesi

Sevdiğim Kitap Cümleleri


Eğer günün birinde, gerçekten de bir başksına, "herşey silindi ve artık yalnız sen varsın", diyebildiyseniz ya da bunu gerçekten hissettiyseniz, bunun yalnız ayaklarınızı yerden kesen değil, aynı zamanda ne korkunç bir duygu olduğunu da bilirsiniz.
                                                                                                Başucumda Müzik / Kürşat Başar

"Gökyüzü gibi birşey bu çocukluk / hiçbir yere gitmiyor."
                                                                                         Başucumda Müzik / Kürşat Başar

Eğer yalnız kalmaktan korkuyorsanız herkese iyi davranın, başkalarının dediklerini yapın, yoksa sizi tek başın bırakırlar.   
                                                                                          Başucumda Müzik / Kürşat Başar

Bazı insanlar hayatlarını kendi istedikleri gibi kurarlar , Geri kalanlarsa onlrın yaptıklarını birbirlerine anlatıp dururlar.
                                                                                          Başucumda Müzik / Kürşat Başar

Hepinizin yalnızc size ait sırlarınızı bilen içinizdeki arkadaşınız.... 
                                                                                           Başucumda Müzik / Kürşat Başar

Savaşları kimsenin kazanmadığını unutmuştum. 
                                                                                               Başucumda Müzik / Kürşat Başar

İnsan soykırım yapabilen tek canlıydı... 
                                                                                                 Başucumda Müzik / Kürşat Başar

Bunlar ilk 60 - 70 sayfa da altını çizdiklerim, sonrasın da kendimi hikayeye öyle kaptırmışım ki sadece okuyup, düşünüp, içinde kaybolarak bitirmişim.     


12 Aralık 2015 Cumartesi

She Was Pretty

Yaklaşık yaz'dan beri çok yoğun ve yorucu günler geçirdiğim için kore dizilerine ara vermiştim. Sakinlediğim günler de tekrar bir dizi izleyim dedim ve nabrut'un önerisiyle Swe Was Pretty dizisin de karar kıldım.

Konusu vs vs bunlardan bahsetmek istemiyorum eğer nabrut'un bloğunu ziyaret ederseniz kendisi bu işin duayeni zaten herşeyi didik didik yazıyor. 

Tekrar dizi izlemeye başlayınca fark ettim ki önceden gözlerde kalp şeklin de izlediğim romantik komedi dizileri artık çocuk dizisi gelmeye başladı. Yani kendilerine göre bir özgünlükleri yok artık, her dizi de aynı sıradan klişeler, ruhu kaybettiler bence. Aynı kelimeler, aynı sahneler bir yerden sonra, bir sonraki sahne de ne geleceğini, ne söyleyeceklerini ,nasıl bakacaklarını, oğlan kızın kolunu nasıl hızlıca kendine doğru çekecek tahmin ediyorsunuz.

Bu dizi de ki tek güzel şey hye jin ve ha ri'nin özenilesi hatta kıskanılası arkadaşlıklarıydı ki bu da bildiğiniz ütopya. Sadece kore dizisin de olacak cinsten. 

dizi 16 bölüm ve ben 12 bölümü zor izleyip 16. bölüme geçiş yaptım, bu dizilerin güzelliği burda bölümler arasın da atlayın sahneler arasın da atlayın hiçbişi kaçırmıyorsunuz, dizinin başlangıç anından itibaren sonu belli oluyor. Her zaman esas kız ve esas oğlan sonun da evlenir yada birleşir. Ama bu finalleri bile doğru düzgün yapamıyorlar. 


11 Aralık 2015 Cuma

At Kılı Fırçası Ve Selülit

Selülitler başımıza bela değil mi hanımlar ? İlerleyen yaşlarda maalesef hepimiz selülitle tanışıyoruz. Kalça bölgesinden aşağı doğru inen portakal kabuğu görünümü aynaya baktıkça çok tiksinç gelebiliyor.
E tabi kahve ve şekerli yiyecekler de bu durumu körüklüyor. Selülit için bir çok tedavi var evet, kremler bunun en bilinen yöntemi, fakat son yıllar da at kılı fırçası da hayatımıza girdi.

 Aranız da bilmeyen var mı bu tekniği bilmiyorum.  Ama ben geçen yaz tanıştım kendisiyle ve yaklaşık 5 ay dır olarak düzenli kullanıyorum. Ve hafifleme olduğunu söyleyebilirim.

At kılı fırçası dediğimiz ürün watsons ve gratisler de sürekli bulunan, fiyat olarak da 5-10 tl 'lik bir şey.
Fırça'nın kullanımı şu şekilde sabah kalktınız yahut akşam yatıyorsunuz yatmadan evvel bacaklarınıza aşağıdan yukarıya kalça bölgesine doğru kuru olarak bir kaç kez fırçalıyorsunuz.Fazla bastırmasınıza gerek yok ama önemli nokta tek bir hamle de yapmanız parça parça fırçalamayın yani. 

Fırçalama vücudunuz da kan dolamışını hızlandıracağı için selülit tedavisinde de oldukça faydalı. Deneyen bir kaç arkadaşımdan da biliyorum, bence selülitle savaşma da en etken yöntem bu.

10 Aralık 2015 Perşembe

Bomonti’de yepyeni bir yaşama çok az kaldı… Bu çok özel yatırım fırsatını kaçırmayın!


155 apart daireli The House Residence ve 51 odalı The House Hotel, 2016 yaz döneminde Bomonti’de kapılarını açmaya hazırlanıyor. 

Yenigün İnşaat yatırımı, The House Collection markası ve FYP’nin dizayn, marka ve konsept planlaması ile Bomonti’de hayat bulan The House Residence’da ince işler hızlı bir şekilde devam ediyor. Özel dizayn tasarımları ile hazırlanan örnek daireler, bugünden The House Residence tasarım anlayışını ve Bomonti’deki yaşamı keşfetmeniz için sizi bekliyor…

Modern yaşam, sanat ve dizayn ile zenginleşen The House Residence’ta yaşam stüdyo, 1+1 ve 2+1 dairelerde çok özel ödeme planları ile yatırım fiyatı 230 Bin Dolar’dan başlayan fiyatlarla sunuluyor. Dairelerin yatırım planlama ve uzun/kısa dönem kiralama hizmetlerini ise daha ilk günden FYP sizin için yapıyor… 

Dinamik, sosyalleşmeye açık ve konforlu bir yaşamın kodlarıyla şekillenen The House Residence Bomonti’de, 1+0’dan 2+1 ve penthouse’lara kadar 44 m2 ile 199 m2 arasında değişen, özel tasarıma sahip 155 adet apart daire seçenekleri sunuluyor. Yaşama renk katan detaylar ise projenin lounge, dining room, spor kulübü, club ofisi, kafeleri, peyzaj alanları ve teras gibi alanlarında odaklanmış durumda. Yaşamı ortak alanlara taşıyan The House Residence, servis zenginliğini ve kalitesini aynı binada bulunan 51 odalı The House Hotel’den alacak. 

The House Residence’da dairenin yatırım planlaması daha ilk günden senin adına yapılıyor, detaylar seni yormuyor. Bütün dairelerin kısa, uzun dönem kiralama hizmetleri The House Residence yönetimi ve FYP tarafından, uluslararası zincirlerin işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. The House Residence, her detayı özenle planlamaya dayanan modern tasarım anlayışını evinize de taşıyor. Dilerseniz tüm yaşam alanlarınızı sizin seçimlerinizle güzelleştiriyor. Taşınmaya hazır, zevkle döşenmiş, titizlikle hazırlanmış bir otele gelir gibi bavulunuzu alın, gelin ve yaşamaya başlayın.

Bomonti’ye tasarım dokununca

Piramit Mimarlık Turgut Toydemir tarafından projelendirilen The House Residence’ın yaşam konsepti ve iç mimari planlaması FYP Proje Geliştirme’den Tony Phillipson’ın İngiliz Conran  + Partners ile gerçekleştirdiği özel işbirliğiyle hayat buldu. Peyzaj ve cevre düzenlemesinde ise Hyland Edgar Driver imzası var. Geleneksel ve modern endüstriyel alanların yansımaları, modern mimari ve yaşam tarzı kodlarını harmanlayan tasarım New York Soho, Londra Covent Garden ve Paris L’es Halles gibi örneklerle de organik bağa sahip. Ortaya çıkan sonuç ise, ana yaklaşım olarak modern mimari, life style konsept ile geleneksel ve modern endüstriyel tasarımı birleştiren yepyeni bir konsept. 

7/24 hayat, hizmet, mutluluk

The House Residence Bomonti, The House Hotel, The Residence Lounge, The Dining Room, The Cafe, The Club Fitness, The Club Office, The Garden Terrace ve The Services gibi mekan ve hizmetleri aynı binada, aynı çatı altında bir araya getiriyor. The House Residence’da kişiye özel servisler, Bomonti’nin ilk dizayn oteli The House Hotel işletmesi ile sunuluyor. The Services olarak tanımlanan sınırsız hizmetler ile, iki farklı noktada 2 farklı resepsiyon ve özel asistan, housekeeeping, vale, teknik servis, güvenlik ve ev sahibi kullanımına hazır laundry alanı, apart daire sahiplerine ev ortamında da otel konforu sunmayı hedefliyor. 

Evler sakin, ortak alanlar yaşamla dolu

Konut, hotel, sosyal yaşam alanları, spor kulübü ve service ofis alanı ile bir yaşam merkezi olarak hayata geçen The House Residence, eğlence, yaşam, iş ve spor keyfini birlikte sunuyor. 2016 yazında tüm sosyal alanları ile hayata geçecek olan The House Residence sakinleri The Dining Room’da dilerlerse hazırladıkları yemeklerle dilerlerse özel asistanın yardımıyla davetlerini verebilecekler. Sabah 7:00 – gece 24:00 saatleri arasında kişiye özel hizmet veren The Residence Lounge, size özel bir mekan olarak tasarlandı. The Club Fitness sağlıklı bir yaşam sunarken, giriş terasında yer alan The Cafe’ler de ise Nişantaşı, Galata ve Karaköy’ün gözde mekanlarını sizlerle buluşturacak. 

Daha ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Hc Saç Bakım Yağı

Hamurunuz da yoksa hiç bi saç böyle olmuyor, rüya alemin de yaşamaya gerek yok. Aldatıcı reklam şampuanları gibi bir yıkamayla saçlarınız muhteşem pırıl pırıl olmuyor bırakınn bir yıkamayı aldığınız ürünün dibini görseniz dahi o saçlara sahip olamıyorsunuz, neden ? çünkü hamurunuz da yok. !!!

hatırlıyorum da lise döneminde staj yapmış olduğum kurumda bir kız vardı saçları o kadar çok ve gürdü ki , tıpkı barbie bebeklerinin saçları gibiydi, belinden aşağı salınır uçları luleli, o  yürürken arkasından izlerdim. Sonra bir gün servisde o saçlarının gittiğini yerini kısacık saçların aldığını görünce şok olmuştum. Hayatım da gördüğüm en güzel saç onun saçıydı.

Şimdi denediğim kullandığım öyle ki 1 senedir kullanıp hala da kullanmaya devam ettiğim HC Saç Bakım Yağı'dan bahsedeyim biraz. Efendim ürün içeriği saçlarınızı o yukarta anlattığım şekilde saç vaat ediyor üstelik diyor ki saçlarınız belinize gelsin, 3 katı hızlı uzasın. Siteye giriyorsunuz bir çok ünlü yorumu, herkes de bir memnuniyet sanıyorsunuz ki olmayan saçlarım var olacak. 

Şampuan - Kremi - Yağı ve Avox bütün seriyi aldım sonuç mevcut saçlarım da hiç bi değişiklik yok, Sadece organik ürünler olduğu için saçlarımın daha temiz yıkandı hepsi bu. Saçlarım daha hızlı ve daha güzel uzasın diye boşuna para vermeyin arkadaşlar. Neden hala kullanmaya devam ediyorsun derseniz, yazık değil mi o kadar para verdim hiç değilse kullanayım :)

Şampuan hakkın da ise şunu söyleyebilirim, sakın ola organik şampuanları saç kremi olmadan kullanmayın yoksa saçlarınız keçe gibi olur.   



9 Aralık 2015 Çarşamba

El Bakımına Dair Bir kaç Tüyo

Geçen sene kış mevsimin de hatırlıyorum da ellerim öyle kötü olmuştu ki, artık çatlayıp kanamaya başlıyordu. öyle ki kulandığım kremler dahi fayda etmedi. Vazelin özellikle hikaye arkadaşlar zaten ellerimi çatlatıp kanatan vazelin oldu. Neyse o sıra farmona markasına ait bir kremle tanıştım ve ellerim oh mis yumuşacık haline geri döndü. Bunu bir kenara bırakırsak. 

Kış mevsimi hava soğuk, ayaz, etrafta nem adına hiçbişi yok, üstelik ellerimiz en çabuk kirlenen bölge olduğu için sürekli kimsayal madde içeren ürünlerle yıkamak durumundayız. E zaten hava şartları kötü bir de kimyasallar of of ellerimiz ne yapsın.

Geçen yolda bir arkadaşımla rastlaştım, akşamın ayazı çıkmış, ankara soğuyu beterdir ki daha asıl ayazları görmedik, neyse velhasıl arkadaşın elleri öyle kötü çatlamış ki erkek olsam elini tutmak istemezdim o derece kötü görünüyordu. Çantamdan çıkarıp krem vermek istedim ama fayda etmez diye vazgeçtim. O derece !!

Ellerimizi birbirine oğuşturduğumuz da hatır hutur ses çıkıyorsa ellerinizin işi bitmiştir. Acil bakıma ihtiyacı var. Yine bir arkadaşım vakti zamanın da bana şöyle bir öneride bulunmuştu, yapmıştım da ve ellerim öyle güzel olmuştu ki anlatamam. 

Reçete şu şekilde, evde ne tür krem varsa elinize sürün, el kremi olarak yani. Yine ellerinize zeytinyağı ve limonu karıştırarak bir güzel yedirin. arkasından ellerinizi sıcak havluya sarın. Havlu kremi - yağı emer diye düşünebilirsiniz çok nomal öyle de oluyor zaten ama sonuç muhteşem. 

Pammuk pammuk elleriniz olacak benden söylemesi, güzel el güzel ve temiz tırnak önemlidir. Bakanlar sizi kıskansın ne güssel elleri var diye. 

Sizin de bildiğiniz reçeteleriniz varsa eğer lütfen bizimle paylaşın.

8 Aralık 2015 Salı

Vefa Apartmanı

tarih kitaplarını hep daha çok sevmişimdir.Geçmiş hayatlar ve zamanlar her zaman ilgimi çekmiştir. Ortaçağ her zaman mistik gelmiştir. Yakın tarihimize dönecek olursak ülkemizin adına 1960'lı yıllar büyük önem arz eder. Cumhuriyet yakın tarihte kurulmuştur İsmet İnönü halk partisi'nin başındadır. Yakın tarihde beni en çok İnönü şaşırtır, bir devre tanıklık edip arkasından siyasete bu kadar bağlanmasına anlam vermem zor olmuştur.

Vefa Apartmanı'na dönecek olursak tam da bu zamanı anlatıyor bize. Tevfik İleri'nin hayat öyküsü gibi görünse de daha çok ailesinin anlattıkların dan röportaj tarzın da, tabi bir de Tevfik İleri'nin Eşi Vasfiye Hanıma yazdığı mektuplar var. 

Tevfik İleri'nin duruşunu, milletine, dinine  ve ülkesine bağını bu kadar bilmezdim. Kitapta beni etkileyen o kadar çok kısım var ki onları ayrı bir post konusu yapmak isterim. Öyle ki Tevfik İleri'nin namaz hakkın da ki düşüncesi beni derinden etkilemiştir. 

Kitapta bir çok tanıdık isim hakkın da da bilgi sahibi oluyoruz misal Adnan Menderes ve Ayhan hanım hakkın da.  Yine Said Nursi Hz.'rinin Adnan Menderes hakkında ki düşüncesi ve desteğine. Ve Adnan Menderes'in Üsta da büyük saygısına. 

Adnan Menderes- Tevfik İleri - hapishane dönemlerin de yapılan eziyetler ve hepsine karşı dimdik duruşları. Tevfik İleri'nin mektupların'dan anlaşıldığı kadarıyla öf bile demeden bunca şeye katlanmasına.

Yok yok benim yazarak anlatabileceğim gibi birşey değil okunması lazım bu kitabın. Ama yine de etkilendiğim kısımlarını burdan yazacağım.

7 Aralık 2015 Pazartesi

Tiyatro Tutkusu

Ankara ne kadar soğuk, gri bir şehir olarak anılsa da hatta kültür festivalleri sönük geçse dahi tiyatro'ya aşık bir şehirdir. Belki de melankolik oluşuna en çok tiyatro yakışır.  

Tiyatro'ya daha çok öğrencilelrin gittiği gibi bir algınız varsa bir kenara bırakın derim. Hiç tahmin etmeyeceğiniz kişilerin tiyatro müdavimi olduğunu duyup ağzınız açık kalabilir. 

Tiyatro biletleri satışa çıktığı zaman bilet satış noktaların da sabahtan sıraya girmiş inanılmaz kuyruklar gördüğünüz zaman yine aynı şaşkınlıkla bakakalırsınız.

Belki de denizimiz yok diyedir bütün bunlar, Şehrin elinde ne var ki noktasın da gözünüz de tiyatro canlanıverir.

Öyle ki tiyatro bileti bulmak çok zordur.Misal bu sezon gösterime giren 'NEŞE DERT AŞK' NEŞET ERTAŞ' oyunu için yer bulmak imkansız gibi bir şey. Biletler satışa daha dolu olarak çıkıyor. 
Biz de ailecek tiyatro meraklısı olduğumuz için bu oyunu an ve an takip edip 2 tane bilet yakalama şansına sahip oldum. 

Babamla beraber gideriz diye düşünmüştüm lakin annem oyun bozanlık yapıp bende tiyatroya gelcem baban gelmesin modunda. Dün bütün gün bana da bilet bul diyerek dolandı evde ama bu oyuna bilet olmadığını kabullenemiyor. 

Yine BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ kaç sezon oynadı ama sadece torpili olan insanlar izleyebildi. Kimsenin hakkıyla gidip bilet aldığını düşünmüyorum çevrem de kim gitse bulduk işte bir yerlerden şeklinde. Ve ben gidemedim, hala içimdedir acısı. 

5 Aralık 2015 Cumartesi

Genç Görünmenin Sırları

Yaşından daha genç görünmeyi kim sevmez ki !! Benim yaşımı duyanlar ve görünüşüme bakanlar ovv hadi canım yok artık gibi söylemler de bulundukları zaman acayip hoşuma gidiyor, öyle ki artık göstermiyorum biliyorum diye başlayan cümleleri kendim kurmaya başladım. Bu durumda sırları var tabi ki demeyi isterdim ama bana göre %80 genetik yatkınlık. DNA'larımız gerek cilt gerek vücut anatomisi ve gerekse saç yapımızda baskın taraf olduğunu düşünüyorum. Bunun yanı sıra estetik ameliyatlarla da bu görünüşü yakalayabilmek elbette mümkün ama gerçekçi olalım kaç kişimiz daha genç görüneyim diye bu yola başvurur ki. 
Ülkem kadınlarının daha genç görünmekden çok akşama ne yemek yapsam, çocuklar okuldan saat kaçta gelir, eşim gelmeden eve döneyim gibi dertleri daha ağır basmakda. Ve böylece biriken lömbür lömbür yağlar, zayıfları gördükçe sinir olmalar, içten içe fesatlanmalar, sen bi çocuk doğur o zaman görürüm ben seni gibi s öylemler...
 bende şu ay şu gün diyete başlicam diye kendini kandırmalar.  Sonra aman napalım akşama kadar çocukların peşinde gez, dışarı işlerini hallet benim spor yapacak vaktim mi var, bu koşturma sırasın da karnımı zor doyuruyorum nerden geliyor bu kilolar, zaten bu kilonun çoğu bende hamilelik döneminden kalma. (Teyzem doğum yapalı 10 yıl olmuş hala doğum kilosu diye kendini kandırmalar.) Sonra yağları gitsin diye çeşit çeşit otlar içmeler, tv de ebru şallı izlerken çekirdek çitlemeler. Olmadı benim kocam balık etli seviyor demeler.

ve ben ne anlatacaktım ne anlattım, aslında çok farklı bir mevzu yazacaktım kışın cilt bakımı için ne yapmak gerekir diye ama bir bakmışım düşüncelerimi buraya dökmüşüm.

4 Aralık 2015 Cuma

Hey Google

Ne kadar da uzun zaman olmuş buralardan gideli. Kısa süreli maceralarım oldu, gittim geldim ama blog havası da bir başka işte. Bıraksanız bile bir yanınız da kalıyor, yeni doğmuş çocuk gibi büyütüyorsunuz belli bir noktaya getiriyorsunuz farklı mecralara uçmak isteseniz bile öz evlat oluyor burası. Kürkçü dükkanı misali yine kendinizi buluveriyorsunuz buralarda. 

Anlatacak çok fazla bir şeyim yok aslında, hayatımı kendi kendime yaşamayı seviyorum bu konu da paylaşıma açık değilim lakin yine okuduklarımla ve izlediklerim le burada olacağım.