15 Kasım 2011 Salı

sizin iş yerinizde de insanlar sınıflara ayrılıyor mu ????

sizin iş yerinizde de insanlar sınıflara ayrılıyor mu ????
Bizim iş yerinde ayrılıyormuş bunu da tecrübelerimiz sayesinde daha iyi kavradık. Üstelik insanın gözünü oyar derecede bariz belli şekilde yapılıyor bu. 
Mesala bizim iş yerinde bir insan birden fazla kategoriye girebiliyor. kategoriler şu şekilde sınıflandırılıyor.
1, Yeniler
2. Eskiler 

1. Üniversite Mezunları
2, Diğerleri.. 
1. Mühendisler, teknik elemanlar, sekreter, genel müdür, patron
2. muhasebe elemanları, depocular, şoförler,

Siz vasıfınıza göre kendinize bu kategoriden yer ediniyorsunuz, bu bir yanda sizin iş yerindeki saygınlığınızı, sıfatınıtızı da temsil ediyor. Mesala şirketin idari personel için olan servisindeki yerleriniz bile buna göre  ya da yemekhanede buna göre oturuyorsunuz. Şöyleki yemek hane idari personel için  3 ayrı masa var
1. masa : patron kısmı, müdür, mühendis, teknik eleman
2.masa : muhasebe elemanları, şoför, depocu.
3.masa: fazla özelliği olmayan teknik eleman..

mesala diyelim 1, masa doldu ve bir mühendis ayakta kaldı ne yapacak şimdi bu mühendis ?? kimin masasına oturacak. geriye kalan iki masadan birini tercih etmek zorunda ama tabiki o bir mühendis ve şoförle aynı masaya oturamaz değilmi, komik olmayın lütfen tabiki oturamaz klas diye birşey var, o yüzden daha az özellikli olan teknik elemanların masasına oturur.  
Dediğim gibi bu ayırdımı insanın gözüne sokarak yaparlar. şöyle ki geçenlerde yaşanan bir olay, genel müdür  x beyden söz ederken onun adını söylemek yerine, teknik bölümde bulunan 2 yıllık üniversite mezunu kişi diye bahsediyor, artık siz kimden bahsettiğini anlamanız lazım, isimler yok bu şirkette sıfatlar var. :)) 
Yine bir örnek size: işe yeni başlayan bir arkadaşa birşey anlatacağımız zaman genel müdür bize ona bir kez anlatın o bir seferde anlar çünkü o iki üniversite mezunu der.  İşin ironisi şudur ki,  iki üniversite mezunu kişi işini lise mezunu kişiden öğrenir :)) 
Şöyle bir olayda var mesala, bu iş yerinde şunu yapamazsınız, okuyum öğreneyim kendimi ve sıfatlarımı yükselteyim ve insanlar arasında kıdem atlayım. böyle bir seçeğiniz asla yoktur. sıfatlarınız yükseldiği anda üzerinizde psikolojik baskı uygulanmaya başlar ve istifa etmeniz için hertürlü soğuk savaşa girersiniz sonunda lanet olsun deyip gidersiniz. Mali Müşavirlik belgesi alan arkadaşımıza, belgesini aldıktan sonra hadi kızım bak işine belgeni aldın da ne oldu, hala bizim ıvır zıvır işlerimizi yapmak zorundasın psikolojisi ile yukarda sınıflandırdığım insanlar tarafından resmen işkence yöntemi ile istifa ettirilmek zorunda bırakıldı.

Ne diyelim çok şükür işimiz var gidip geliyoruz herşeye rağmen, mutlu olmaya çalışıyoruz :)))))))

25 yorum:

  1. Hâlâ kalkınamamamızın sebebi, kendimizi ya çok yukarda ya çok aşağıda görmek zorunda bırakılmamız diye düşünüyorum.
    İlginç ironilerle dolu bir yazı yazmışsınız, çok beğendim.
    selam ve sevgiler

    YanıtlaSil
  2. Ne tesadüf ben de bu gün iş hakkında bir yazı yazmıştım:)

    YanıtlaSil
  3. ne kadar tepki versek de...insana etiketiyle değil insan olduğu için yaklaşılmalı desek de...böyle bir ayrım sadece işyerlerinde değil hayatın her alanında var Yektacım...maalesef

    özel sektörde olduğu kadar kamuda da var aynı durum
    mesela biz genel müdürü ya da yardımcılarını hiç yemekhanede görmedik, şöyle herkes gibi sıraya geçsin tabldot yesin...bir ara daha eski bir genel müdür masaları da ayırtetmişti sizde olduğu gibi
    onların masalarında birkaç çeşit salata ve tatlı her daim hazır dururdu, ortasında da aha böyle kocaman bir çiçek...yemeğe gelsin ya da gelmesin...
    ben birgün baktım salata çok güzel duruyor kalktım aldım...iki garson tepeme dikildi onları alamazsınız diye
    niye dedim, bizim canımız yok mu
    biraz sesli tartıştık...aslında görevlilere diyeceğim yok naapsın çocuklar
    ben mahsus yapmıştım zaten :)
    hamile olanlar ne yapacak peki dedim, ses yok
    biraz uzamıştı konu o vakit...bilmem genel müdürün ya da yardımcıların kulağına gitti mi...ki kesin gitmiştir
    bir süre sonra da kalktı zaten o özel insanların özel masası

    mesela apartman görevlisiyle komşusu gibi ev gezmeleri yapan var mı bilemiyorum...ya da evine temizliğe gelen kadınla dışarı çıkan, gezmeye giden?

    sanmıyorum...yani genel olarak sanmıyorum
    hiçbir bakan şoförüyle ailece görüşür mü...yakinen bilirim ki asla olmaz

    bu farklı bir konu bence Yektacım...onun için kafa yormaya gerek yok

    herkes haddini bilecek işte :)))
    yok daha ötesi :)))

    YanıtlaSil
  4. ecehan, aynur abla: haklısınız insanı insan gibi görmek zor oluyor, sıfatlar her zaman insan kimliğimizin önüne geçiyor. bu durumu arada sırada yaşamak var birde hergün sabah 8 akşam 5 yaşamak var, bu biraz daha göze batıyor.

    uzuninceyol sizin yazınızı görmemiştim geliyorum ziyaretinize hemen.

    YanıtlaSil
  5. eskiden bunun okumamışlıkla ilgili olduğunu düşünürdüm, o zamanlar üniversite bitirmiş cahillerden habersizdim. bu bence cehaletle ilgili bi şey.

    sen yine de mühendislerin oturduğu masanda bana bir yer ayır, sizin masada yiyecek değilim :P

    YanıtlaSil
  6. men de boor sen benim hangi masada oturduğumu biliyormusun bakim :)))

    YanıtlaSil
  7. Çok güzel anlatmışsın maalesef böyle cahillik işte ego öyle birşeyki ben duygusu ..
    Her meslekte her iş sektöründe bu böyle bazen sadece ilkokul mezunu birinin isterse 5 üniversite bitirsin hayatının hiçbir safhasında yapamayacağı işler var ama onun 5 katıda ücret alır,kim anlar bunu...
    Aynur hanımın dediği gibi haddini bileceksin arkadaş!!!

    YanıtlaSil
  8. Kendi işinin patronu olmak gibisi yoktum ömrümde bir kere hata yapıp bir şirketin hukuk müşavirliğini yaptım bir daha tövbe:)

    YanıtlaSil
  9. ne yazık ki böyle. Tek başına karşı durman da düzeni değiştirmen de zor.Hatta imkansız bir bakıyorsun alışmışsın:(

    YanıtlaSil
  10. zeynep öyle ama işte cahillik :)
    bahar kesinlikle katılıyorum nasıl olursa olsun en güzeli kendi işin.

    nehir ida: dediğin gibi düzeni değiştirmek zor o yüzden bende bu durumla eğleniyorum, işi espriye vurup yandaşlarımla beraber çok güzel dalga geçiyoruz onlarla :)

    YanıtlaSil
  11. Bu ayrım Türkiye de var mahalesef.Avrupa derizya!işçisi,memuru,çöpçüsü,patronu vs hepsi aynı.Bizim daha bir fırınmı?kırk fırınmı?ekmek yememiz lazım.Dün Eminönündeki Saray muhallebicisine oturduk.İnan orada bile ayrım var.Nişantaşındaki ayrı hizmet veriyor.Eminönündeki ayrı.Ya sen bir isim yapmışsın.Nerede açarsan aç.Doğru düzgün hizmet versene.İnan Eminönündekileri ikinci sınıf vatandaş yerine koymuşlar bile.Yapacak bir şey yok:(
    Sevgiler:)

    YanıtlaSil
  12. Etiket her yerde:))Başımdan geçen kısa bir olayı yazayım.Oğlumun kızılaydaki dersanesinde veli toplantısında öğretmenle görüşmek için sıra bekliyorum,yanımda bir hanımla selamlaştık bana şöyle dedi,siz ptt den ÜST DÜZEY birilerin kızımısınız:)) hayretler içinde kadının yüzüne baktım.Üst düzeye ne kadar meraklıyız .Sadece gerçek hayatta değil sanal da bile mesela facebookta şöyle yazışmalara şahit oldum,BENİM DOLABIMDA ŞU KADAR AYAKKABIM ÇİZMEM VAR,AY KIYAFETLERİM DOLAPLARDAN TAŞTI,MİAMİYE GİDİYORUM,YURTDIŞINDAN GELDİM bizene gardrobundan,miaminden komik bunlar,sonradan görme küçük insanlar yazık sadece iş yerlerinde değil her yerde görgüsüzlük had safhada:))

    YanıtlaSil
  13. ya Allah başka yerden :)! bol rızık versinde kurtul şurdan inşallah....

    YanıtlaSil
  14. anlattığın olay düpedüz kısksnçlık ve hazımsızlık. bravo başarmış denmez hiç bir zaman:(
    ve sınıflandırma her yerde :(

    YanıtlaSil
  15. maalesef bu tarz sınıflamalar oluyor iş yerlerinde...

    YanıtlaSil
  16. gönülçelen ilçeler arasında gerçekten farklılıklar oluyor heryerin gelir düzeyine göre malesef :(

    nuray hanım o söylediğniz kısma kesinlikle katılıyorum ve anlamıyorum öyle insanları eleştirmekte istemiyorum herkesin kendi tercihi ama bana da doğru gelmiyor, herkesin erdem anlayışı farklı oluyor.

    nabrut amin canım inşallah

    neval abla, emine hanım hayatın malesef her kısmında karşılaşıyormuşuz böyle olaylarla bende bir bizim iş yerinde var sanıyordum :)

    YanıtlaSil
  17. halbuki bir iş yerinde verimi ve çalışanların mutluluğunu arttırmak adına bahsettiklerinin tam tersi uygulanmalı, ahh nerde çalışan haklarının düzgünce savunulduğu, herkese eşit şekilde muamele edildiği bir ülke ...

    YanıtlaSil
  18. Merhabalar,

    İnsan ne zaman bahse değer bir varlık olmuş, ta o zaman başlamış bu sınıflama. Dünya batana kadar da devam edecek. İnsanları sınıflayan kim de? Yine kendisi değil mi? O halde!..

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
  19. bana göre eskidendi bu tarz kompleksler şimdi artık yok denecek kadar az.Sizin işyeri de demek bu az olan gruba girinlerden..

    Uni . mezunu olabilirim ama hiç bir şekilde sınıf ayırt etmem..

    YanıtlaSil
  20. Yektacım inan ki aynı dert kamu kurumların da var... Eli kalem tutamayan memur:( Çok şükür işimiz var:)

    YanıtlaSil
  21. irem haklısın nerde acaba :( bu durum gerçekten iş yapma şevkimizi etkiliyor malesef.

    recep bey allahın insanları sınıflandırdığını düşünmüyorum, allah c c insanlara sınıflarına göre, dil din ırk gözeterek muamele etmiyor biliyorsunuz, allah c c insanlara bazı + nitelikler veriyor ama bunu sınav amaçlı verdiğinide belirtiyor, bizlerin yaptığı ise bu niteliklerle şeytanlığa kaçmak. selamlar

    nalan ilk kez bende böyle bir iş yerinde çalışıyorum, anlamışta değilim.

    uğurböceği haklısın kurumlarda da yaşanıyormuş, ama yine de kadrolu memur kendini garanti altına almış oluyor.

    YanıtlaSil
  22. Pek çok firmada hala yaşanıyor.

    İşyerlerinde hiyerarşik bir düzen var. Aslında tamamen insanların duyarsızlıgı yüzünden bu hale geliyor..

    YanıtlaSil
  23. ben de hem çok şikayet edip sonra da şükredenlerdenim ama 4 lük bir iş malesef yok :(

    YanıtlaSil
  24. Paylaşmanın kendini azaltmak olmadığını,

    Yüz yüze konuşmanın, arkadan konuşmakt...an daha etkli olduğunu,

    ''Günaydın'' demenin borç para vermek olmadığını,

    ''Lütfen'' demenin utanılacak bir şey olmadığını,

    Yönetici olmanın emir vermek olmadığını,

    İşyerinde şarkı mırıldanmanın suç olmadığını,

    Astları ile aynı asansöre binmenin asansörü düşürmeyeceğini,

    Saygının el pençe divan durmak olmadığını,

    Gülmenin laubalilik olmadığını,

    Saygı duyulacak ve duyulmayacak iş diye bir ayrımın olmadığını,

    Yöneticiye duymak istediğini söylemenin iyilik olmadığını,

    Eğitimin dinleme olmadığını,

    İletişim kurmanın yalnızca konuşmak olmadığını,

    ''Özür dilerim'' demenin küçültücü olmadığını,

    Yaşamda sevinçler kadar hüzünlerin de olduğunu,

    Mutluluk maskelerinin satılmadığını bilen,

    Kendisi ve tüm dünya ile barışık olan,

    Ve bunları tüm çevresine anlatıp aşılayacak kişiler aranmaktadır.

    -Alıntı-
    Okuyunca aklıma bu yazın geldi :)

    YanıtlaSil
  25. ülkü çok güzel ifade ettin canım aynen öyle :)

    tubitos şikayet ediyorum ama senin gibi hergünde şükrediyorum :) sitemle dolu bir şükür olsa da.

    aslı evet canım haklısın.

    YanıtlaSil