5 Eylül 2011 Pazartesi

SİNİMMARA VERİLEN ÖDÜL

anlatırlar ki bir zamanlar babilde, belkıs'ın asma bahçelerinin olduğu yerde, ihtişamlı bir krallık kurmuş olan numan oğlu münzir, bu görkemin sembolü olmak üzere bir saray yaptırmayı arzulamış. dünyanın neresinde bir ünlü mimar var ise bu sarayı yapmak için yarışmaya çağırtmış. nihayet sinimmar adlı bir mimar projesi beğenilmiş ve işe başlaması emredilmiş. sinnimar, yapacağı saray için önce uygun bir yer aramış ve dicle'ye bakan yüksekçe bir tepeyi seçmiş, günler ayları, aylar yılları kovalamış ve yedi sene de dörtkatlı geniş ve muhteşem bir saray ortaya çıkmış. münzir, adamlarıyla birlikte sarayını görmek için gelmişler. ilk katta harikulade döşenmiş ve duvarları nakışlanmış odalar, salonlar hepsinin gözünü almış. hayran kalmışlar. ikinci katta çiçeklendirilmiş bir salon ve ortasındaki fıskıyeli havuz insana bundan güzel bir bahçe olamaz diyormuş. mermerleri somakiden, makarnasları altın bezek bağadan imiş. 3, katta hanımların rahatça eğlenebilcekleri mekanlar ve odalar ve bir de hamam yer alıyormuş, kurnaları billurdan, suları gül kokusundan imiş. bir kurnadan bal şerbesti, diğerinden şarap akıyormuş. münzir ve adamları inanmışlarki dünyada bundan daha güzel bir saray asla yapılamaz. hepsi sinimmarı kutluyorlarmış derken son kata çıkılmış pencerelerinden görülen manzara hiçbir yerde rastlanılmayan bir cennet bahçesi gibiymmiş. kale bedeni tarzında inşa edilmiş olan geniş terasa çıktıklarında ise hepsinin dilleri tutulmuş. böyle mükemmel bir bahçe bugüne kadar hiçbir krala nasip olmamıştır. diyorlarmış. saatler boyunca münzir ile adamları sinimmarıın yaptığı saray geze geze ve öve öve bitirememişler. akşam olup da münzir istirahat için kendi salonuna çekilirken sinimmara dile benden ne dilersen demiş. o da eserimin sizin tarafınızdan beğenilmesi benim için yeterli ödüldür sultanım karşılğını vermiş. münzir, bu alçakgönüllü mimarı çok beğenmiş ve ertesi sabah beraber kahvaltı yapmak ve orada kendisine madalyalar hediyeler vermek için terasta hazır olmasını ferman buyurmuş. sinimmar hiçbir ödül kabul etmemeyi kafasına koyarak sultanımızla kahvaltı yapmanın şerefi bizim için yeterlidir. fikriyle bu daveti kabul etmiş, o gece münzir kutlamalar için bir şölen tertiplemiş ve böyle bir saraya sahip olmanın dünyada adını ilelebet yaşatacağını düşünerek sevinmiş. bu görkem çok geçmeden kendisine bir kibir de vermiş ve şeytan içine girip kulağına sinimmar , aynı sarayı veya daha güzelini ya başkası için de yaparsa diye fısıldayıvermiş. bu şüphe münzir'in uykusunu kaçırmaya yetmiş. ertesi sabah sinimmar kahvaltı için terasa çıktığında münzir onun koluna girip beden mazgallarına kadar götürmüş ve muhafızlarının yardımıyla aşağıya itivermiş. sinnimmarın bedeni dicle'nin sularında parçalandığı  o günden itibaren, ödül yerine ceza alan insanların durumunu anlatabilmek için "ceza-yı sinimmar (sinimmara verilen ödül)" tamlaması bir deyim olarak anılmaya başlamış.

iki darbe arasında, iskender pala...

13 yorum:

  1. muhteşem bir hikaye İskender Pala'yı bu güzel hikayeleri anlattığı için bi kez daha sevdim :))

    YanıtlaSil
  2. Ne guzel bir paylasim ,cok teşekkürler

    YanıtlaSil
  3. la palanın hikayelerini hem okumayı, hem kendisinden dinlemeyi çok seviyorum.

    otuzundansonra beğenmene sevindim, çok güzel bir hikaye değilmi ?

    YanıtlaSil
  4. evet bende kendisinden dinlemeyi ayrı seviyorum :)

    YanıtlaSil
  5. nabrut acaba kalbimiz birmiydi aynı anda birbirimizin postuna yormu yapmışız :)

    YanıtlaSil
  6. kibir çok kötü bir şey ne olurdu, başkasının sarayı daha güzel olsa! ama olmaz insan oğlu böyle işte!

    YanıtlaSil
  7. herbirenk öyle gerçekten herkes herşeyin en iyisi bende olsun istiyor,

    YanıtlaSil
  8. Çok güzel bir paylaşım teşekkürler.

    YanıtlaSil
  9. Gerçekten çok güzel bir yazı olmuş. Hiç bilmiyordum ben bu hikayeyi. Tskler..

    YanıtlaSil
  10. :) aslında ne kadar da benziyor bugünün bazı insanlarına.İnsanlar,zamanlar,mekanlar değişse de hikayeler hep aynı nedense.

    YanıtlaSil
  11. çeşnici handan teşekkür ederim

    aslı sen okuma iskender pala bilmezsin tabi :)

    dilara sen nerelerdesinnn, evet insan her zamanda aynı insan sadece konular farklılaşıyor, ana fikir hep aynı

    YanıtlaSil
  12. nerelere olayım koşturuyorum hayatın içinde işte :) tüm blogcuların görüşebileceği istanbulda bir gün düzenlesek keşke.Gelirsen muhakkak,gelmeden bir kaç gün önce sendeki e postama haber et :)

    YanıtlaSil
  13. istanbula yolum düşerse mutlaka haber ederim, sende ankaraya gelirsen eğer haber ver :)

    YanıtlaSil