30 Temmuz 2011 Cumartesi

TÜRKLERİN EN ÇOK SÖYLEDİĞİ YALANLAR

Bir gazete türklerin en çok söylediği yalanları derlemiş, toplamış,paylaşıma sunmuş, bazılarını paylaşmak istedim

*Ben hiç yalan söylemem..
* Dünya ahiret bacımsın....
*Vallaha sarıda geçtim memur bey..
*Bu son sigaram....
*Seni düşünmekten bütün gece gözüme uyku girmedi...
*Sen birde beni gençliğimde görecektin...
*İşim bitsin ben seni ararım.

Bunların içinde en çok kullandığımız işim bitsin ben seni ararım galiba beklersiniz, beklersiniz ama karşınızdaki kişi sizi aramaz :))
yalanların devamını okumak için türklerin en çok söylediği yalanlar buraya tıklayınız..

29 Temmuz 2011 Cuma

RUHLARIN KAÇIŞI

İki akşamdır saat 22,00'dan sonra kahvemi alıp laptopta anime keyfi yaşıyorum. Bir ara sanırım fox  kanalında olması lazım bu animeyi dizi halinde yayınlamışlardı, o zaman izlememiştim, cd si epeydir elimin altındaydı nihayet dün akşam izlemeye karar verdim. 
Anime değince bir çoğumuzun aklına direk şeker kız candy gelir :)) trt'de de yayınlanmış ve sonu tv de hiç verilmemişti. Net hayatımıza girince  candye ne olduğunu, meşhur william amcanın gerçekte kim olduğunu, hiç kavuşamadığı aşkı tery'i, çocukken görüp aşık olduğu prensini öğrenmiş olduk merakımız gitti şükür. 

Gelelim ruhların kaçışına,  2001 Japonya yapımı, İMDB puanı 8,5 oldukça yüksek bir puan, ayrıca 2003 yılında en iyi animasyon oscar ödülünüde almış bulunmakta, bunun dışında çeşitli festival ve ödül törenlerinde 6 adet daha en iyi animasyon ödülü almıştır. Eh artık bol ödüllü bir  animeyi seyre değer.

Konusuna gelince; Babasının işi nedeniyle yeni bir şehre taşınmak zorunda kalan 10 yaşındaki Chihiro bu duruma çok üzülmektedir. Fakat bu yolculuk hiç ummadığı kadar ilginçliklerle dolu olacaktır. İlk olarak Chihiro’nun anne ve babası mola verdikleri yerdeki yemekleri yiyince domuza dönüşürler. Chihiro, anne ve babasına yardım etmek isterken ortalık hayaletlerle dolar. Hayatta kalmak için, kendisini hayaletlerin kaldığı bu otele kabul ettirmek zorundadır. Burada hayaletlerin gizemini çözerken aynı zamanda esrarengiz Haku ile de aşkın büyüsünü de keşfedecektir... 
 

BİŞR HAFİ HZ.KISSASI

Nefeslerin buhar olup savrulduğu ilik donduran bir kış günü. Gün doğalı çok olmuştur ama genç adam yeni yeni doğrulur. Gözlerinde bir ağırlık vardır, şakakları zonklar. Hep öyle olur, eğlence ile geçen gecenin sabahı mahmurluk basar ve kulakları uğuldar. Karnı tok, sırtı pektir ama huzursuzdur. O sıra kapı çalınır. Hizmetçi koşup açar. Soğuk hava içeri girer köşeleri dolanır. Kapıdaki adam kadife yumuşaklığında bir sesle sorar ama duvarlar yankı yapar:

-Bu ev kimin?
-Merv reislerinden Haris Abdurrahman'ın.

-Kendileri yoklar mı?

-Yok ama oğlu var.

-Bişr mi?

-Evet.

-Peki o hür müdür, kul mudur?

-Elbette hürdür.

-Hür olduğu belli, çünkü kul gibi yaşamıyor.

-Anlayamadım?

-Sen bu kadarını söyle, o anlar.

Bişr fırlar ama meçhul ihtiyar yok olmuştur. Acaba adı menkıbelerde geçen Hızır aleyhisselam o mudur?

Genç adam tutulur kalır. Bir an oyun ve eğlence ile geçen gecelerinden iğrenir. Kendine yeni bir istikamet çizecektir ancaaak.

Ancak çevresi onu, ona bırakmaz. Öyle ya hem böylesine zengin hem bu kadar cömert arkadaş kolay bulunmaz. 'Yoldaşını bırakmak delikanlılığa sığmaz' der, eteğine yapışırlar. Koluna girer, meyhanelere sürüklerler. Yine o mâlum geceler, defler, kadehler, dümbelekler...

Ama Bişr eski Bişr değildir. Ayakları işrethaneleri dolaşsa da gönlü hakikatleri arar.

Bir gece ama şakır şakır yağmur yağan bir gece evine dönmektedir. Çamur içindeki bir kâğıt dikkatini çeker. Üzerinde besmeleyi görünce yerden alır. Çamurlarını siler, öper, koklar. Eve gelince gül yağları ile siler duvara asar. O gece Merv âlimleri rüyalarında Bişr'i görürler ki onların bile özlediği manevi ikramlar içindedir.

Rabbinden haber var

Ulema Bişri arar, sorar, mâlum yerlerde bulurlar. Onu dışarı çıkarırlar. Rengi sapsarıdır. Korkuyla sorar.

-Siz burada... Hayrola?

-Sana Rabbimizden haber var.

-Biliyorum, bana çok kızıyor.

-Aksine seni çok seviyor.

-Ama nasıl olur?

-Sen dün gece çamurdan bir kâğıt buldun mu?

-Buldum.

-Yerden aldın mı?

-Aldım.

-Öpüp kokladın mı.

-Kokladım?

-Güzel kokular sürüp duvara astın mı?

-Astım.

-İşte Allahü teâlâ da ismini temizlediğin gibi seni temizledi ve o kâğıda hürmet ettiğin için adını aziz kıldı.

Bişr son kez meyhaneye girer, arkadaşlarıyla vedalaşır. O anı hatırlamak için hayatı boyunca yalınayak dolanır çünkü tevbe ettiğinde ayakları çıplaktır. İşte bu yüzden adı 'Hafi' (yalınayaklı) kalır.

Nereden nereye

O günden sonra ilim peşinde koşar. Önce dayısının medresesinde okur. Sonra Mekke, Kûfe, Basra ve Şam'a gider.

Çok alim tanır, çok kitap okur, ilim meclislerine katılır, ezber yapar, notlar tutar. Nitekim Bağdat'a gelir. Fudayl bin İyad, Muafa bin İmran ve İmam-ı Malik ile birlikte bulunur. Maruf-i Kerhi Hazretleri ile dost ve sırdaş olur. Nurlu dergâhına birçok genç gelir gider ki Sırriy-i Sekati bunlardan biridir. Ahmed bin Hanbel, Bişr-i Hafi Hazretlerine karşı çok hürmetkârdır. Talebeleri sorarlar:

-Efendim hadiste eşiniz benzeriniz yok, fıkıhta müctehidsiniz. Bişr gibi bir dervişin kapısında ne arıyorsunuz?

-Evet hadis ve fıkhı ondan iyi bilirim ama o kalp ilimlerinde hepimizden iyidir.

Birgün askerler bir mahkûmu meydana çıkarırlar. Suçu ağır olmalıdır. O kadar çok kırbaç vururlar ki derileri yarılır. Etlerinden sızım sızım kan sızar. Lâkin genç bir kere bile sesini çıkarmaz. Muhafızlar kan ter içinde kalır, nefeslenmek için dururlar. Bişr gence sokulup sorar:

-Biliyor musun tahammülüne hayran kaldım.

-Nasıl ağlayıp bağırabilirim ki. Kalabalığın içinde sevdiğim kız var ve şu an beni görüyor.

-İyi ama Allah-ü teâlâ seni her an görüyor. Onun edebini gözetmeyi hiç düşünmedin mi?

Genç öyle bir 'Allah' der ki kendinden geçer. Yüzlerce kırbaca direnen vücut bu aşka tâkat getiremez. Muhafızlar yanına koştuğunda çoktan can vermiştir.

Hoca hekim olunca

Bişr-i Hafi her hadiseden hikmet alır. Mesela Abadan civarlarında bir saralı görür ki, toprağa düşmüş çırpınmaktadır. Yanına varınca cüzzamlı ve kör olduğunu farkeder. Yaralarına üşüşen karıncalar etlerini koparmaktadırlar. Başını kucağına alıp su verir. Genç kendine gelince 'sen de kimsin?' diye sızlanır, 'hem Rabbimle arama niye girdin?'

Aslında Bişr-i Hafi mükemmel bir tabibdir. Bitkileri ve baharatları çok iyi tanır ve onları ustalıkla kullanır. Otlardan köklerden mi yoksa dualarının bereketiyle mi bilinmez Allahü teâlâ onun hastalarına şifa dağıtır.

Bir gün evine girerken tefekküre dalar. 'Bağdat'ta bunca insan var. Kimi Yahudi, kimi Hıristiyan. Ben ne yaptım ki bu devlete kavuştum? Onlar neyi yapmadılar ki mahrum kaldılar?' Böyle düşünürken sabah ezanları okunmaya başlar ki o hâlâ eşiktedir.

Bişr-i Hafi ölümüne doğru birisinden ödünç gömlek alır ve kendi gömleğini bir fakire bağışlar. Hasılı ardından bir gömlek bile bırakmaz. O Bağdat'a geldikten sonra hayvanlar yerleri kirletmezler çünkü mübareğin yalınayak dolaştığını bilirler. Bağdatlılar hayvanların eskiye döndüklerini farkedince 'Eyvah' derler, 'Bişr-i Hafi ölmüş olmalı'

Bişr-i Hafi buyurdular ki

* İki şeyden kaçın: 'Çok yemekten ve çok konuşmaktan'

* Dünyada aziz olmak isteyen diline sahip olsun. Şahitlik yapmasın, imam olmasın, ziyafetlere katılmasın.

* Sabır Allah-ü teala'yı kullara şikayet etmemektir.

* İnsanlar arasında tanınmak isteyen ahiretin tadını alamaz.

* Şöhreti seven Allah'tan korkmaz.

* Övülmekten hoşlanmak ahmaklıktır.

* Sabır susmaktır. Konuşan, susandan daha fazla vera sahibi olamaz.

* Kötü insanlarla arkadaşlık yapan iyi kimselere sui zan eder.

* Dün öldü, yarın doğmadı, bugün can çekişiyor. Sen bu anı değerlendir.

* Topal bir karınca düşünün. Bir buğday için saatlerce uğraşır, didinir, tam yuvasının ağzına getirir ki taneyi kuş kapar. Ölüm kuşu da böyledir. Kimse dünyadaki emeline kavuşamaz.

DUALARINIZ KABUL CUMANIZ MÜBAREK OLSUN..

28 Temmuz 2011 Perşembe

insanlar ölüyor hemde açlıktan..

önümüzdeki hafta allah nasip ederse ramazan ayına girceğiz, günde ortalama 13-16 saat  hem bedenimizi hem nefsimizi aç bırakıp allahın rızasını arayacağız.  Şimdiden hayıflanmaya başladık bile nasıl oruç tutacağız bu sıcakta dayanılırmı diye. 
Peki ya onlar ???????
Afrikada kuraklık hat safhada, somali de el-kaide örgütü insanlara yardım paketleri ulaştırılmasına izin vermiyor. İnsanlar açlıktan ölüyor...
Her gün kaç tabak yemeğimiz çöpe gidiyor ???
Kaç kez yemek beğenmeyip ben bunu yemem diye sofradan kalkıp tabağımızı çöpe döktük ????
Otellerde, lokantalarda, hergün ne kadar yemek çöpe gidiyor hiç düşündünüzmü ???

İNSANLAR AÇLIKTAN ÖLÜYOR
yemeğimizi çöpe dökecek lüksümüz varmı bizim...
biliyormusunuz bizim çöpe döktüğümüz yemekler o insanları doyurmaya yetecek miktardadır.
Elimizdekinin kıymetini bilelim, bolluk bereket içinde yaşadığımız ülkemizin değerini bilelim.

Somalinin iki bölgesinde ve komşu bölgelerinde 10 milyonu aşkın kişi kıtlık tehlikeli ile karşı karşıya. Havadan 10 ton gıda yardımı başlamış. Türkiyede henüz yardım programı başlamadı sanırım, kızılayın resmi sitesinde afrika yardımı ile ilgili bilgiye rastlamadım. ama aranızda bilenler varsa paylaşsın lütfen. Afrikaya elimizden geldiğince insanlık yardımı yapalım.

26 Temmuz 2011 Salı

hafta sonu kaçamağı mersinnnnn

Selamlar...

Bu sene tatile gidememekten yakınıyordum. hala yakınıyorum gerçi ama en azından hafta sonları var bu hafta sonu mersine kaçamak yaptık. 1 günlüğüne gidebildim sadece ama hiç yoktan iyidir. sıcak kumlardan serin sulara nihayet bırakabildim kendimi. Sabah deniz keyfinin ardından, taşucundan limonluya doğru bir geçiş yaptık. Güney sahillerimiz harika gerçekten manzaraya doyum olmadı, şaşkın şaşkın manzara izlemekten resim çekmek aklıma gelmedi.Yalnız Limonluda dağların arasından yaklaşık 8 km ilerlendiği zaman hoş mekanlar yapılmış orman içerisinden dere akıyor, antalya da dim çayını bilirsiniz ordaki gibi bir uygulama yapmışlar derenin içine. 

Dağların arasından ilerliyorsunuz fakat aşağısı uçurum. yollar zaten toprak yol bildiğiniz dağ yolu. benim yükseklik korkum olduğu için gözlerimi kah kapatıp kah yarım açarak ancak izleyebildim manzarayı. kuzenler birkaç fotoğraf çekjmiş onları paylaşayım sizlerle.
hareket halindeki arabadan ancak bu kadar çekiliyor.en azından  yer hakkında fikir verebilir sizlere.

23 Temmuz 2011 Cumartesi

BİR TESETTÜR HİKAYESİ 3 SON DURUŞ

İki yazımda yaşadığım bazı sıkıntıları anlatmıştım size, insanların beni yermesinde ki ortak nokta artık onların gözlerine hitap etmememdi, beni sadece başı kapalı değil vücudu da kapalı olarak görmekten rahatsız olmaları buna alışamamalarıydı. İnsanların gözüne hoş görünmezseniz sizinle konuşmaya bile bazen tenezzül etmeyebilirler.  Farklı inançlara sahip tanıdığım insanlar beni dinime uyan bir hareket yaptığım için kutlarken, müslüman olarak tandığım insanlar yermeye başlamıştı. Benim gözlemlediğim kalpleri müslüman ama beyinleri batılı bir toplum oluyoruz. Hz. Ömer R.a bir sözü var 1500 yıl önce söylenmiş bir söz. ‘İnandığınız gibi yaşayamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.’ İnsanlar da belli  bir çizgiye kadar müslüman, o çizgiyi aştığınız zaman toplumun gözünde siz direk bağnaz, yobaz oluyorsunuz, sizi bu şekilde görüyorlar.

Ben tessettürde bir güzellik gördüm, özgürleştiğimi anladım. İslama uygun yaşamaya çalıştıkca özgürleşiyordum. Düşündüm Allah beni nasıl sever, Allah kulunu nasıl görmek ister.Ben bir arayışın peşinden gittim, kalbimle  beynim arasındaki çelişkiden vicdan rahatsızlığından kurtuldum. Tesettüre girerek bir misyonum oldu benim, ben artık dinimi temsil ediyordum, Allah’ın yeryüzünde halifesiydi insanoğlu, bende dinimi temsil ediyorum..Araştırdım öncesinde kuranda tesettür ne demekti, kuran neden kadına tesettürü emrediyordu, hikmeti neydi, Ve tesettür nasıl olmalıydı. Sevgiyle kapandım ben sevginin peşinden gittim, korku ile yada baskı ile değil sadece allah’ın sevgisiydi arayışım.

Tesettürü sizi karşı cinsten koruyan bir olgu olarak algımanın dışında tesettür sizin kişiliğiniz ile toplumda var olma savaşı vermektir.Tesettüre girdiğiniz zaman siz artık dişi değilsiniz, insanlara cazip gelen bir albeniniz çekiciliğiniz yok, kendinizi ispatlamak toplumda yer edinmek için göstermeniz gereken şey kişiliğiniz. Tesettür bir nevi sizi kişi olarak sunuyor topluma. Mustafa İslamoğlunun bir makelesinden kısa bir alıntı yazayım size;

Bu, tarihte kadına yapılmış en büyük ikramdır. İnsanların önüne çıkaracak bir erdemi, bir kimliği, bir kişiliği bulunmayan bir kadın ille de farkedilmek istiyorsa, insanlara dişiliğini gösterecektir; kişiliği yerine dişiliğini. Yani tesettürü emreden Kur-an’ın kadına verdiği açık mesaj şudur: Dişiliğinizle kendinizi görünür kılmak yerine kişiliğinizle/şahsiyetinizle erkek egemen dünyada hak ettiğiniz saygın yeri alın. Onun için tesettür, kadının insan kimliğini teninin önüne koymak demektir.

Tesettür bir başlangıçtır, herşey tamam demek değildir, neyi temsil ettiğini bilip ona göre yaşamaya başlamaktır. Sevgiyle yaptığınız zaman hiçbirşey zor gelmiyor, benim yaşadıklarım sadece koklamakta oluduğum gülün batan dikenleriydi elime. Gülün kokusunu aldığınız sürece batan dikenleri hissetmezsiniz, o batan dikenlerin bile ayrı zevki vardır.....

22 Temmuz 2011 Cuma

TESETTÜRE GİRDİKTEN SONRA YAŞANANLAR 2

Tesettüre girdiğim zaman kış mevsimiydi,  kışın kapanmak kolay diyorlardı, ya yazın ne yapacaksın?? O sıcakta nasıl gezeceksin o kıyafetlerle. ne oldu her yerini örttün de?? açıkken sana kim ne yapıyordu da kapandın ??? bu konuşmalar devam ediyordu aile çevresinde. Yaz mevsimi geldiği zaman tamam dediler artık açılırsın, senin ne güzel kıyafetlerin vardı kim giyecek onları ??? cahilce söylemler etrafımda devam ediyordu.  Uysal bir insan değilim ben dik başlı yapım var, benim dik başlılığıma ani çıkışlarıma rağmen hala konuşabiliyorlardı :)  Onlara hep aynı cevabı verdim;sizene, benim seçimim bu sizene, siz istediğiniz gibi gezin karışmayın bana. Hiçbirinize bana karışma hakkı vermiyorum, herkez kendi evinin içine baksın benden başka yokmu sizin derdiniz....

İnsanlar sizi belli bir kılıfa koyuyorlar kafalarında, aileniz, arkadaşlarınız, çevreniz onların düşündüğüne ters bir hareket, radikal bir kararla ters köşeye yatırdığınız zaman acımasız tepkileri ortaya çıkıyordu. 

Çok mu zordu,  bu yaşta, yaşantısını bir kenara atarak iyi kapandı helal olsun, maşallah demek. 
Tesettüre girmeden önce bende derdim bu sıcakta da kapanılmazki diye. Ama çok ciddi söylüyorum sıcak yakmıyor sizi, sanki içimde doğal klima var gibi, açıkken daha çok etkileniyordum sıcaktan. 
Arkadaşlarım daha sonraları arayıp bizden sana tam destek diyorlardı, destek istemiyordum ki, kimsenin desteğine ihtiyacım olmadı ki benim. Yermeyin yeter diyordum, biz bana değil bilmeden Allah'a bile karşı çıkıyor olabilirsiniz.

Geçenlerde kapalı olan teyzemle aramda geçen bir konuşmayı aktarayım size;

T; canım bu sıcakta nasıl kapanıp çıkcaksın dışarı, açsana o güzelim saçlarını.ben bile yandım buraya gelene kadar.
B; ne diyorsun teyze ya ne açması ?? iyimisin ??
T; hadi hadi sende açılmak istiyorsun..
B: teyze git işine açmak istesem neden kapatayım, sezonlukmu bu ??
T: biz seni biliyoruz kızım, bırak şimdi napcaksın da kapandıysan, gitti güzelim saçlar ne güzel salıyordun saçlarını, küçük oğlumda çok kızıyor sana ablam gitti kapandı, gitti güzelim saçları diye.
B: siz beni kusursuz şekilde baştan yaratın, sonra bana göre yaşa  sana cennet vercem deyin, bende hayatımı size göre yaşayım....

Yanlış olmasın yaşı 75-76 yaşında olan müşavirim var benim, beni gördü aaa dedi benim oğlum çok kızar böyle şeye iyiki seni görmedi. niye böyle birşey yaptın sen. 
B: banane ki oğlunuzdan hem ben ne yapmışım ??
M:  Yobaz olmuşsun. kuran da yok böyle birşey kendiniz uyduruyorsunuz bunları.
B: ... bey, bu yaşa kadar kuranı öğrenmemişsiniz, size ben öğrtemem. işimize bakalım lütfen buraya beni yargılamak için değil çalışmak için geldiniz...

Kimi insanlardan da şöyle bir tepki vardı:  

*aaaa sen yoksa tarikatamı girdin, cemaatemi girdin de böyle kapandın. oralara gidenler hep kapanıyor. senin ki hangi tarikat ??  hangi cemaat ??? bizim bina da toplanıyorlar bazen zikir çekiyorlar korkuyoruz inan..

B; ; ya demi evet bende çok korkuyorum, beni canlı bomba olarak imha edecekler diye, haberlerde izlerseniz canlı bomba kızılayda kendini patlattı diye
aklınıza ben geleyim, yakında pimimi çekicem sizin gibi insanlar yüzünden de.. 

sonrasında yüzüme boş boş bakan bir ifade :))))

Ee artık madem kapalısın, onlara göre yaşaman lazım söylemleri başladı bu kezde, artık bu müziği dinleyemezsin, sen ilahi dinle. bu filmleri izleyemezsin. dizilere bakamazsın, herşeyi islama uygun yaşa artık madem girdin bu yola hadi bakalım birde bunları yapta görelim o zaman....
Tesettüre girdim ben, benim için geç kalmış allah'ın emrini uygulamaya geçirdim. Kapanmanın bu kadar güzel olduğunu bilseydim lise çağlarımdan sonra kapanırdım. Beynimi kapatmadım ben, sadece başımı kapattım. Ne dinlediğim müzik, ne başka uğraşlarım değişmedi benim. 

Önceki yazımda bana destek olup yorum yapan bütün arkadaşlarıma teşekkür ederim, yarın da tesettürün güzelliklerinden söz edeyim size, emin olun yazarken ben bile kendime şaşırdım ben nelerle mücadele ediyormuşum diye, ben bunları hiç kimseye dile getirmedim, bu zorlukları anlatmadım, durup kendim bile düşünmedim aslında, düşünmeye gerek duymadım hiç sormadım kendime ne yaptım ben diye ?? biliyordum ben güzel birşey yaptım..


21 Temmuz 2011 Perşembe

NASIL TESETTÜRE GİRDİM VE NELER YAŞADIM

İnsanları açık veya kapalı olarak nitelendirmeyi sevmiyorum bana ayrımcılık gibi geliyor, Yer yüzünde herkez inandığı şekilde yaşıyor, insanları illaki sınıflandırmak ad takmak mı gerekiyor. Allah’ın emrini yerine getirmenin adı tesettüre girmekse evet ben tesettüre gireli 1,5 sene oluyor, belli bir yaştan ve yaşantıdan sonra  hayat tarzını değiştirmek biraz ağır gelebiliyor insana. Ama bunda çevrenin etkisi çok büyük, ben 1,5 senedir yaşadığım ve yaşamakta olduğum sıkıntıları anlatmak istedim. 1,5 sene önce arkadaşlarım, dostlarım, iş çevrem, ailem bana bakış açıları çok farklıydı. Bu farklılığı kapandıktan sonra anlayabildim. Kimseye ben kapancam demedim. Bir Cumartesi günü  arkadaşımla alışverişe çıktık eşarp satan bir yere girdim ve iki tane eşarp aldım, nasıl bağlancağını öğrendim onlardan, bir iki de uzun kıyafet.  Pazar gününü evde geçirdim, kapanmaya karar vermiştim ama Pazartesi işe giderken kapanacağım diye bir takındım vardı laf aramızda biraz takıntıları olan bir insanım. Dışarıya açık çıkmak istemediğim için ,Pazar gününü evde geçirdim. Pazartesi kapandım ve dışarı çıktım, İlk tepki babamdan geldi bana kendine ne yaptın sen dedi J git başını aç bu ne böyle sen ne güzel kızdın vs gibi konuşmalar geçti aramıza, şirkete geldim patronum gördü şok oldu bu ne dedi, iş yerimdeki arkadaşlarım aynı tepkiyi verdi. Birkaç gün içinde kapandığım dedikoduları aile içinde hızla yayıldı, ve herkez beni yermeye başladı, insanların benden beklentilerini o zaman anlamaya başladım. Herkez kendine ne yaptın diyordu, üzerimde kaç ay kapalı kalcağıma dair iddalar başladı, kimi 1 ay kimi yaza kadar vakit tanıdı. Herkez biz seni tanıyoruz sen kapalı kalamazsın o güzelim kıyafetlerini kim giyecek demeye başladı. J beraber alışveriş yaptığım eğlendiğim gezdiğim arkadaşlarım bana tepki göstermeye başladılar. Babam dedi ki; tamam namazını kılıyorsun, doğrusun dürüstsün ama bu kadarı yeter ne gerek var kapanmana. Kimse neden kapandın demiyordu, buda nerden çıktı şimdi senin gibi birisi nasıl kapanır diyordu, hatta aralarında evlenmek içinmi kapandın diyenler bile oldu.. Onlara verecek cevap ise bulamadım, nasıl kişilikte olan bir insan evlenmek için kapanır orasını hala bilmiyorum. Aslında biz orta halli bir aileyiz,, yaşantı olarakta uç noktalarda gezen insanlar değiliz, aile içerisinde kapalı insanlarda var açık olanlar da, açık olanların tepkisini anlayabiliyordum ama kapalı insanların bana olan tepkisini anlayamıyordum. Siz neden kapalısınız diyordum, aman ne yapalım diyorlardı. Uzun senedir tanıdığım arkadaşlarımla bir ortama girdiğimiz zaman insanlara beni anlatma gereksinimi duyuyorlardı, siz bunu kapanmadan önce bir görseydiniz, diye başlayıp benim kişisel özelliklerimi, boy pos vs gibi anlatımlara giriyorlardı, bir süre sonra alışırlar dedim,tepkiler biter dedim ama inanın hiç bir şekilde azalma olmadan aynı tepkiler 1,5 senedir hayatımda devam ediyor. Kapandıktan sonra anladım insanların benim hakkımdaki düşüncelerini meğer herkez benim güzelliğimi konuşuyormuş, kapandıktan sonra çirkinleştiğimi konuşur olmuşlar.

Bugünlük bu kadar arkadaşlar arkası yarın diyorum. Neden mi yazıyorum bunu tesettürlü insanların çevrelerindeki tepkileri bir nebze olsun anlatabilmek için.

18 Temmuz 2011 Pazartesi

SOLAK OLMAK DEMEK

Günaydın aslında o kadar yorgnum ki hafta sonu malum temizlikle geçti kollarım hareket etmiyor artık ve bugün de işteyim hiç çekilecek gibi bir durum değil yani. 

Postumun başlığına döneyim bir solak olarak ; 

Solak olmak ilkokulda öğretmen herkez sağ elini kaldırıp kalemi bu eline alsın dediğinde, sağ elini kaldırıp kalemi sol eline almaktır, yüzüne bakan öğretmene solağım açıklaması yapmaktır :)
Okul hayatın boyunca sıranın sol kısmına oturmaktır, yanındaki arkadaşınla yazı yazarken kollarının çarpışmaması için :)

Yemek yerken masanın sol kenarına oturmaktır, şaş kaza başka yere oturursanız ve alan darsa siz yemek yiyemezsiniz sürekli kollarınız yanınızdaki kişi ile çarpışır durur..

Çantayı sol koluna takmaktır, sağ taraf tersinize gelir takamazsınız..

yazı yazarken , yazdığınız kağıt ya da defteri tam ters şekilde tutup yukardan aşağı yazı yazmaktır :)) Böyle nasıl yazıyorsunuz diyenlerin yüzüne bakmaktır :D

Temizlik yaparken işe ters yönde başlamaktır, yani soldan :)

yemek yerken sağ elini kullan sol elinle yemek yeyip şeytanın karnını doyurma cümlesini sürekli duyup,  masumca ama ben solağım, sağ elimle yiyemiyorum demektir...

Aklıma gelenler şimdilik bu kadar,aranızda solak olan varsa kalanları size bırakıyorum yazmanız için :))))

16 Temmuz 2011 Cumartesi

HAFTASONU VE TEMİZLİK İLİŞKİSİ

Yaşasın haftasonu oleyyyyyyyyyyyyyy diye bağırmayı ne kadar isterdim oysa ki. Hafta sonu benim kakılmış moduna girdiğim dönem iki gün boyunca annem canıma okur artık, duvarlar, kapılar, camlar silinecek pofff Allah bana ve tüm kakılmış modunda olan arkadaşlara yardım etsin.

15 Temmuz 2011 Cuma

BERAT KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bizlere de şöyle buyurmuştur:

"Şaban ayının yarısı (Berâet gecesi) gelince: gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Cenâb-ı Allah o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu; onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu; rızık vereyim. Şifâ dileyen yok mu;şifâ vereyim. "

"Allah Teâlâ Şaban'ın onbeşinci geresi (Berâet gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar. " (İbn Mace, İkametü's-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38).

Beraat Gecesi, rızıkların taksim edildiği, gelecek sene cereyan edecek vak'aların meleklere bildirildiği gecedir. Bu bakımdan bu gecede hakkında hayırlı şeyler takdir olunup, iyi şeylerin yazılmasını dileyen insan, geceyi ibadetle, dua ile geçirir, meleklere bidirilen takdirin hayırlı olması olması niyazında bulunur.

Tüm islam aleminin berat kandili mübarek olsun, herkese hayırlı, cumalar hayırlı kandiller, rabbim gönlünüzdeki isteklerinizi en hayırlı şekli ile nasip etsin..

14 Temmuz 2011 Perşembe

13 ŞEHİT


DİYARBAKIRDA HAİN PUSUYA 13 ŞEHİT DAHA VERDİK,. HEPSİNE ALLAH'TAN RAHMET DİLİYORUZ, MEKANLARI CENNET OLSUN.
Silvan'daki çatışmada 3'ü uzman erbaş 13 asker şehit oldu, 7 yaralı var
PKK'lı teröristlerin ikisi asker üç kişiyi kaçırmasından sonra bölgede operasyonlar yoğunlaşmıştı.
Son olarak Hazro'da jandarma karakoluna roketli saldırıdan sonra teröristlerin peşine düşülmüştü.
Çatışma Bayrampaşa beldesi ile Kurt ilçesi arasındaki dağlık bölgede çıktı ve saatler sürdü.
Çatışmadan sonra bölgede orman yangını da çıktı...
Çatışma haberi üzerine Başbakan Erdoğan İstanbul ziyaretini iptal etti ve Başbakanlık'ta Genelkurmay Başkanı Koşaner ve MİT Müsteşarı Fidan ile tolantıya girdi
SIKILDIĞIM AN BU ANDIRR. POFSSSSSSSSSSSSSSSSSSSS

FACEBOOK'MU FACEBOK'MU ???????

Geçenlerde epey oluyor bir arkadaşım açtığı sergi için davetiyeleri facebook'ta bir etkinlik düzenleyip ordan paylaşım yapmış, davet ettiği insanlar da katılıp katılamayacağını bu etkinlik üzerinden haber veriyor, aynı arkadaşım yaklaşık 10 senedir tanırım kendisini sergisine neden gelmediğimi sordu, ee dedim arayıp çağırdınmı sergim var diye, facebooktan yayınladım artık insanlar düğün davetiyelerini bile faceden yayınlıyor haberin yokmu dedi :)) evet var olmasına var ama nedir bu facebook çılgınlığı hayatımız her daim içinde olmak zorunda mı?  Sosyal paylaşım siteleri tamam hoş iyi güzel insanları yaptıkları paylaşımlardan belki daha iyi tanıma fırsatı yakalıyorsunuz, değişik düşünce yapısına sahip insanlarla belki tanışıyorsunuz bilmem ne ama bir şeyinde suyunu çıkarmamak lazım, şahsi düşüncem artık facebook'un facebok olduğu yönünde.
Son günlerde bakalım twit modası çıktı herkes de bir twit çılgınlığı baş gösterdi, tabi bunda medyanın da payı büyük izlediğimiz her tv programının altında bize twitten mesaj atmak için twit adresimiz şudur......  iyi de ben twit kullanmıyorsam ne yapacağım size mesaj atmak için twitter adresimi alacağım. Sevmiyorum sizi sosyal paylaşım siteleri, kullanıyormuyum ??? evet  facebook kullanıyorum,  geredikçe, suyunu çıkarmadan.

13 Temmuz 2011 Çarşamba

boyun bükmek..

yüzünü O'na dön; başkasından medet umma: herkese ümit ve medet veren rabbindir. 
şimdi sadece O'na yönel.
başlarının peşinde koşup yorulma; seni biricik eyleyen ve önemli kılan rabbindir.
korkma; O seni kalabalıkta unutup bırakmaz. endişe etme; O seni yolda bırakıp terk etmez.telaşlanma; O sana arkasını dönüp gitmez.
kullarının önünde boyun bükmek sendeki ilahi öze saygısızlıktır. rabbin sana ruhundan üflediğini söylüyor sen izzetli ve şerefli bir varlıksın. herkesin önünde yerlere kapaklanmak, selam durmak, esas duruşa geçmek, üç kuruşluk menfaat için onun bunun önünde sıtmaya tutulmuş gibi titremek sendeki büyük sırra ters düşer. günümüzün çivisi çıkmış gövde medeniyeti özellikle geçim konusunda seni kuruntulara boğuyor, seni sürekli tüketen bir modern köle haline getirerek, ihtiyacandın fazlasını tüketmeye teşvik ederek geçimi bir dert haline getiriyor, sanki rızık ve ikram yerden gelirmiş gibi, iy yerinden gelirmiş gibi, gözü dönmüş para babalarından gelirmiş gibi bir duyguya sevk ediyor. çağcıl dalkavuklar. sendeki üzerine düşeni dört dörtlük yaptıktan sonra tevekkül etme, teslim olma özelliğini buharlaştırıyor. böylece ister istemez rızkı gökten değil yerden bilerek onlara boyun bükmeni, hep eğik bir vaziyette onursuzca yaşayarak güven duygunu kaybetmeni sağlıyorlar. seni zillet ve eziklik içinde yaşamaya mahkum etmek istiyorlar. rabbine boyun eğ ki , onca zalimin karşısında eğile eğile kambul hale gelmeyesin...

Senai Demirci, Yusuf Özkan Özburun ; tanrı sana küsmedi..

12 Temmuz 2011 Salı

ilk tasarımım

Günaydınlar herkese,.dün gece saat 1'e kadar yapmakla uğraştığım kutuyu siz sevgili arkadaşlara sunuyorum yapım aşaması aşağıdadır, ayrıca bu ürünü pasajımdan da bakabilirsiniz anatollia yorumlarınızı bekliyorum..
 elyaf'la kapladığım kutuyu daha sonra yapmak istediğim kumaş ile kapladım
 yastıkların yapım aşaması;
 VEEEEEEE BİTMİŞ HALİİİ


11 Temmuz 2011 Pazartesi

tanrı sana küsmedi...

Bazen rabbimiz tarafından unutultuğumuzu hissederiz, sanki bizi görmüyordur, ilgilenmiyordur içimizden rabbim burdayım yarattığın kulun diye bağırmak gelir, genelde de istediklerimiz olmadığı zaman böyle hissederiz. senai demirci ve yusuf özkan özburun'da sanırım böyle hisseden insanlara bir nebze umut aşılamak için bu kitabı hazırladılar.
Bir bunalım anında denk geldim bu kitaba ismi beni direk çekti "tanrı sana küsmedi" kitabı yeni okumaya başladım, 40 başlık altında toplamışlar 40 farklı kısa kısa yazılar,


 tanrı seni yüz üstü bırakmaz;
yeniden hatırla; annen seni çoğu kere elbiseni temiz tuttuğun içni sevdi.
matematik dersinde iyi not alınca öğrmenin 'aferin' dedi, başaramayınca zayıf verdi.
devlet seni kurallara tamamen uyunca sevdi.
eskaza kuralları unutsan, kendin olduğun zamanları yaşasan. soğuk bir çehrenin çatık kaşlarıyla karşılaştın. biz faniler sevmek konusunda maalesef biraz böyleyiz.
oysa, yaradanın sana armağanlarını verirken, ille de bilindik anlamda başarılı olmanı, karnenin hep pekiyi olmasını beklemiyor.
sen O'na isyan etsen de. seni gözden çıkarmıyor
sen O'nu unutsan da seni yüz üstü bırakıp gitmiyor.
elbette bu cümleler seni isyana. unutmaya teşvik etmiyor. ne istersen yapabilirsin. keyfine göre davranabilirsin anlamına hiç gelmiyor, hiç istemediğin halde ayağın kayar da yere yüzükoyun kapaklanırsan elinden tutan O'dur. düştüğünde (ki sık sık düşersin) tutunacağın ipleri daima sarkıtan bir rabbin var. fakat çamurların içine düştüğü halde. yardım almayı reddeden yaramaz bir çocuğa ne kadar da benzersin. hırçın çocuk kendisinin kalkabileceğini söyler. yardıma ihtiyacı olmadığını haykırır. her şeyin üstesinden gelebileceğini bile iddia eder. işte tam o esnada plastik yüzlü kurtarıcılar. tezgahtar gülüşlü uzmanlar seni bir banknot olarak görüp naylondan iplerini sana uzatırlar. iplerle beraber sırıtarak avuçlarını da açmayı ihmal etmezler. kudret sahibi yaratanın ipleri çelikten halatlar halinde göğe tutturulmuştur, tutunduğun naylon iplere benzemez. ne mutlu sana...

10 Temmuz 2011 Pazar

Mavi Elbise

Malum düğün sezonu açılınca ve her düğüne ayrı ayrı elbise biraz masraflı kaçınca bizde ailenin terzisi anneme başvuruyoruz. Benim dikiş dikmek vs gibi yeteneklerim malesef yok, ama annem çok iyi o konularda hamarat annenin hamaratsız kızı oluyorum, Sizlerle de annemin diktiği bir elbiseyi paylaşmak istedim. 
Yukarda görmüş olduğunuz resmi model alarak annemin kuzenime diktiği elbise ve yapım aşaması aşağıdadır :)

VEEE BİTMİŞ HALİ

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Teen Wolf (2011)

Yeni bir dizi Teen Wolf, Etrafta o kadar çok vampir dizisi varki nerde bu kurt adamlar diye düşünmeye başladığımız zamanlar da teen wolf karşımıza çıkıyor. Dizinin konusu kısaca scott mchall lise öğrencisidir, klasik olarak bir gece ormanda bir kurtadam tarafından ıstırılır ve ertesi sabaha dönüşmeye başlar. Dönüşümünde ona yardımcı olacak isim Derek Hale isimli başka bir kurt adamdır. Dizinin ilerleyen bölümlerinde yeni kurtçuk olan scott ile doğuştan kurt adam olan derek iş birliği içerisine girmeye başlarlar. Henüz 6 bölümü yayınlanmış dizinin 1, sezon 12 bölüm olacak sanırım. Ben iki günde izledim 6 bölümü eğer bu tarz dizilerden hoşlanıyorsanız sürükleyici diyebilirim.

8 Temmuz 2011 Cuma

karar vermek çok zor bu mim'i

Sevgili elifcim beni mimlemiş sağolsun, mim konusu evinizde yangın çıksa ve tek bir eşya kurtarmak zorunda kalsanız neyi kurtarırsınız ?? 
Mim konusu biraz zor geldi, öncelikle tabi ki ailemi ve kendi canımı düşünürüm ama madem bir eşya seçmem gerek kitaplığımı komple taşıyamayacağım için en değerli eseri alırdım yani tab iki, Kuran'ı Kerim'lerimi alırdım yanıma.
Mim konusu: Evinizde yangın çıksa ve tek bir eşya kurtarmak zorunda kalsanız neyi kurtarırsınız?

THE BUCKET LİST

The Bucket List  2007 yapımı bir film. Epeydir izlemek istediğim bir filmdi ama araya sıkışığa getirmeden rahatça izleyebilceğim bir zaman bekliyordum geçenlerde böyle bir vaktim oldu çok şükür. Aslında afiş herşeyi anlatıyor  başrolde Morgan Freeman ve Jack Nicholson olurda kötü filmmi olur. Gerçi ben Morgan Freeman hayranıyım en sevdiğim zenci aktördür, 2, Denzel Washington :) Oynadığı her film kaliteli buda nedir diye izlemiyorsunuz ben biliyorum ki Morgan Freeman varsa film izlenir. Esaretin Bedeli unutulmaz filmleri arasında. Filmin konusu kısaca; Hastane de tanışan bu iki adamın sürtüşmeleri bir süre sonra dostluğa dönüşür, doktorlarda vakitlerinin az kaldğını söyleyince ölmeden önce yapılacaklar diye bir liste çıkartırlar, mantık aramadan herşeyi yazarlar. Jack Nicholson zengin iş adamı, para kaynağı yani, o yer senin bu yer benim başlarlar gezmeye, devamını öğrenmek için filmi izleyin artık :))  

7 Temmuz 2011 Perşembe

Kitaplarım Geldiiiiiiiii

Dün akşam üstü kitaplarım elime ulaştı nihayetinde, netten kitap almaktan korkanlar varsa aranızda kitap yurdu çok güvenilir bir site şiddetle tavsiye ediyorum. Kitapları söyledikleri zamanda ulaştırıyorlar ve sıkıntı çıkmıyor. elime üç gün içerisinde ulaştı kitaplarıım. Aldığım kitapların isimleri görünüyor sanırım, okudukça içerikleri hakkında sizlere bilgi vereceğim. İlk kez de bir eğitim cd si aldım bakalım faydasını görebilecekmiyim, sizlerde de oluyormu bilmiyorum ama ben kitap aldığım zaman kendimi çok mutlu hissediyorum bir an önce hepsini okumak istiyorumm.

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Yeni bir blogger daha

Blog alemine benim baskılarım sonucu yeni bir kişi daha katıldı. Çok sevdiğim bir arkadaşım artık yazıları ile bizimle beraber, kalemine çok güvenirim, güzel yazar, güzel ifade eder cahilin günlüğü  umarım desteğinizi eksik etmezsiniz.

DENİZ, KUM ,GÜNEŞ, POFFFFF

Ankaranın kavurucu kuru sıcağı altında çalışmak zorunda olanlar var, birde resimdeki gibi yerlerde tatil yapan insanlar var. Blogger arkadaşlar herkez gittiği tatil yerlerini yazdıkça içimden ah etmeden duramıyorum. İki senedir tatil yapmamış birisi olarak denize hasret bir hayat sürmekteyim. Bu sene sadece iki günlüğüne istanbul kaçamağı yapabildim o kadar, ben gidince şirkete kepenk vurmaktan korkan bir hali var iş yeri sahibinin. Tek eleman olduğum için izin alamıyorum, yerine birisini bul öyle git diyor, mantığıma sığmayan bir istek bu, kime diyebilirim ki gel kardeş bir hafta benim işlerimi yap bende gidip tatilimi yapayım diye ne saçma ...  Tatile gidip sıcak kumalardan serin sular yapan herkezi kıskanır ve imrenir durumdayım, ah içler acısı galiba halim...  

5 Temmuz 2011 Salı

Zalimin zulmü

Çoğumuzun aklına gelir neden kötüye birşey olmaz, yapılan haksızlık neden karşılığnı bulmaz diye. Bende çoğu zaman düşünürüm bunu, bize yapılan kötülükler zulümler karşılıksızmı kalacak, biz acı çekerken bize acı çektirenler rahat rahatmı yaşayacaklar diye. Aslında bu bizim sabırsızlığımızdan kaynaklanan birşey, Rabbimiz Kuranı Kerim de  bu düşüncelere cevabı çok güzel vermiş. Sizinle o ayetleri paylaşmak istiyorum.
İbrahim Suresi:
42, (Resulum!) Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.
43. Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar. 
44, Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin: Ey Rabbimiz! yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tabi olalım, diyecekleri gün hakkında insanları uyar.(onlara denilir ki) daha önce, sizin için bir zeval olmadığına yemin etmemiş miydiniz ?
 




42. (Resûlüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.
43. Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar.
44. Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin: “Ey Rabbimiz! Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım” diyecekleri gün hakkında insanları uyar. (Onlara denilir ki:) “Daha önce, sizin için bir zevâl olmadığına, yemin etmemiş miydiniz? ”

42. (Resûlüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.
43. Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar.
44. Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin: “Ey Rabbimiz! Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım” diyecekleri gün hakkında insanları uyar. (Onlara denilir ki:) “Daha önce, sizin için bir zevâl olmadığına, yemin etmemiş miydiniz? ”
42. (Resûlüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.
43. Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar.
44. Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin: “Ey Rabbimiz! Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım” diyecekleri gün hakkında insanları uyar. (Onlara denilir ki:) “Daha önce, sizin için bir zevâl olmadığına, yemin etmemiş miydiniz? ”
42. (Resûlüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.
43. Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar.
44. Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin: “Ey Rabbimiz! Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım” diyecekleri gün hakkında insanları uyar. (Onlara denilir ki:) “Daha önce, sizin için bir zevâl olmadığına, yemin etmemiş miydiniz? ”
42. (Resûlüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.
43. Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar.
44. Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin: “Ey Rabbimiz! Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım” diyecekleri gün hakkında insanları uyar. (Onlara denilir ki:) “Daha önce, sizin için bir zevâl olmadığına, yemin etmemiş miydiniz? ”
42. (Resûlüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.
43. Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar.
44. Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin: “Ey Rabbimiz! Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım” diyecekleri gün hakkında insanları uyar. (Onlara denilir ki:) “Daha önce, sizin için bir zevâl olmadığına, yemin etmemiş miydiniz? ”
42. (Resûlüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.
43. Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar.
44. Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin: “Ey Rabbimiz! Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım” diyecekleri gün hakkında insanları uyar. (Onlara denilir ki:) “Daha önce, sizin için bir zevâl olmadığına, yemin etmemiş miydiniz? ”
42. (Resûlüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.
43. Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar.
44. Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin: “Ey Rabbimiz! Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım” diyecekleri gün hakkında insanları uyar. (Onlara denilir ki:) “Daha önce, sizin için bir zevâl olmadığına, yemin etmemiş miydiniz? ”
42. (Resûlüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.
43. Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar.
44. Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin: “Ey Rabbimiz! Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım” diyecekleri gün hakkında insanları uyar. (Onlara denilir ki:) “Daha önce, sizin için bir zevâl olmadığına, yemin etmemiş miydiniz? ”
42. (Resûlüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.
43. Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar.
44. Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin: “Ey Rabbimiz! Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım” diyecekleri gün hakkında insanları uyar. (Onlara denilir ki:) “Daha önce, sizin için bir zevâl olmadığına, yemin etmemiş miydiniz? ”

HAYRET

İlk defa bakıyorum, Rabbim, her şeye.
Yeryüzünü yeniden görür gibiyim
Bakıyorum renkler var: mavi, yeşil, mor,
Gökyüzünde bulutlar uçup gidiyor.

Yollarda insanları, kuşu köpeği,
Öğreniyorum yeni baştan sevmeyi.
Şu âlem, ayân ettiğin bize,
Ağaç, yol, yaprak, meğer her şey mucize!

Anlıyorum her bir işte meramını,
Sevmeyi, ölmeyi, ömrün devamını.
Anlıyorum, şu kuş neden yuva yapıyor.
Anlıyorum Allah’ım, kalbim niçin çarpıyor.


ZİYA OSMAN SABA

Nereye kadar sürcek benim kore çılgınlığım

Günaydın herkeze hayırlı sabahlar, işe gelir gelmez çalışmaya başlamadan önce açtığım belli sayfalar vardır. Önce face de oynadığım oyunun sayfası, bloğum, ve tabi kore dizilerim. Aranızda kore sinemasına uzak kalan varsa bir an önce başlasın diyorum zira ben çok severek izliyorum kore dizilerini. Erkek oyuncuları anime lerden fırlamış gibi, renkli giysiler değişik saç kesimleri kızlarından daha süslüler. Birde bu korelilelere yedikleri köpek etimi yarıyor nedir hepsinin cildi nasıl güzel pırıl pırıl kadını erkeği fix. Bir kaç tane kore dizisi önereceğim hiç izlemeyenler önereceğim dizilerle başlarlarsa eminim çok seveceklerdir.

Boys Over Flowers; sanırım bu dizi fenomen haline dönüşmeye başladı, 2009 yapımı japon dizisinden uyarlama başrolde oynayan isimler soldan başlarsak: t-max (kore de müzik grubu) üyelerinden joon kim, bom kim, benim favorim olan şahıs lee min ho :) ve ss501 müzik grubundan hyun-joong kim. bu diziden sonra ciddi şekilde lee min ho hayranlığı başladı bende nerde oynasa izler durumdayım şu anda da city hunter adlı dizisi gösterimde onuda bir ara anlatırım. 
Birzada dizinin konusundan kısaca bahsedeyim size; Jandi (resimde gördüğünüz bayennn ) konforlu ve iyi tanınmış Shin Hwa Kolejinin yakınlarında bir kuru temizleme dükkanına sahip olan ortalma düzeyde bir ailenin kızıdır. Jandi bir gün okula çamaşırları teslim etmek için gittiğinde okulun en zengin ve şımarık 4 erkeğiyle karşılaşır. Bu erkekler F4 olarak bilinirler ve onlara karşı açık konuşanlardan rahatsız olurlar.Sonrasında arkadaşlık ve aşk iç içe yaşanmaya başlar kimi zaman gülüp kimi zaman ağlayarak izleyeceğiniz dizilerden. Hadi bakalım iyi seyirler

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Hayattan espiriler

bu saatte mahallenin kızları yaşları 19 ila 20 arasında değişen kızlar çıkmış bize gelmişler okey oynayalım diye, hepsini evden büyük zevkle kovdum gidin başka yerde oynayın diye onlarda bana biz sana gelmedik zaten teyzeye geldik sanane dediler :D o zaman annemide götürün dedim hepsini evden tekrar kovdum kendilerine okey oynayacak başka yer aramaya gittiler :D:D bende evde rahat rahat tv keyfi yapayım dedim kanal 7 yi açtım mustafa karataşa bir kadın bağlanmış diyorki kocama iki kez rüyasında şapkalı bir adam geldi onun ölceğini söyledi, üçüncü gelişinde kocamı götürdü, allahım gülsemmi ne yapsam bilemedim demeyim direk gülmeye başladım hatta hala gülüyorum :D:D Aranızda rüyasında şapkalı birini görenler olursa aman dikkat diyorum 3, de götürüyorlarmış :D:D

Ayın 1'de milliyet  gazetesinde çetin altanın yazısını okuyan varmı bilmiyorum ama yazısından bir parça yazayım kendisi hayattaki kaçırdığmız espiriler üzerine durmuş,

*piyanist bir Alman aristokratının da eşi olan Bedia Muvahit, ünlü bir tiyatro sanatçısıydı.
Bir gün bir kadın kuaförünün koltuğunda otururken, yanındaki koltuğa genç bir kadın gelip oturmuş ve Bedia Muvahit’e dönüp:
- Ben de, demiş; sahne sanatçısı olmayı çok istiyordum; orospu olurum diye babam izin vermedi.
* * *
Bedia Muvahit, şöyle bir bakmış genç kadına:
- Peki, demiş; sonra ne zaman oldunuz öyle?

:DDDDDDDDDDDDD

kitap kitap kitap

Herkeze günaydın öncelikle, iyi sabahlar iyi haftalar diliyorum. Epeydir yeni kitaplar alamamıştım kendime yaklaşık 1 aydır elimdeki kitaplar bitsin diye yeni kitaplara hasret şekilde yaşıyordum. İş yerine gelip sabah kahvaltımı yapıp elimde keyif çayımla beraber kitapyurdunda olan gezinmeme şu saatlerde başlamış bulunmaktayım. Daha önceden sepetime eklediğim  6 adet kitap vardı gezdikçe gözüme çarpanları atmıştım sepete, bu kez çeşitli alanlardan farklı farklı kitaplar seçmişim bir iki tane kitap çıkartmak istiyorum ama elim hiçbirine gitmiyor e böylede meblağ bayağı çok ama sanırım hepsini alacağım. Siparişlerim bu hafta içerisi gelir gibi görünüyor ama asıl beni hasta eden kısmı bu bekleme süresi zaten. Artık katlanacağız ona da.

3 Temmuz 2011 Pazar

yemekk

canım sosisli sandviç yemek istiyor, yada hamburgerde olabilir pizza da olabilir fast food olsunda yeter :)

2 Temmuz 2011 Cumartesi

1 Temmuz 2011 Cuma

mutlu mesut cumalar herkeze

Herkeze hayırlı sabahlar, hayırlı cumalar, hayırlı günler olsun arkadaşlar. Rabbim gönlünüzdeki isteklerinizi en hayırlı şekilde nasip etsin. 

Cumanın hürmetine rabbim ankaraya biraz güneş istiyoruz 1 temmuz dedik çok şükür ama hala güneş yok :(