25 Şubat 2011 Cuma

Farklı bir Gül ile Bülbül hikayesi..

Çok eski zamanlarda birgün birdelikanli varmis...Budelikanli çok zengin bir ailenin kizina asik olmus.Ama kizdelikanli fakir diye ona yüz vermiyormus. Genç bir yilbasi gecesi bütün cesaretini toplamis ve kizi yilbasi gecesi balosuna davet etmek için evine gitmis. Kapiyi genç kiz acmis.Kiza kendisini yilbasi gecesi balosuna davetetmeye geldigini, birlikte dans etmek istedigini söylemis.Kiz kabuletmis ama bir sarti varmis. Ondan balo için diktirdig elbisesinin yakasina takmak için kirmizi bir gül istemis.Delikanli sevinerek oradanayrilmis.Hemen kizin istedigi kirmizi gülü aramaya baslamis. Ama mevsimlerden kis oldugunu ve bu mevsimde bir gül bulamayacagini hic düsünememis.Bütün çiçekçileri dolasmis ama herkes ona kis mevsiminde gül ariyor diye deli gözüyle bakiyorlarmis.Genç çok üzgün bir sekilde evinin yolunu tutmus.Evine girerken bahçede henüz açmamis bir gül dali görmüs ama üzerinde sadece dikenler varmis.Gözlerinden bir damla yas süzülmüs.O sirada delikanlinin bahçesine bir bülbül gelmis.Delikanlinin agladigini gören bülbül buna çok üzülmüs. Sabaha kadar gül dalinin basinda bildigi en guzel sarkilari söylemis bülbül. Bülbülün güzel sesinden etkilenen gul dal? sabaha dogru beyaz bir gül açmis. Oysa ki genç kirmizi bir istiyormus.Beyaz bir gülün açtigini gören bülbül gögsünü dikenlerden birine batirarak kaninin akmasini saglamis.Bülbülün gögsünden akan kanla beyaz gül kirmizi güle dönüsmüs. Sabah bahçesinde kirmizi bir gül açtigini gören genç gülü alarak kizin evine gitmis. Kapiyi yine kiz açmis.Kizin yeni elbisesinin yakasina altindan yapilmis bir gül taktigini görmüs.Kiza istedigi kirmizi gülü getirdigini,baloya birlikte gidip dans edeceklerini hatirlatmis. Oysa ki genç kiz baloya kuyumcu bir gençle gidecegini yakasina da altindan yapilmis bir gül taktigin söylemis ve kapiyi kapatmis.Delikanli çok üzgün bir sekilde oradan ayrılmıis. özlerinden durmak bilmeyen yaslar süzülüyormu?.Caddeden karsiya geçerken elindeki kirmizi gül yere düsmüs.Çamurlu ve karli yolda arabalarin altinda ezilen gül kaybolup gitmis.Genç üzgün sekilde evine dönerken bahçesinde gül dalinin yaninda yerde yatan bir sey görmüs.Hemen yanina gitmis.Yerde gördügü bir hiç ugruna caninveren fedakar bülbülmüs.........!  

19 Şubat 2011 Cumartesi

Bir kaç söz... bir iki cümle..

Hayatta en önemli başarı insanın öğrendiğini eylemine aktarabilmesidir...

Bildiklerimiz kadar değil; bildiklerimizi yaşadığımız kadar değerli olacağız..

En büyük başarısızlık bir insanın duayı ve şükür unutması, yaratıcısına olan ihtiyacını hissetmeyi terk etmesidir..

17 Şubat 2011 Perşembe

HOŞCAKALIN...

 
Bana uygun değilsin yakıştıramadım seni kendime, tam oturmadın üzerime bir iğretilik vardı hep, sorulmadan yapılmış bir işlevdin herşeyden önce, izin verilecekmiydi senin bunu yapmana icazeti alacakmıydın?? Kendi başınamısın ki kendi başına iş yapmaya kalktın ?? 
Ama sinmedi içine dedim ya oturmadı üzerine..
Ya devam edip sonuçlarına katlanırsın  ya da bırakıp gerçek sandığın yanılsamaları, kendi gerçeklik arayışına dönersin. 
Verdim ben kararı.. Hoşcakalın ey sevgili insanlar..

.Bir varmış bir yokmuş
Masal gibi sanki
Hem lâ hem illâ imiş
Hakikat
Önce yok demeyi bilmekmiş
Edeb
Anladım bezm-i elestin sırrını
Benim ilk günahımmış illâ,
Lâ benim son günahım! Dücane Cündioğlu

Türk olmak demek ;


İçinizde facebook'a takılanlar varsa eğer orda sıkça paylaşılan bir bağlantı var. Türk olmak diye, ve her okuyuşumuz da işte bu dediğimiz. Sabah sabah benim dilime dolanan Ahmet Kaya şarkısı olan hep sonradan gelir aklım başıma 'yı söylerken aklıma bu yazı geldi :) 

 
Türk olmak;

1-) Telefon çaldığında yanına gidip bir kere daha çalmasını beklemekt......ir. (:
2-) Okuduğu kitabın önsözünü atlamaktır (:
3-) Yemek yediği kaşığı tatlı yemeden önce yalayarak temizlemektir (:
4-) Yemeğin tadına bakmadan tuz atmaktır (:
5-) ''Boyalıdır Dokunmayın yazısını gördüğünde parmağıyla kontrol etmektir (:
6-) Bulmacada kadın erkek fark etmeden mankene sakal,kaş,bıyık çizmektir (:
8-) Üst tarafa yazılması gereken 7. maddeyı farketmemektir (:
9-) Yabancı şarkıları bilmediği halde söyluyormuş gibi davranmaktır (:
1o-)Napıyosun diye sorulduğunda nasılsın sorulmuş gibi ~iyi~ diye cevap vermektir(:
11-)Google'ye tıklayıp kendını aramaktır (:
12-)Bunları okuyup Harbi Lan diyip ''beğenip paylaşmaktır'' (:


Hep sonradan gelir aklımız başımıza, hep sonradan sonradan..
Seviyorum sizi güzel ülkemin güzel insanları :)

16 Şubat 2011 Çarşamba

Nilüfer + hayko+ şebnem + ........



Rock müzik seven birisi olarak + nilüfer seven birisi olarak nilüferin son albümüne bayıldım. Düet yaptığı kişi ve gruplar çok iyi, müzikler fazla serte kaçmamış daha yumuşak. Düette en çok beğendiğim Hayko yani seviyorum bu adamın tarzını kendine has en azından yapmacıklık yok sahtelik yok. Tabi Yüksek Sadakat ile Göreceksin kendini de çok iyi seslendirilmiş. Şebnem Feraha zaten laf yok o ayrı bir güzel. Anlat anlat bitmez sizde dinleyin bakalım yorumlarınız nasıl olacak. 

Ödüllendirilince mutlu olursnuz değilmi ???/

Sevgili portimm bana ödül vermiş bende memnuniyetle aldım ödülümü ufaktan yaşadığım mutluluk halinden sonra siz   5 arkadaşıma yolluyorum bu ödülü alın bakalım :))
baharat hanımcım
bal gözlü kız
mağdurum da mağdurum
nehir ida
pınar'ın gezegeni
mayacımmmmmm

Güünaydınnnnnnnnnnn..........

Şu anki halimi en iyi anlatan resim bu, güne hiç dinamik bir şekilde başladığım olmamıştır. İstediğim kadar uyuyayım yada uykusuz kalayım kalktığım zaman hep aynı sendrom. uyanınca  mutlu bir şekilde GÜNAYDINNNNNNNN diye bağıracak  güç ve enerji hiç olmadı bende o yüzden şöyle diyorum siz değerli arkadaşlarıma Güüüünaydınnnnnnnnnnnn.......... Hayırlı sabahlar. hayırlı günler. gününüz mutlu, mesut, bahtiyar güzellikler içinde geçsin inşallahh..

15 Şubat 2011 Salı

yeni mim geldi..........:))))

sevgili maya'cıma sağolsun kendimi zorla mimlettim :)) direk küstüm mimlemeyince ne meraklıymışım mimlenmeye :P vee işte mim soruları ve cevapları karşınızda..
1.Gün içinde, eğer gerçekleşirse şok geçireceğin şey?
Mesai var geç çıkıyorsunuz derse birisi o an şoktayım kalbime bile inebilir :P

2.Gördüğün zaman, eğer almazsam uyuyamam dediğin şey?
Çok beğendiğim bir ayakkabıyı almazsam uyuyamam alana kadar aklımdan çıkmaz...

3.Uğruna diyetini bir kalemde bozduğun şey?
ihihi hiç diyet yapmadım :)))

4.Uğurun var mı, uğurun?
yokk inanmam öyle şeylere..

5.Kendine en yakıştırdığın renk?
Kırmızı olsun 5 fazla olsun çokta yakışır bana :)

6.En sevdiğin takın?
takı kullanma özürlüyüm ben. Hiç takamam.

 7.Takıntın?
müziksiz yolculuk yapamam, arabada olsun yürüyerek olsun illaki kafama uygun müzik çalacak

8.Bavulum çoktan hazır, gitmek istediğim şehir, ülke?
Fas, casablanca..

9.Ben bu şarkıyı duyunca şakırım?
çokkk seçemedim birini..

10.Solunda ne var?
kitap, kitap, kitap :))

ve mimlediklerim geliyor
bir delinin günlüğü
ofelya
hayatın süs payı
meyranın gemisi

80'lerde çocuk olmak...

 80'ler kuşağına çizgi filmleri ile devam ediyoruz. 80'lerde çocuk olmak demek susam sokağı, heidi, voltran, transformers, genki, şeker kız candy, he-man, she-ra, şirinler, georgia, oscar ve tabi hayalet avcıları, beverly hliss... bunları izlemek demektir. Birkaç seneye kadar hala heidi'yi verirlerdi tv"de. Bizim pazar sabahları ailece izlediğimiz vazgeçilmez çizgi filmlerdendi 





Son bölümlerini her ne kadar ülkemizde gösterilmemiş olsada net sağolsun diyorum. Candy sonunda o meşhur amca vardı hani candy her zaman yardım eden o amca meğer Albertmiş. dahası candy'nin pony'nin evinin bahçesinde gördüğü prenste albertmiş. Ee arthurun albert'e bu kadar benzemiside onun yeğeni olduğundan gerek:) Ama ben bu çizgi film'de Tery'e aşıktım :))))



Kaç kişi bianca'yı öldürmek istemiştir bu diziyi izlerken allah bilir. İşte aşk kadına çizgi filmlerde bile neler yaptırıyor :))
Georga'yı çok kişi hatırlarmı bilmem. İki tane üvey erkek kardeş ile beraber yaşıyordu georgia ve tabi iki kardeşte ona aşıktı.Georgia ise başkasına aşıktı :P





Yaşasın he-man :) şimdi de olsa keşke izlese hem çocuklar hem biz :) Birgün abim'le He-man izlerken abim bende he-man olcam dedi. Kanepenin üzerine çıkıp kendini aşağı attı ve sehbanın sivri yerine yanağını vurdu. o günden sonra abimin sonradan olma bir gamzesi oldu. Sehba'ya gelen yer çukurlaştı herkez abim'de gamze var zanneder bilselerki he-man gamzesi o :))


abim He-man olurdu da ben bir türlü She-ra olamazdım nedeni de ama she-ra sarışın ben esmerim nasıl olayım ki derdim :))))))))))))))








ay bizi pizza hastası yapan çizgi film, kablumbağalar pizza yiyor diye bizde isterdik..





Ve tabi erkeklerin vazgeçemediği ikinci çizgi film ise voltran.










80'lerde çocuk olmak demek kahvaltıyı susam sokağı ile beraber yapmak demektir:))

14 Şubat 2011 Pazartesi

Alın size iki kutlama..

Evet bir yanda gerçek kutlama diğer yanda bize ait olmayan çakma kutlama. Merak ediyorum doğrusu insanlar bu gece hangi kutlamayı tercih edecek. Müslüman olduğunu savunan bir genç, sevdiği kişiye dönüp şunu diyebilecekmi ???
Bugün sevgililer sevgilsinin, efendiler efendisinin doğum günü, bugünü ibadet ederek kuran okuyup namaz kılıp kandil programlarından istifade ederek geçirelimmi ??
gülüyorsunuz değilmi yazarken bende güldüm doğrusu kim bu kadar duyarlı olabilrki:)
Büyük ihtimalle aralarında şöyle bir diyalog geçicektir.
... Sana süprizim var, akşam ... yerden yer ayırttım içki sınırsız bugüne özel
... aaaaa süpersin canım ya :)))
deyip sarılmalar :))

Gerçek sevgiyi neye nasıl gösterez bakalım.. Evet bugün elekten elenme ve bir sınanma söz konusu olabilir, düşünen akıl sahibi insanlar için. Tabi herkez kendince doğru olan kutlamayı yapacak bu gece ona şüphe yok ama en azından eğlenmeye gidecek olan kişiler bugün karşı biraz daha saygılı davranmaya dikkat ederler umarım..

Herkezin mevlüt kandili mübarek olsun dualarınız bugünün hürmetine inşallah kabul olsun.

12 Şubat 2011 Cumartesi

KİTAPLIĞIM :)

Bir iki arkadaşın bloğunda kitaplıklarını görüp onlara kıskandığımı ve benimde kitaplığımı yayınlamak istediğimi söylemiştim. Küçük küçücük sadece 5 raf olan kitaplığımın makinaya 4 rafını sığdırabildim amacım size onları tanıtmaktı bir kaç tanesini tanıtabildim. Eğer nasip olursa diğerlerinide ilerleyen zamanlarda tanıtacağım ama öncesinde biraz mola.. Beni takip eden arkadaşlar sizlere gerçekten değer veriyorum sevgiyle kalın dualarınızda bulunmak ümidi ile..

blog kapatma üzerine hüzünler perisi..

Bloğumu kapattığımı açıklamıştım. Sağolsun sürekli takip ettiğimiz arkadaşlar sebebini sormuşlar şöyle söyleyim, geçen hastane ve acı diye yazdığım yazıda ağır hastamız olduğunu yazmıştım. kendisi hakkın  rahmetine kavuştu cuma günü. ölümün soğuk yüzünü yaşadım bir kez daha ve yine herşey bomboş geldi. burayı bir amaç için açmıştım, sonra açtığım amaca uygun olmadığını gördüm, sizlerle vakit geçirmek gerçekten çok güzel hep beraber eğleniyoruz, içimizi döküyoruz yaşadığmız mutlulukları ve hüzünleri paylaşıyoruz. Baba'nickli blog  sahibinin değimi ile kendi ağlama duvarlarımızı oluşturduk ama ne bileyim benim için sanki daha başka olmalıydı anlıyacağınız üzerinde fazla düşünülmeden, duygusal modda alınmış bir karar. bu arada sizlerle bir şiir paylaşmak istiyorum benim şu anki ruh halime çok uygun ;

Hüzünler Perisi;
Çağla, durma, ağla sen kalbim,
Gün gelecek yorulacaksın,
Bir ömür uyuyor son gözyaşımla,
Bir ömür boşa geçmez dostum, unutma,

Kalbim son atışlarda bu gece,
Gözlerim son bakışlarda her gece,
Ha bugün, ha yarın derken, beklerken,
Melek peşimizde biz yol alırken,

Mezarlıkta gül olsam,
Durmasam ağlasam,
Ölümsüz kalıp da,
Bir isim salsam dünyaya,

Yetmez mi?
Hüzünler perim
Yetmez mi?
Sana bir inşirah suresi neşesi,
Bana bir yasin sessizliği,

Söz : Hüsrev Hatemi

BLOGU KAPATIYORUM

ARKADAŞLAR KISA SÜRESİR ARANIZDAYIM BİRÇOK PAYLAŞIMIMZ OLDU AMA BENDEN BU KADAR DİYORUM.  BLOĞUMU KAPATIYORUM ARANIZDA GÜZEL YORUMLARIMIZIN OLDUĞU ARKADAŞLAR VAR HEPİNİZE TŞK EDİYORUM SEVGİYLE KALIN HOŞCAKALIN..

11 Şubat 2011 Cuma

80'ler

80'ler değince yaşınız ne olursa olsun fark etmez herkez birden dikkat kesilir. Nedir acaba 80'leri bu kadar popüler ve vazgeçilmez kılan. Müziklerinden tutun da çizgi filmleri , dizileri, kıyafetleri herşeyi başkadır o dönemin.  Bende bugün size şöyle bir 80'ler nostaljisi yaşatmak istedim ama 80'ler sığmaz bir güne o yüzden bugün müzikleri ile başlayalım yarın çizgi filmleri ile devam ederiz :))
Buyrun bakalım 80'lerden kesitler; 

Pop müziğin dehası vazgeçilmesi Michael Jackson ile başlamak istiyorum bu tura, benim favori şarkılarımdan bir tanesi beat it sene 1983 :)
Ve tabi Madonna sene 1983 ikinci albümü like a virgin ile  Bilboard hot 100 listesine 1 numarada yerine alarak listeleri alt üst etmiş.




bon jovi hayranı olarak, bon jovi olmadan olmaz diyorum :) sene 1986  favori şarkım you give love a bad name ile huzurlarımıza çıkıyor :)












80'li yıllardeğince unutulmazlardan yine Laura Branigan Selif Control diyor bizlere,






Veeee son olarak modern talking 80 lerde ne kadar çok hit şarkıları vardır. hangisin saysam hangisini yazsam bilemedim  ama 1984 yılında You're My Heart, You're My Soul, ve tabi Cheri cheri lady :)) ya belirtmeden geçemeyeceğim Thomas Anders'ta hani bir deyim var ya bizde kız güzeli gibi derler o hesap.


Benden bu kadar arkadaşlar diğerlerini sizlere bakıyorum :)) onlarıda siz hatırlayıp yazın bakalım kaç kişi seviyor 807leri takip ediyor öğrenelim bizde :)

Cuma günü


Bir Ayet;
Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın.Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah"ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz. Cuma suresi ayet 9-10

Bi Hadis:
Üzerine güneş doğan en hayırlı gün cuma günüdür.

10 Şubat 2011 Perşembe

BİR ÇEKİLİŞ DAHA OLEEE :))

Sevgili arkadaşım mayacımın çekilişini unutmuşum :( gözden kaçırdım sanırsam onu ordada bir şansımı deneyim sizlerde deneyin :) maya'nın cicileri beklioruz çekilişe herkezi

HEDİYE ÇEKİLİŞİİİ

Çok severim ben hediyeleri almasından çok bana alınmasını severim ihihihi :))) Arkadaşım ! bir delinin günlüğü !de çekiliş yapıyor bir umut deneyelim şansımızı dedik, hediyeleri çok güzel tavsiye ediyorum :))

9 Şubat 2011 Çarşamba

Hastane, acı ve ...

saat 9'da çalan acı telefonla hastane yollarına düştük, nedense öyle durumlarda o telefon hep acı acı çalar insana, çalışından anlarsınız kötü haber geleceğini velhasıl kelam öyle oldu bizim de. Dedemin kardeşi, bizim de yanlarında büyüdüğümüz dedemiz fenalaşmıştı, son anları dediler, apar topar gittik hastaneye oksijen cihazına bağlı idi kalp atışları zayıflamıştı, sanki damarları patlamıştı heryeri morluk içindeydi. Hastalığı solunum yetmezliği idi ve tabi astım. Başında kızı ve oğlu vardı, daha öncesinde abisini, annesini toprağa vermiş birisi üstelik hepsinin başını beklemişti son anlarına kadar... 
bir insanın en sevdiklerinin başında ölümlerini beklemesi..
hepsini teker teker kara toprağa vermesi..
Bize gidin artık dedi yapacak birşey yok ben beklemeye alıştım zaten babamı da beklerim dedi...
Babaları'nın başında iki kardeş, birbirleri ile bakarak konuşuyorlardı bakışlarından anlıyordunuz duygularını artık ikisi kalmıştı.
Rabbim bütün hastaların yardımcısı olsun ve tabi bizlerinde.. âmin.

BİNDİK BİR ALAMETE GİDİYOZ KIYAMETE AMANİN...

Dilime takıldı bugün bu şarkı, sözleri çok anlamlı okuyun sizlerde eminim yazılanlara hak vereceksiniz :)

bindik bir alamete
gidiyoz kıyamete
bindik bir alamete
gidiyoz kıyamete amanin

yol dediğin yol gibi
ulaşmalı bir yere
biz dön baba dönelim
geliyoz aynı yere
bu döngü kısır döngü
başı varda sonu yok
dönüyom dönemiyom
sonunda bir çıkış yok

bindik bir alamete
gidiyoz kıyamete
bindik bir alamete
gidiyoz kıyamete amanin

yerel ve genel seçim
seçin bakalım seçin
ki dön baba dönelim
aynı yere gelelim
çete çeteye çatmış
çete çete içinde
battık buruna kadar
cafer getir peçete amanin

bindik bir alamete
gidiyoz kıyamete
bindik bir alamete
gidiyoz kıyamet

nush ile uslanmam ben
etmeli beni tekdir
tekdirden anlamazsam
artık hakkım kötektir
eskiden adam gibi
oturur meze yerdik
şimdi meze yer gibi
oturup adam yiyoz gari
o zaman siz buna
müstehaksınız len!
"ve bir köy kahvesi sonbeti"

8 Şubat 2011 Salı

PAZEN DÜNYASINA BUYURUN...

Sene 2002 Dünya güzeli Azra Akın seçilmişti, giysisi ise juri tarafından gecenin elbisesi seçilmişti. Hatırlarsınız o elbise Cemil İPEKÇİ tasarımıydı ve pazen'den dikilmişti. Şimdi sizi samanpazarın'da arkadaşım tuba can'ın  objektifi ile pazen turuna çıkarıyorum tabi şöyle birde nostalji yapcağız.

 renklere bakarmısınız hepsi harika cıvıl cıvıl, hatırlıyorum önceden bizim köyümüzde pazenden şalvar diker giyerlerdi, annemlerde kendilerine 6 parça etek kesip dikerlerdi :))
sandıklardan çıkardı renk renk pazenler, kızların çeyizine koyarlarmıştı eskiden.   Malumatınız eskiye bir dönüş başladı şimdilerde pazenler, dividinler yeniden popüler oldu esnafa da gün doğdu :))


MİM Mim mim......

asahhara beni mimlemiş hemde ne güzel mimlemiş buyrun bakalım :)
Mimlendim yaşasın :)) ay ne meraklıymışım mimlenmeye bende:) 
Mim konumuz : Hangi çizgi film karakteri olmak isterdiniz? 

Tabi ki Bugs Bunny :)) Keskin zekası, rahatlığı, sürekli yiyecek bişiler atıştırması ve tabi ki hızı.

Benim mimlediklerim ise; 
Nehir ida
maya'nin cicileri
aynur (küçük hala)
meyra'nin gemisi

Bir Delinin Günlüğüne ithafen yazılmıştır. Patron ve Zam...


Bu yazıyı okumaya başlayan ve okuyan herkezin başında veya sonunda maşallah kelimesini lütfen söylesin.Şimdi durduk yere nazara gelmek istemiyorum :) sevgili arkadaşım delinin günlüğü yazısında özel sektör ve zam konusuna değinmiş ve herkez de bu durumdan yakınmış. bir ben yakınamadım. Bizim patronun öyle son model araba koleksiyonları, evleri , hanları yoktur. 50 den fazla işci çalıştırırız ve her sene yüzde üzerinden zammımızı yaparız. Kriz günlerinde bile maaş günümüzün bir kez olsun sekteye uğradığı görülmüş şey değildir. İzin sorunu ise pek yaşamayız. ( içerde bir yıllık iznim var bir onu alamadım geçen sene den ama alacağım inşallah). Dahası kredi ihtiyacı olan işcilere kendi çalıştığımız bankadan kefil olur, kredi almalarını sağlar. Çalışma saatlerimiz ise asla geç çıkmayız devlet memuru zihniyeti ile sabah 8 akşam 5, öğle tatili bir saat mola, hafta sonu tatildir. İçinizden geçenleri duyuyor gibiyim ama bunları okumak istiyorum diye not düşeyim :),.
Şimdi gelelim asıl meseleye arkadaşlar bunları neden yazdım??? 
Bizim patronumuz çıraklıktan yetişmiştir, hani siyasetçilerden duymaya alıştığımız bir söz var ya bizler halkın içindeyiz, halkın içinden çıktık gibi laflar. hani zaten başka yerden çıkmak mümkün değil zira uzayda henüz hayat bulunamadı ki ordan politikacı transfer edelim :P neyse, demek istediğim sonradan görme değil, bu hayatın zorluklarını bilen yaşamış birisi. Bazen benim patronum numunelik olarak üretilmiş diye düşünüyorum.olması gereken 'patron' diye teşhir edesim var   
Bu arada bizimde bu ay zam oranlarımız belil olacak, merakla bekliyorum zamlarıııııı...

6 Şubat 2011 Pazar

SÖZ YANGINI...


Senai DEMİRCİ; gıybetin yaktığı dudaklardan özlü sözler diye başlık atmış kitabına.
Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. Hucurat suresi ayet 12. 
Bu ayeti biraz düşünmenizi istiyorum. Gün içinde ne da çok bir arkadaşımız, bir yakınımız bazen annemiz babamız hakkında onların hoşlanmayacağı sözleri arkalarından sarf ediyoruz. Bazen dedikodu yaptığımızı bilerek bazen farkında olmadan yapıyoruz. Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim bu konuda bizi açıkca uyarıyor ve gıybet etmeyi ölmüş kardeşinin etini yemeye benzetiyor. Ne kadar ağır bir hitap değilmi ????
Birinin arkasından konuşmak bu kadar önemli bizler için???

''... her doğruyu söylemen doğru değil.'' -Said Nursi.

Bazen de gıybet ettiğimiz kişi hakkında kendimizi savunma amaçlı deriz ki; ama ben doğruyu  söylüyorum yalan birşeyi söylemiyorum ki..
Peygamberimiz sav ise bakın ne diyor bunun için; Zaten yalan söyleseniz bu iftira olur..
Başka bir hadisi şerifinde ise; Kişiye günah olarak  duyduğunu nakletmesi yeter.. diye buyuruyorlar.

Peki neden gıybet ettiğimizi hiç düşündünüzmü, bunun altında yatan sebepleri, bazen öfkemizden, bazen kıskançlığımızdan, bazen kendimizi doğru çıkartamadığımız için o kişinin kötü yanını göstermek istememizden, bazen... 

savunma mekanizmamızın devreye girdiği anlardan bir taneside ; ama ben bunu yüzüne de söyledim arkasından konuşmuyorum ki... demek,
Peki bu kişi yüzüne karşı söylediğinde de bu durum onun hoşuna gitmiyorsa.

İslam alimleri özet olarak gıybeti şu şekilde tanımlıyor; bir mümin kardeşinizin arkasından onun hoşuna gitmeyeceği sözler sarf etmek..

Arkadaşlar bu yazıyı yazmamdaki amaç şudur. Gözlemlediğim kadarı ile daha çok bayanlar blog sahibi,  ve dedikodu üzerine sesimi en çok bayanların duymasını istiyorum. Farkında olarak veya olmayarak o kadar çok dedikodu yaptığımız zamanlar oluyorki en azından konuşurken biraz daha dikkatli davranalım. umarım bu yazı hem bana hemde okuyanlara faydalı olur.






  

5 Şubat 2011 Cumartesi

iki dakika da iki kadın neler yapabilir ???



Farzı misal birbirini tanıyan iki kadin yolda, cafe de, asansörde, misafirlikte vs  yerler de karşılaştılar ama konuşacak iki dakikaları var bu iki dakikada ne kadar ve neleri konuşabilirler sizce?? 
iki dakika içerisinde hayatlarının son 1-2 ayını ikisi birden kısaca bir özet geçebilirler. Dahası yeni deneyip yaptıkları yemekleri, börekleri anlatırlar hele bir de güzel olmuşsa anında bir tarif alış verişi başlar. Alışverişte karşılaşmışsanız eğer şu dükkanda şu var bu dükkan bu var diye hemen kısaca bir ön bilgi verirler birbirlerine, amacı diğer kişi bilinçli gezsin, biz kadınlar hiçç bilinçsiz alışveriş yapmadığımız için isteriz ki diğer arkadaşımız bilinçli olsun :))   Tabi arada genel içerikli bir dedikoduda söz konusudur. aaa bakın iki dakika doldu bile ama söyleyecekleri son cümleler var uzaklaşırken onları söyler ve en son ayol ayak üstü olmadı böyle geniş zaman da bize gel de sana yeni keşfettiğim tatlı'dan yapayım oturur bolca da sohbet (dedikodu) ederiz. 

antiparentez not düşeyim: kadınlara ait bir özellik yine, gündesiniz mesala 7 -8 kişi oturuyorsunuz herkez bir ağızdan konuşur ve herkez birbirinin ne dediğini anlar:)))))))))

4 Şubat 2011 Cuma

KAKTÜS BİLGİSAYAR İLİŞKİSİ ???



Sevgili arkadaşım mayacımın kendi bloğunda kaktüsünü paylaşması üzerine bende dedim ki , kendi kaktüslerimi paylaşayım yanına birde bilimsel bir araştırma ekleyim bakalım kaktüsler gerçekten radyasyonu önlüyormu önlemiyormu ???












 Ama öncesinde annemin bana aldırmış olduğu kaktüslerimi sizlerle paylaşayım.  

Bu arada çiçekciler bir kaç yıl öncesine kadar kimsenin kaktüs satın almadığını ama radyasyonu önlüyor dedikodusu çıktığından beri diğer çiçekler kadar talep görüp üretildiğini belirtiyorlar. Buyrun ülkemiz bilim adamlarının görüşleri huzurunuzda..

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ise resmi internet sitesindeki ''sık sorulan sorular'' bölümünde, ''Televizyon ekranları ve bilgisayar monitörleri radyasyon yayar mı?'' şeklinde yöneltilen bir soruya şu yanıt veriliyor: ''Katot ışın tüplü televizyon ve bilgisayar monitörleri, x- ışını üretmekle birlikte normal çalışma koşullarında yüzeyinden 10 cm mesafedeki herhangi bir noktada doz hızı 0.1 mrem/h değerini aşmayan x- ışını yaydıklarından dolayı, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin 5. maddesinde belirtilen muafiyetler kapsamında olduğundan düzenlemeye tabi değildir.

Katot ışın, tüpsüz televizyon ve bilgisayar monitörleri iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı değildirler. Radyasyon Güvenliği Tüzüğü gereğince iyonlaştırıcı olmayan radyasyon kaynakları kurumumuz faaliyet alanı kapsamında değildir.''

Radyasyonla ilgili Türkiye'de eğitim veren akademik kuruluşlarda görevli radyoloji uzmanları ise elektronik cihazların yanına konulan bitkilerin radyasyonu absorbe ettiği (katı veya sıvı bir maddenin bir gazı, ışığı içine alması, emmesi) ile ilgili bilimsel bir bilgiye sahip olmadıklarını, bu konuyla ilgili araştırma yapmanın da kendi görev alanlarına girmediğini söyledi.
Kaktüsle ilgili net bir bilimsel görüş yok.

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mine Genç, vatandaşların net olmayan bilgilerle, ''sözde radyasyonu emdiği için'' kaktüs satın almasının şaşırtıcı olduğunu söyledi. Bu konuyla ilgili özel bir araştırma yapmadıklarını ifade eden Genç, ''Kaktüsün radyasyonu emmesiyle ilgili bugüne kadar bir bilgiyle karşılaşmadık. Zaten bizim işimiz, radyasyonun olumsuz etkilerini araştırmak değil, radyasyonu kullanarak hastaları tedavi etmek'' dedi. TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi'nde radyasyonun, iyonlaştırıcı olan ve olmayan olmak üzere ikiye ayrıldığı belirtilerek, ''Atomları iyonlaştıracak kadar yüksek enerjiye sahip olmayan radyasyon, hedef malzeme üzerinde bir miktar ısı artışına yol açar ve bilindiği kadarıyla, canlı organizmalar üzerinde olumsuz bir etkiye sahip değildir'' deniliyor.

Dua



 Bir Âyet
 Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler. Bakara,186
 
Cumanız Mübarek Dua'larınız Kabul Olsun.

3 Şubat 2011 Perşembe

Ankara Ostimde Patlama...

Ankara Ostim , Türkiye'nin kalbi sayılan sanayi merkezi. Benim de 4 senem geçti fotoğrafta görülen bu yerlerde. Enkazda son bilgilere göre 8 ölü 50 civarında yaralı var. 4 katlı iş merkezinin 2 katı tamamen çökmüş durumda. 
Malesef Ostimde olan bu ne ilk kaza ne son kaza, ostimde iş kazaları hiç azımsanmayacak kadar fazladır ve tabi patlamalarda. Buna birde yoğun trafik kazalarınıda eklemek istiyorum. Bir kaç sene önce şirkemitimiz de çalışan bir arkadaşımız ostim içerisinde, şirketin arabası ile kamyonun altında kalarak vefat etmişti henüz 20'li yaşlarında idi. Araba kullanmayı çok iyi bilmiyordu, onunla beraber dışarı çıktığmıız zaman dikkat et ölüderceksin bizi derdik ve malesef bir gün dikkatsizliği kendi canına mal oldu. Ama Ostimde olan kazaların büyük bir kısmı da iş verenlerin ihmalkarlığından yaşanmaktadır.  Ağır sanayi de sigortasız çalışan işci sayısı da oldukça fazla. Yine kendi şirkemitmizde olan bir iş kazasında ise bir arkadaşımızn parmağı kopmuştu, ve mahkeme tazminat olarak bir parmağın bedelini 800 tl olarak biçmişti....
Bu konunun eni sonu gelmez arkadaşlar. 
Yüce Allah'tan vefat eden kişelere rahmet ailelerine sabır diliyorum....

2 Şubat 2011 Çarşamba

defne joy foster nasıl tanımlamalı ki seni ???


Ölüm en beklenmedik zamanda gelen tek gerçek, kimseyi dinlemiyor ne çocuk diyor ne yaşlı diyor  yaşına, zamanına ,senin henüz plan halinde yapcaklarına bakmıyor veya yaptıklarına, artınla eksinle alıp götürüyor seni burdan. Ne kundaktaki bebeğine bakıyor ne sana muhtaç olan insanları düşünüyor. her geçen saniye her nefes alıp verişte ömrümüz biraz daha kısalıyor bunu fark edebiliyormuyuz ?? ya da idrak edebiliyormuyuz?? 
Arkanı dönüpte ölüm ölüm gelme peşimden diyemiyorsunuz.
Biliyorum peşimdesin, senin için hazırlanıyorum vakti geldiğinde geleceğim seninle ey ölüm...

Defne Joy Foster Rabbim yardımcın olsun, hesabında kolaylık versin sana rahmet etsin..Amin.

1 Şubat 2011 Salı

LÂ SONSUZLUK HECESİ


Kitabın isminden anlaşılacağı üzere lâ sonsuzluk hecesi, sonsuzluğu nasıl tarif edebilirsiniz ki?? Bu kitap oldukça etkileyici, benim dilim bu kitap üzerinde yazı yazmaya müsait değil, yazamayacağımdan değil ama yazmadığımdan, yakıştıramadığımdan, kitabın içinin ağırlığından, bazen yükler altında ezilirsiniz ya bende bu kitabı okuyunca ezildiğimi anımsıyorum..
Kitabın ilk sayfasını yazayım sizlere, takipçilerim arasında sıkı kitap kurtları olduğunu biliyorum ve düşüncelerinizi merak ediyorum..


Bir gün sabâ melikesi belkıs'tan, Âdem'le Havva'nın hikayesini anlamanın bütün insanlığın da hikayesini anlamak manasına geldiğini öğrendim. Çünkü Âdem cem makamındaydı, yani hayatları, hikâyeleri kendinde toplayıcıydı. insanın bütün halleri Âdem'de gizliydi ve bütün macera onun hikayesinde özetlenmişti.
Hikayenin ismi düştü dilime bir gece:Lâ
İLLÂ dedim.
Bir ömür boyu aradığım hece harfinin LÂ olduğunu buldum.
LÂ: olumsuzluk eki. Başkaldırı sebebi
ama değil mi ki tevhid kelimesi de LÂ ile başlar LÂ ilâhe.
bilinçli kabul kelimesi onun ardından gelir: illâllah.
öyleyse Âdem, İLLA'ya giden yolda bir LÂ diyecek, reddedecek özgürlüğe sahip olduğu halde illallah'a varmasıyla yaratılmışların en güzelidir. mümkünler âlemindeki o en esrarlı heceyle, kendiliğinden değil bile isteyedir. LÂ hiçlik mesabesi, öyleyse sonsuzluk ekidir..