31 Ağustos 2011 Çarşamba

BABANNEMİN ARDINDAN KALANLAR...







şimdi düşündüm de babannem vefat edeli kaç gün oldu ??? net vefat tarihini hatırlamıyorum, ya da hatırlamak istemiyorum. o günü yazmadım beynime ama en fazla 15 gün, belki daha az. İnanamıyorum belki seni kaybettiğimize. Ne çok kızardım sana, en çokda bana ismini verdiğin için kızardım. hiç sevmedim adımı, ama senden kaynaklı değildi sevmemem, öyle sevmiyordum işte. Sonra şapır şupur öptüğün için kızardım. Doğruca öpmezsen öptürmem derdim, öpceğin zaman yüzümü geri çekerdim hep, Sen beni öpme diye önce ben öperdim seni, sende kızardın yalandan öpme diye :)) gülüşün hala aklımda ama, sesin hala kulağımda. adımı seslenişin aklımda. bu sarımsak dövecini ilk konuştuğumuz zamanı hatırlıyorum, babanne bu ne dedemmi yaptı değince, bu benim dedemden kalma demiştin, 100 yıllık nerdeyse demiştin. O zaman sen ölünce ben alayım bunu demiştim. Senin vefat ettiğin gün ben aldım bunu. Ömrüm olduğunca saklayacağım ve benden de çocuklarıma belki torunlarıma kalacak bu döveç. bunu kullandığımız zamanları da hatırlıyorum. seninle olan bir çok anımı hatırladığım gibi.
Kızgındım sana en çokda anneme yaptıkların için kızgındım.
Eskiden hani her yaz gelirdik köye, uzun uzun kalırdık nerdeyse yaz tatilini geçirirdik orada, tarlaya giderdik, nohut toplamaya, çekirdek toplamaya, bazen de taş toplamaya :) nede kalabalıktık değilmi herkes toplanır gelirdi ya hani.
bayramlarda arife gününden toplanırdık hani,  köydeki o bir ara bir oda evde cümbür cemaat yatardık hani. Sen yoktun, bu bayramda biz yine toplandık biliyormusun. Hep beraber yattık yine, ama bu kez erkekler bir tarafta bayanlar bir tarafta kaldık, seni de andık hep. babannem olsa kızardı, çayı çok atmayın, şekeri çok kullanmayın, o yemeğe o kadar yağ yeter fazla dökmeyin :))
aşağı evde tandır yakışını hatırlıyorum, orda bazlama yaptığımızı, sonra damda oturup davarların ve malların gelişini beklediğimizi, yeni doğan kuzuların peşinde koştuğumuzu.
yukarı pınardan eve kadar beni sırtında taşıdğını hatırlıyorum, ilkokula gidiyormuydum acaba o zaman ??? ama köyün kadınları sana kızmıştı indir onu sırtından üstünü batırcak diye, sende yoook demiştin batırsın taşırım ben onu :( üstün batmasın diye ayaklarımı hiç değdirmemiştim sana. Vefatının ardından senin bir namaz eteğini ve namaz başörtünü de aldım, hatıra kalması için.
Meğer ne çok seviyormuşum seni, oysaki hiç söylemedim sana sevdiğimi, ama biliyorsun babanne ben kimseye sevdiğimi söylemem, kimseye belli etmem, sen biliyorsun beni...
Sen yıkanırken bende vardım biliyormusun, uyuyor gibi gelmiştin bana, ellerini tuttum...
hala inanamıyorum seni kaybettiğimize, allah rahmet eylesin, rabbim mekanını cennet eylesin babanne...



27 Ağustos 2011 Cumartesi

MERLİN

Türk televizyon kanallarının yeni yayın dönemleri başladı malumunuz, takip ettiğimiz diziler birer birer ekrandaki yerlerini alırken, benim gözüm kulağım tiryakisi olduğum iki yabancı dizide.Birisi resimden anlayacağınız üzere merlin, diğeri how i meet your mother. Bu iki diziyi öylesine seviyorum ki tekrar bölümlerini bile kaç kez izledim bilmiyorum.
Merlin dizisi 3, sezonunu bitirdi geçtiğimiz aralık ayında, her bir sezonu 13 bölümden oluşup ortalama 1 saat sürüyor. kendi türünde olan diziler arasında kesinlikle 1 numara, bu dizide bütün izleyen seyircilerin takıldığı tek nokta guinevere karakteri.allahın yarattığı tamam birşey diyemeyiz ama kimin nesisin sen guinever.
resimdeki kızımız guinevere oluyor, meşhurrrr arthurun sevdiği kadın, sonraları bu kadın tipine bakmadan arthuru, sör lancelot ile aldatacak olan kadın.
ekşi sözlük gwen ile ilgili olan bazı yorumları yazayım size ;
  • yahu şu guinevere’yi çok mu aramışlar, bir de ona şaşarım. hikayede guinevere için güzeller güzeli derler, gel gör ki dizide kara kuru çirkin bir şey; etmeyin, eylemeyin hiç mi güzel oyuncu yok yahu?
  • guinevere karakterini neden çikolata renkli bir ablamızın canlandırdığını bir türlü çözemediğim dizi. ayrıca sen ne çirkin, ne suratına bakılmaz bişeysin öyle gwen allasen?
  • gweni gördükçe allah herkese çirkin şansı versin dedirten dizi.
  • gerçi üzüleyim mi sevineyim mi bilemedim. arthur kral olursa o mendebur kraliçe olucak. koca bölümde 2-3 sahneye dayanamazken kadın aynı yatağa girip, yanında oturacak. adaletin bu mu dünya, süle bana!
Şimdi içinizden tamam gwen karakterini oynayan matah birşey değil ama ya arthur diye düşünüyorsanız hemen onunda resmini koyayım, seyircinin isyanını iyice anlayın :D
VEE işte arthur, fazla sözü gerek yok resimden anlaşılayacağı üzere :))))))
ama allahtan gwen bile bu dizinin güzelliğini bozamıyor, tamam o diziyi bozamıyor ama dizi onu güzelleştiriyormu??? hayır, antipatik olmaya devam ediyor.
Asıl ana karakter ise merlin, allah'ım sen ne şeker şeysin öyle deyip, yanına gidip yanaklarını sıkacağınız türden bir karakter. salak ve saf görünüşünün ardına gizlenen  zeki  insanlara bayılırım. birazcık kendim de öyleyimdir öhüm öhüm :))


ee bakın haksızmıyım çok sevimli :))

Yani arkadaşlar izlemeyen varsa aranızda izlesin bu diziyi, ben iki kez izledim cnbc-e ve e2 'de hala denk geldikçe izliyorum, izlemeye devam edeceğim :)) HUZURSUZRUHUM ASLI bak büyük harfle yazdım fark et diye :)) senin seveceğini düşünüyorum bu diziyi, hatta eminim diye bilirim izlemediysen mutlaka izlemelisin ve siz diğer sevgili blogger arkadaşlarım hepiniz izleyin :D:D

YEĞENİM İÇİN MAGNET


sevgili tiryaki hobi 'nin müşterileri için yaptığı keçe magnetleri görünce bende kendi yeğenimin doğum günü için yapmak istedim. ilk keçe denemem, buğra 4 yaşına girceği için penguenin ortasına 4 rakamını yazdım, bir tane numunelik tarzında hazırladım biraz kötü oldu sanki benim yaptığım ama diğerlerinin daha iyi olacağını düşünüyorum.


ve bunlarda annemin buğraya bayram harçlığı vermek için yaptığı keseler. Bayram harçlığını bu kesenin içine koyarak vercekmiş :))



26 Ağustos 2011 Cuma

MUHAMMED BOZDAĞ İMZA GÜNÜ

 Ramazanın son 10-15 günü içinde kocatepe camii avlusunda kitap fuarı açılıyor bu vesile ile bir çok imza günü'de düzenleniyor. Biz iki kitap kurdu ve birer muhammed bozdağ hayranı olarak geçtiğimiz pazar günü tuba can'la beraber muhammed bozdağın imza günündeydik  Bütün kitaplarını okumuş birer okuyucu olarak kitaplarını koltuğumuzun altına sıkıştırıp imza gününün yolunu tuttuk. gerçi ben sadece istemenin esrarına imza attırdım ama tuba bütün kitaplarına oğlu için imza attırdı. Ne çok uzattım imza imza diye yazarken sıkıldım :D:D Neyse Muhammed beyin yanından ayrılmak istemedik ki 3 de gittik 5 gibi ayrıldık başından. Kendisi çok samimi, çok sıcak imza attıran bütün okuyucularıyla tek tek ilgilenen herkesle ayırt etmeden sohbet eden bir kişi. 2 saat boyunca hem bizim sorularımızı yanıtsız bırakmadı hem diğer okuyucularının, ve sorulara verdiği açıklayıcı yanıtlarıyla bize orda bir sohbet ortamı da yaratmış oldu.Kendisine sesimizi duymasada çokk teşekkür ediyoruz bu arada yeni kitabı bu yılın sonlarına doğru çıkacakmış sanırım. yanlış bilgide vermeyim ama en azından yolda bir kitabı olduğunu nacizane bildirelim burdan. (içinizden sakın şu resmin önündeki kızda kimse çekilmemiş ki rahatça resim çekilsin diye geçirmeyin çünkü o arkası dönük olan kız benim, orda durmak zorundaydım zira kıpırdayacak yerim yoktu :)))

 Artık ikindi oldu kocatepe'den hacıbayram veli hz gidelim, ramazanın son on gününde hacıbayram veli hz'nin çile hanesini ziyarete açıyorlar, ikimizde görmeyi çok istediğimiz için büyük bir hevesle gittik ama sonu hüsran oldu :D:D ikindiden sonra bayanları almıyorlarmış, sadece öğle namazından ikindiye kadar bayanlara ziyaret varmış, başımızı mağrur bir şekilde öne eğip boynumuzu büküp, emrahın boynu bükükler şarkısını içimizden geçirerek tacettin dergahının yolunu tuttuk. 

 Ne zamandır gitmek istediğim hamamönünü de bu sayede görmüş oldum. Önce bir gezi yaptık sokaklar arasında, daha sonrasında tacettin veli hz'ni ziyaret ettik, türbe içinde tacettin veli hz "nin asıl yattığı yer var orayıda açmışlar bari dedik oraya girelim. İftar saatide yaklaşmaya başlamıştı hamam önünü insanlar doldurmuştu diye masalımsı bir anlatım ile devam edeyim, biz artık yorgunluktan aval aval bakar duruma geldik, yürümek dışında düşünmek, konuşmak gibi yetilerimizi kaybetmek üzereyken dergahın bahçesine bir yayıldıkki ohhhhhhhhhhh, ayakkabılarımızı çıkarıp bankların üzerinde yorgunluk attık. dergahın bahçesi o kadar huzurluydu ki dışarda tost yaptırıp birer su ve meyve suyu eşliğinde iftarımızı dergahın bahçesinde açtık. 
Sonuç: harika bir gündü.....


okuyorum islam akaidi



İslam akaidi nedir ?? akaidin temeli nedir??
Ömer nasuhi bilmen islam akaidi adlı kitapta, hepimizin bildiği islamın temel unsurlarını herkesin anlayabileceği açık ve yalın bir dille anlatılmış.  Kitap 115 sayfa içindeki ana başlıklar, Allah'ın birliği, melekler, semavi kitaplar, nübüvvet ve risalet, ahiret ve kaza ve kader (hüsn ve kubh). Çoğu kulaktan dolma, yada okul döneminde ders kitaplarında gördüğümüz hepimizin az çok fikir sahibi olduğu konular. Bence her müslümanın evinde mutlaka olması gereken temel kitaplardan. 
Kadir geceniz mübarek, dualarınız kabul olsun..

25 Ağustos 2011 Perşembe

oldumu ne ???

kendi çabalarımla kurcalaya kurcalaya ancak bu kadar oldu bloğum fena da olmadı sanki, snopyleri de ayrı bir sevdim bu arada snopy konusunda bana yardımcı olan benzemez kimse bana ya çok teşekkür ederim onun tavsiye ettiği program ile birleştirme yapıp attım resmi ama hala yazı nasıl yazılıyor bilmiyorum onu yazamadım :) artık o konuda da başka bir yardım sever blogger yardımcı olur diye düşünüyorum :))

DİREKSİYON DERSİ

Bir sene önce çok şükür kendime araba almıştım, Peki aldım da ne oldu ????? Önce abim arabayı kendine alıştırdı, araba ona alıştı bir süre geçti aradan, babam arabasını satınca benim araba abimden babama geçti, babam arabayı kendine alıştırdı, araba ona alıştı. Bende bu süre zarfında sürekli şu söylemi yapıyordum onlara : Arada evin önünden geçin, geçerken kornaya basın, balkona çıkıp arabamı göreyim uzaktanda olsa bir el sallayım. Bir iki hafta abim ders verdi güzel öğretti allah için o dönem çıkıyordum trafiğe, tabi mevsim yazdan kışa döndü, kışın sen araba kullanamazsın dediler hem daha babam ile araba arasında bir bağ kurulma aşamasındaydı arabozan olmak istemedim. Zaman zaman arka koltuktan, zaman zaman balkondan seyrettim arabamı. Arada kıyak geçip beni de direksiyon başına oturttukları oluyordu, şükrediyordum öyle zamanlar da. 
Bu sene en iyisi ben direksiyon kursu alayım dedim ve dün bismillah dedim kursa. 2 saat boyunca gezdik, hoca yanımda telefonla konuştu ben sürdüm. Ben bekliyorumki anlatsın bişiler. hadi anlatmıyorsun bari sohbet etde zaman geçsin. anladımki direksiyon dersi almak benim için gereksiz, artık geceleri bekle beni ankara sokakları, birimiz kazan birimiz kepçe misali gezcez  bundan sonra arabam ve ben. tabi babam uyuyunca kaçırcam arabayı :)))))). Dua edin başıma kaza bela gelmesin :)))

Dipnot: Bana ısrarla otomatik vites al kendine diyenlere inat almayacağım manuelde öğreneceğim araba kullanmasını. 
Dipnot 2 : Bayan hocalardan direksiyon dersi almayın
Dipnot 3 : Kızılayda daha ben direksiyon başına henüz geçmiş, sol sinyalimi verip trafiğin içine kendimi atacakken yanımdan geçen bir arabadaki sürücü elini kolunu dışarı çıkararak bana git başka yerde öğren diye bağırdı. lütfen kınayalım blogdan bu sürücüyü. Kendileri  anadan doğma ehliyetli doğan erkek sürücüler kendinizi çok matahmı zannediyorsunuz.

TASARIM DEĞİŞTİRMEYİ BİLEN BLOGGER ARANIYOR

Arkadaşlar bloğumun tasarımını değiştirmek istiyorum lakin nasıl yapıldığını bilmiyorum, bazı bloglarda arkadaşlar bloğun kenarına köşesine istedikleri resimleri ekliyorlar, bu işten iyi anlayan ve sesimi duyan birisi varsa ve bana yardımcı olursa çok mutlu olurum ayrıyetten dua ederim :))

24 Ağustos 2011 Çarşamba

KÖTÜ KOKAN ERKEKLERRRRRRRRRR

senelerdir sanayi ortamında çalışan birisi olarak  erkek müşterilerle daha çok muhatap oluyorsunuz. Burda değinmek istediğim esasen erkek parfümleri.Tabi muhatap olduğumuz eerkekleri sınıflandırırsak baş sırayı KAMYON ŞOFÖRLERİNE veriyorum,  bu fabrika benim edası ile gelip apla bi irsaleyi kesde gidem diye devam eden konuşmaları, malzemeye görünce fiyatı azımsarsa eğer ben bunu götürmem siz başka tır bulun kendinize deyip fiyat yükseltmeye çalışmaları, birde odaya girince etrafa saçılan buram buram kokuları, karşısındakinin bayan olduğunu unutup koltuğa rahatça yayılmaları (onlar birde terlikle geziyorlar) artık manzarayı siz düşünün,  Geçen istanbul yolu üzerinde seyrederken kamyon şoförünün hali tam fotoluktu, şaka gibiydi. Gözünde çakma bilmem kaçıncı el model rayban gözlük modeli, bıyıkları pala, camı açmış sonuna kadar ama asıl can alıcı noktaya geliyorum adam sol ayağını camdan dışarı çıkarmıştı. Biz arabadan bakakaldık adama, güneş gözlerimizi aldıda bizmi yanlış görüyoruz edasıyla birkaç kez baktık şaka değil gerçekmiş. adam bildiğin sol ayağını camdan dışarı çıkarmış. hayır o ayağı oraya kadar nasıl kaldırdın mübarek, jimnastikcimisin nesin. bakışlara aldırmıyor hiç bozmuyor keyfini sol ayak dışarda öyleee gidiyordu. Konuyu dağıtmadan topluyorum az önce gelen iki firma sahibi allahım o nasıl bir parfüm kokusu, odam daki iki camıda sonuna kadar açtım, yaklaşık 10 dk önce gitmelerine rağmen kokusu hala odadan çıkmadı. o değil bu iğrenç parfüm kokusundan midem iyice bulandı benim orucuma sebep olacaklar olan orucuma olacak. Çok gıcık oldum çokkk.

KADERE İMAN NEDİR


İlk ihtilafın çıkış noktası kader meselesidir.
Emevilerin zulümlerini kader üzerinden yürüttüler, hasan el basri bir kader risalesi diye bir mektup yazdı. Allaha iftara ediyorsunuz diyor. Ne diyordu emeviler hüseyinin kaderi ölmekti dolayısı ile bizim suçumuz yoktu kaderine koştu. Hz zeynebe, yezidin dönüpte kesik hüseyinin mübarek başını göstererek söylediği sözü biliyormusunuz? onu allah öldürdü. Kadere iman diye bunu diyor onlar. Buna karşılık hasan el basri irfanlı mizacına rağmen kükredi allaha iftira ediyorsunuz dedi. Tarihte siyasi bir takım sonuçlardan dolayı  rivayetler içinde korumaya alınmış hususları akaidin bir maddesi gibi algılarsak yanlış olur.
Ne anlıyorsunuz kaderden biliyormusunuz müşrikler kadere iman ediyordu ne diyorlardı ? eğer allah dileseydi biz şirk koşmazdık diyorlardı, kuran bunu bize iki yerde naklediyor. Şimdi kadere imanmı etmşi oldu bu adamlar. Kuran bu inancın temeline yönelik kibrit suyu döküyor biliyormusunuz çünkü bu sakat inanç allaha iftiradır iradeyi yok ediyor. O yüzden kadere iman nedir öncelikle kaderi anlamak lazım. Kuranda geçen bu tip ibareler allahın bütün bir mahlukatı bütün bir varlığı ölçüsüz yaratmadığına imandır. Allahın hiçbirşeyi ölçüsüz yaratmadığına iman ettik. Kadere imandan ne anladığınızı çok iyi bilmeniz lazım yoksa allahın verdiği aklı kullanmak gittik günahı işledik işlediğimiz günah başımıza bela oldu onu temizlemek yerine o günah başka bir günaha sardırdı bizi ve yara bere içinde kaldı imanımız, oraya çıktık kaderimmiş, Allah yazmış napalım günah işlemeyi. Haşa. Bu kadermidir kadere imanmıdır. Bu allaha iftira değilmidir. İçinde fücur tohumunuda koydu, takva tohumunuda koydu ister fücur tohumunu sular cehennem çıkarır ister takva tohumunu sular cennet çıkarırsın. Daha ne desin kuran. 
 biz bilinen ve bilinmeyen varlıkları sadece ibadet etsinler diye yarattık. ibadet etmek yapmaktır, yani allah bize yapma yeteneğini verdi yapmaksa tercih etmektir.yani yapamama yeteneğimiz yoksa yapmamızın artı bir fazilet olmasından kimse söz edemez. onun için taşların, cenneti yok onun için güneşlerin, bitkilerin cenneti yok. çünkü yapmama tercihi yok. biz tercihimizle yapabildiğimiz, özgür irademizle seçtiğimiz için bizde cennet var.
Her insanın kaderini kendi ameline bağlı kıldık.kendi çabasına. kaderimiz çabamızdır kaderiniz gayretinize, emeğinize, tercihinize bağlıdır.

Arkadaşlar ben sohbeti dinlerken bu kadarını yazabildim, arada kopukluklar ve mana düşüklükleri bu yüzden siz kadere iman buraya tıklayarak sohbeti dinleyebilirsiniz, sesli olarak dinlemenizi tavsiye ederim yaklaşık 10 dk sürüyor sohbet.

23 Ağustos 2011 Salı

Ne yapsam



ne yapsam ne yapsam bir hamak alıp sallansam, kurtulurmuyum bunalımdan hamakta sallansam ???????????? 
ne kadar enteresan.............

cehennem ne ki zaten, insanın kendi cehennem....'

Ne çok sahte cennet ve ne  çok sahte cehennem var şu modern dünyanın ve çivisi çıkmış uygarlığın kucağında, farkında mısın? her şey ama her şey ben neyim ve bu bir rüyayı andıran hayatımın sonu nedir ? sorusunu sordurmamak üzerine kurgulanmış sanki, uykudan uyanmanı istemeyen birileri var gibi. şu göğü delmeye azmetmiş gökdelenlere bir bak, şu tüketim köleliğinin abideleştiği alışveriş tapınaklarına bir bak, şu unutuşun anıtları gibi yükselen eğlence merkezlerine bir nazar et... göreceksin ki mutluluk vaadiyle birlikte sana dünyanın anlamını düşünmemen, bir ötedünya olduğunu unutman, sanki bir rabbin yokmuş gibi yaşaman karşılığında sahte cennetler vaadediyorlar. eğer aksini yaparsan dünya nimetlerinden mahrum kalacağın tehdidiyle, hayatını yaşayamayacağın iddiasıyla sana sahte cehennemlerini işaret ediyorlar, fakat o sahte cennetlerin ortasında kurulmuş harlı ateşleri bir görsen, bir üzüm tanesi yedirip de kafana on tokmak indirmek gibi anlık zevklerin vahim sonuçlarını bir görebilsen, farkedeceksin kurulan kumpası.. rabbin, modern dünyanın yaldızlı sahte cennetlerinin anlık haz yalazlarında kavrulmanı, sonsuz ateşe dost olmanı istemez, hem ne diyordu şair: 'cehennem ne ki zaten, insanın kendi cehennem....'

 Tanrı sana küsmedi.. senai demirci- yuusf özkan özburun

22 Ağustos 2011 Pazartesi

BAŞ AĞRISI

şu andaki halimi en iyi bu resim anlatır sanırım, yine baş ağrım tuttu, ne zaman dikkatimi toplayarak birşeyle uğraşmam gerekse kronik bir baş ağrısına yakalanıyorum, kitap okurken, tv izlerken, el işi ile uğraşırken, düşünürken... ilaç kullanmak gibi bir alışkanlığım yok benim, çok nadir kullanırım ilaçları, beklerim kendiliğinden geçsin diye hele de baş ağrısı için asla ilaç kullanmam. En iyi çözüm uykudur baş ağrısına, galiba bu akşamda bu ağrı beni erkenden yatırcak.

YENİ BİR MİM BLOGGER N'LERİ

Bir kaç gündür ertelediğim bir mim konusuydu bu, şöyle rahat vaktimde yazarım diye bekliyordum ama beni mimleyen arkadaşlar sağolsunlar çoğaldıkça daha fazla vakit kaybetmeyim dedim :)  Mim konusu blog aleminin n'leri, öncelikle beni mimleyen arkadaşlar otuzundansonra , lafanino,  beni en çok bilgilendiren blog olarak seçmişler, huzursuz ruhum (aslı), en çok güncel bloglar arasında yer vermiş bana hepsine çokk teşekkür edip kendi n'lerime geçiyorum.

En İyi Tasarım; TUBA CAN
En Kendini Anlatan ; O KADAR ÇOK KENDİNİ ANLATAN BLOGGER VARKİ BİRİNİ SEÇSEM DİĞERİNE AYIP OLACAK O YÜZDEN BU KATEGORİYİ ES GEÇİYORUM
En akıcı ; HAYAL KAHVEM
En güldüren ; HİÇ BİLMİYORUM
En Aşık; SANIYORUM KHPKDR
En güncel ; HUZURSUZRUHUM ASLI
En bilgilendiren İNSAN OLUN BİRAZ, DEĞİRMENDEN MEKTUP VAR
En eleştiren; HİÇ DİKKAT ETMEDİM BİLMİYORUM

20 Ağustos 2011 Cumartesi

GURUR VE KİBİR



Gurur ve kibir ikiside ahlakı zemime dir, hamide değildir. Ancak şeref ve onurla gurur ve kibiri karıştırmamak lazım. Gurur ve kibri yok edecem diye şeref ve onura nişan almamak lazım. Gurur  aldanış demektir, kibirde tekebbür demektir, büyüklenmek, haddini bilmeyen insan gurur ve kibire kapılır. Haddini bilmek nasıl mümkün, allah karşısında küçüklüğünü eşref karşısında büyüklüğünü bilmek demektir. Ancak insana haddini Allah’ın c.c kelamı bildirir. Vahiy ile inşaa olmuş insan haddini bilir. İşin özünde şeytanileşme vardır, eğer bir insanın iç güdülerini duygu düşünce dünyasını rahman değil şeytan inşaa ederse gurur verir. Çünkü şeytanı şeytan eden gururdur, şeytan gururu sayesinde  şeytan olmuştur. Onun içinde şeytan kendi dostlarını çoğaltmak içinde bizi gurura ve kibre yöneltmek ister. Peki bunun devası nedir, gurur ve kibir hangi alanda gerçekleşiyorsa o alandaki davranışların tersini yapmak lazım.
Kuddusi ramazan orucu tutuyormuş, Ramazanda Ahmet Kuddusi kayseriye davet edilmiş, kayserililer cümbür cemaat, mutasavvıflar dahil boğaz köprüsüne kadar çıkmışlar, kayseri bakmışki ayağa kalkmış, ahmet kuddusi bineğinin heybesinde tam ramazan günü gündüz iftara daha var önce şöyle bir düşünmüş ya evet büyük adamları büyük adamlar karşılar böyle bir nefsine gurur gelmiş ondan sonra ne oluyoruz demiş durun hele biraz çekilin geriye eğilmiş bineğinin sırtındaki çöreğini almış ramazan gündüzünde ısırmış nefsim demiş çek 60 gör babanın gününü J)  tabi bu bir arifin kendi yöntemi herkes kendi yöntemini bulmalı çünkü insan benliğini terbiye etmenin insan kadar çeşitli yöntemi var, ama bizi gurura sevk edenleride uyarmalı, bir kimseyi aşırı övmek onu tehlikeye atmaktır, ikram gördüğümüzü övelim ama överken de aşırı gitmeyelim.
Allah resulune asv bir sahabi bağırır eyy varlığın en hayırlısı, resulullah döner o senin dediğin ibrahim (as.) dır der.
Hz yunusun kaçtığı anlatılır kuranda o ayetler okunur bir anda garip karşılar sahabe,peygamberde kaçarmı gibi, peygamberimizin hutbeye çıkar ilk söylediği söz kulağıma bazı şeyler geldi , kim beni kardeşim yunustan üstün tutarsa iyi bilsinki o yanlış yapmış olur. Hz ebubekir ile bir yahudi arasında tartışma çıkar hz ebubekir beytülmihraca gider, ve orda   tartışılırlar sizin peygamberinizmi bizim peygamberimiz mi yahudi anasının gözü gel der kuranda hangisinin adı çoksa sayalım o üstündür, hz musanın adı 60 dan fazla geçer resullulahın adı 4 yerde geçer, hz ebubekir, birazda terbiyesizce davranınca yahudiye bir tokat atar, yahudide gelir resullulaha şikayet eder. Resulluhanı tavrı ne olmuştur sizce, müthiş efendimiz bize ahlak dersi veriyor. Der ki kıyamet günü sura üflendiğinde herkes bayılacak bir tane musa bayılmayacak.
Aslında kıyametten verilen bir haber değil bu orda olayın içinde verilen bir mesajdır yani peygamber yarıştırmaya kalktığınızda mahçup ederim sizi, bunu yapmayın. Efendimiz bile bu konularda ne kadar hassas olduğnu gösteriyor bize , bizimde sık sık aynaya bakıp muhasebe yapmamızda fayda var. 

mustafa islamoğlu sohbetinden alıntıdır.

19 Ağustos 2011 Cuma

GÜLLAÇ KABUSU

Ramazanın başından beri güllaç diye sayıklayıp duruyordum, gözümün önünde güllaçlar uçur olmuştu oysaki eve gidiş yolumun üzerinde pastane var ama uğrayıp almaya üşendiğim için birileri hazır alsada bende yesem mantığı ile 18 gün bekledim, hergün evde güllaç alın bana güllaç alın bana nidalarıma kulak tıkıyan anne ve babama sevgilerimi yolluyorum. Baktım olmuyor ben güllaç istedikçe eve başka türlü tatlılar casus misali giriş yapıp sofrada kendilerine çok güzel bir yer edinmeye başladılar hele de lokma tatlısı.  İftar sofrasında lokma tatlısı ile gıcık gıcık bakışmalarımız sürerken ev halkı lop lop yutmaya devam ediyordu ben ise ısrarla yemicem seni lokma mantığı ile güllaç istemeye devam ediyordum. Peki neden güllaç almıyorlardı çünkü sevmiyorlarmış. Dün akşam iftardan sonra lokma tatlısı ile olan bakışmamız sona erince kalk bakalım yekta dedim sana pastahanenin yolu göründü, ister bir koşu almaya giderim ister bu yolu keyifli kılacak şekilde yavaş yavaş yürürüm. Hayalim narlı gülaçtı tabi bu mevsimde nar olmadığı için hayal gücümü hiç devreye sokmadım ne varsa bahta artık diye girdim pastahaneden içeri, günlerdir güllaçın verdiği özlemle 4 dilim güllaç istedim sonra görüntüsü hoşuma gitmedi 2 dilim aldım. Güllaç muzluydu. Aklımda güllacın kötü olacağı düşüncesine yer olmadığı için yavaş yavaş gittiğim yolu bir koşuda geri dönüp kendimi mutfağa attım. İlk çatal fena değildi ama 2,3, ve diğerlerini hatırlamak istemiyorum.Allahım o neydi öyle nasıl bir güllaçtı, muzdan güllaçmı olur içinde ceviz koyun bari sütü de azdı üstelik. Ama evdekiler yerken beni izledikleri için kimseye belli etmeden sanki çok güzelmiş gibi yemeye devam ettim güllacı sonrasında tabi midem mahvoldu. Nerdeyse güllaçtan nefret edecek hale geldim dün akşam. Hayatımda ömrümde yediğim en kötü güllaçtı. arkadaşlar kesinlikle muzlu güllaç yemeyin çok kötü oluyor tadı..

18 Ağustos 2011 Perşembe

LÜFTEN TEHLİKE ANINDA MASKELERİNİZİ ÇIKARINIZ


  • bu yıl anne babanızın sizi bi zamanlar evlat edinmiş yabancılar olduğu haberini almanız ihtimali 13 binde 1
  • zamanında ödemediğiniz kredi kartı borcunuza bankaların faiz uygulaması ihtimali 1 de 1
  • hapşırırken bir kaburganızın kırılması ihtimali 22 milyonda 1
  • uçak tuvaletinde oturduğunuz yerden sifonu çekince oluşan vakum nedeniyle klozete yapışıp kalmanız ihtimali 75 miyonda 1
  • bir kartalın pencelerinden kayan kaplumbağanın kafanıza düşerek ölümünüze neden olması ihtimali 2 milyar 500 milyonda 1
  • bir araştırmada denek olarak kullanılmanız ihtimali 87 de 1
  • bu yıl bir ateşli silah satınalmanız ihtimali 17 de 1
  • televizyonda görünmeniz ihtimali 119 da 1
  • kafanıza bir kuşun dışkısının isabet etmesi ihtimali 250 de 1
  • depresyona girmeniz ihtimali 9 da 1
  • yataktan düşerek ölmeniz ihtimali 2 miyonda 1
  • eşiniz ya da sevgiliniz tarafından terk edilmeniz ihtimali 24 de 1
  • birinin size bir başkası sanarak konuşmaya başlaması ihtimali 44 de 1
  • dublörün dilemması Murat Menteş kitabından alıntıdır.

Still, Marry me


İzlediğim kore dizilerini bloğumda pek tanıtmam aslında ama bu diziyi tanıtmadan edemeyeceğim.
Öncelikle dizimizde x,y,z olarak adlandırcağım 3 orta yaşlı ve bekar bayan başrolü paylaşıyorlar. x bayan 30 yaşında sevgilisini bırakıp amerakiya eğitim görmek için gider, döndüğünde ise sevgilisi çoktan başka sulara yelken açmıştır bizim zavallı x'cik ise 34 yaşına gelmiştir, artık evlenmek ister ama malesef yaşından dolayı erkekler onu horlar diyeyim dramatize edeyim,  y kişisi ise 35 yaşında çokkk ünlü bir çevirmendir, bu üçlünün içinde evlenmeye en çok meraklı olan y kişisidir, sürekli bir koca bulma derdinde,  z bayanımız ise 10 yıl boyunca sevgilisinin ailesi tarafından köle izavra muamelesi görmüştür, bir gün kafasındaki tahtalar yerine oturur cüneyt arkın nidası ile heyyt ben bunun içinmi okudum dağılın der ve resti çeker, resti çektiği gibi sevgilisinin ailesinden dayağıda yer. Dayak sonrasında kızımız savunma sanatı öğrenir, dış görünümünü değiştirir çirkin ördek yavruluğundan kuğuya dönüşüm yapar, kariyerde yaparım çocukta fikri ile yola çıkar ve kariyer yapmada başarılı olur.İşte dizimiz bu üç bayanın başından geçenleri anlatır ayrıca %90 kore dizileri gibi bu dizide 16 bölümden oluşur. ben  şu anda 4. bölümünü izliyorum. Diyebilirim ki çok eğlenceli bir dizi,  varsa vaktiniz oturun izleyin keyif alırsınız.


17 Ağustos 2011 Çarşamba

YİNE HAİN PUSU

Hakkari’de askeri konvoyun geçişi sırasında yola döşedikleri mayını infilak ettiren PKK’lı teröristler, bölgeye sevk edilen askerleri pusuya düşürdü. İlk gelen bilgilere göre 7 asker şehit oldu, 11 asker yaralandı. Şehitler arasında bir binbaşının bulunduğu belirtildi ancak henüz kesin bilgi alınamadı.

Hakkari- Çukurca karayolunun 15’inci kilometresindeki Vali Erdoğan Gürbüz Çeşmesi meydana gelen patlama ve çıkan çatışmada 7 askerimiz şehit oldu.
Çatışmada ve patlamada yaralanan 11 asker, Hakkari Asker Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaralılardan bazılarının durumlarının ağır olduğu belirtildi. Şehit sayısının artmasından endişe ediliyor.   HABERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYIN LÜTFEN

..........

BİR LOKMA BİR HIRKA FELSEFESİ İSLAM'DA YERİ


Bir lokma  bir hırka felsefesi islama ait bir felsefe değildir.bu budizme ait daha arka planında brahmanizimden gelen bir felsefedir. Fakirizim de derler aynı zamanda buna. Bir lokma bir hırka felsefesi eğer ideal bir felsefe olsaydı efendimiz bunu savunur bunu yapar ve bunun merkezinde olduğu birdünya inşa ederdi. Burda efendimizin dünyaya bakışı dünyayı tabiri caizse cife ilan etmek değildir. Dünya  kokmuş bir ettir onun talibi köpeklerdir, haşa bu kuranla taban tabana zıt. Dünya böyle kokmuş birşey değildir talibide köpekler değildir. Aksine dünyanın talibi olmamızı bize emretmektedir Kuran. Ama emanet olarak, mülkiyet değil, dünyevileşmeden bu mana da efendimiz hiç fakir olmadı. O fakr sahibiydi fakir değildi zaten varlıklı bir ailenin çocuğuydu, dolayısı ile efendimiz peygamberliğinden önce öyle ekmek diye taşa düşen birisi değildi. Vefat etmesine bir kaç saat kala kendisine gelmiş 7-9 dirhemi hemen yerine ulaştırın diyen birisi. Bu dünyevileşmeye karşı uyanık olmaktır. Hz ömer fakirlik adam olsaydı onu öldürürdüm diyor. Efendimizden veya  bir sahabi sözü Fakirlik nerede ise küfür olacaktı .  
Gökler ve yer allaha aittir. Allah istediğine verir. Biz istedik ki yeryüzünü ezilmiş, horlanmış, zayıf bırakılmış kullarımıza miras bırakalım, onları  orda önderler liderler yapalım istedik. Allah böyle istiyor yeryüzü halifenin hilafetini uylguyacağı bir alan. Dünya ahiretin tarlası, tarla olmadan nasıl hasat yapılır. Onun için burda asıl olan fakr’dır. Fakr ne demekdir dünyalara sahip olsanda hiçbirşeyin  sana sahip olmasına izin verme.  Bir lokma bir hırka felsefesi çile felsefesi değildir.  Dünya muhteşem bir köle berbat bir efendidir. Eğer nesnemizse harika eğer öznemizse vay halimize. Bizim dünya ile şöhretle makamla mevki ile vb ile ilişkimiz bu çerçevede olmalı insan eşrefi mahlukattır. En iyi varlık ağacının en cins tohumu en cins meyvesidir, en cins meyve gidipde  kendisi için yaratılana kul olmamalıdır, rabbimizin bu gücüne gidiyor. Sevmiyor ve istemiyor, o yüzden dünyevileşmektir yasak olan.  

Bu yazıyı Mustafa İslamoğlunun sohbetinden yazdım arkadaşlar, sesli dinlemek isteyenler  
buraya , tıklasın lütfen.

Mustafa İSLAMOĞLU

13 Ağustos 2011 Cumartesi

UZUN BİR ARADAN SONRA YAŞASIN FİLM MİM :)

Epeydir mimlenmiyordum sağolsun aslı beni unutmamış, aslında bir kaç arkadaşın bloğunda okuyup umarım biride beni mimler dediğim bir konusu var mimin. 
Mim konusu çok beğendiğiniz izlemekten asla vazgeçmeyeceğiniz 3 film sayılacaktır. Film konusunda tercihim genelde fantastik ve bilim kurgu filmleridir ama sayısını hatırlamadığım kadar çok izlediğim esaretin bedeli 1 numaralı filmim.
 Morgan Freeman'a olan hayranlığım bu filmle pekişmişti, Filmin konusundan bahsetmeyeceğim aramızda izlemeyen kimse yoktur diyedüşünüyorum.










ikinci sıraya bir çok film koymak istedim ama yeşil yol en ağır basaydı, aslında babam ve oğlum ile paylaşabilir 2, sırayı diye düşünüyorum :) Yeşil yol ise  stephen king kitabından uyarlama bir film.









Orlando Bloom hayranlığımın başladığı film, bu filmin 3 serisini de içine alıyorum 3, şık olarak, seriler arasında seçim yapamam gibi ama yinede yüzük kardeşliği ağır basabilir :)














ASLI'ya tekrar çokkk teşekkür ediyorum beni unutmadığı için ve sırada benim mimlediklerimmm.
dejaw , aysstyle , bardaktan taşanlar , içimden geldiği gibi , hayal kahvem, sessiz teyyare , meyranın gemisi,  derkenar ve gulinn, birde elif ayvaz :) unuttuğum arkadaşlar varsa kusuruma bakmasın artık :))

11 Ağustos 2011 Perşembe

Hayallerimiz, Başarılarımız ve Bizi Çekemeyenler

Bizler hayallerimizin peşinde ve başarı yolunda ilerlerken bir takım manevi saldıralara da maruz kalabiliyoruz, mesala haset, gıybet, beddua ve en önemlisi nazar. Birçoğumuzun başına gelmiştir olmadık yerde olmadık işler gelir başımıza, herşey yolunda giderken tam işte oldu dediğimiz yakaladığımız anda elimizden uçup gider. Böyle durumlarda aklımıza direk nazar gelir.  Kiminin çocuğunu nazar alır, kiminin aile mutluluğunu, kiminin işini, bir hasetçinin kötü bakışlarının, kötü düşüncelerinin kurbanı oluruz farkında olmadan.
Dikkat çeken, çok beğenilen yönleri olan insanların ruhsal hayatlarında ciddi ruhsal savaşlar yaşanır. Kimi hastalıklar ruhsal saldırılardan doğar, bedenimizin enerji düzeyinde tahribatlara yol açar. Halk arasında birçok batıl inanç vardır haset ve nazardan korunmak için, en çok bilineni kurşun dökmek, nazar boncuğu taşımak, tuz çevirmek gibi. Oysa ki önemli  başarılarımızı en azından gerçekleşene kadar hasede veya nazara yol açacak kişilerden gizlemek onların kötü bakışlarını üzerimize çekmemek gerek diye düşünüyorum. bizi en çok annemiz destekler, 2, sırada babamız gelir bazen kardeşler arasında bile bir çekememe, kıskançlık durumu söz konusu olabiliyor. Kimi zamanda istemeden iyi gözle bakarak bile nazar edebiliriz. 
Hz. Peygamber s.a.v şu tespiti yapar; 'Bütün insanlar hasetçidir. ancak diliyle onu ifade ve eliyle de gereğini yapmadıkça haset hasetçiye zarar vermez.' sonra da bizi şöyle uyarır ' ihtiyaç duyduğumuz bir şeyi gerçekleştirirken onu gizli tutmakla yardım isteyiniz. Çünkü her nimet sahibine haset edilir.'

Hz. Peygamber S.a.v der ki' Gizli yapılan bir dua, açıktan yapılan yetmiş duaya denktir'.

Nazarla ilgili bir anımı da paylaşmak istiyorum. yukarda dediğim gibi kimi iyi gözle baksa bile çok içten söyleyince bazı şeyleri nazarı değebiliyor. Bir gün teyzemler köye giderken, köy yolunda teyzem bir inek görüyor, ineğe bak nasıl güzel süt dolu diye konuşurken karşı taraftan gelen bir motor ineğe çarpıyor. Şaka gibi değilmi, okurken herkes yok canım artık diyebilir ama kimi insan karşı tarafa nasıl bir enerji yolluyorsa artık olabiliyor. Teyzeme artık maşallah dediğin üç gün yaşamıyor diyoruz. :))


10 Ağustos 2011 Çarşamba

TÜRK UÇAĞINI GÖRÜNCE SECDEYE KAPANDILAR

TAKVİM GAZETESİNDE OKUDĞUM HABERİ AYNEN KOPYALIYORUM ARKADAŞLAR SOMALİDEN BİR NEBZEDE OLSA SEVİNDİCİRİ HABERLER GELMEYE BAŞLADI. YAPILAN YARDIMLARIN YERİNE ULAŞMASI HERKES İÇİN SEVİNDİRİCİ BİR HABER.

Kızılay Başkanı Tekin Küçükali, Somali'ye gönderilen ilk 2 kargo uçağının Somali'ye ulaştığını belirterek, uçakların Somali Havaalanı'nda görülmesiyle birlikte, Somalililerin secdeye yatarak 'Allahu Ekber' dediklerini anlattı.

MÜSİAD'ın Gazi Kültür Merkezi'nde düzenlenen geleneksel iftar yemeğinde konuşan Kızılay Başkanı Tekin Küçükali, Somali'ye içinde yardım paketleri bulunan 2 kargo uçağının vardığını hatırlatarak, "Bu ekip, yola çıkan iki uçağımızı karşıladılar. Enteresan bir şey olmuş bu uçakların karşılanması sırasında. Genel müdür bana ağlayarak anlattı. Uçaklarımız görülünce 'Türk uçakları geliyor' diye insanlar secdeye kapanmışlar. Allahu Ekber nidalarıyla karşılamışlar uçakları. 'Türkler geldi kurtulacağız' diye. Geçmişimiz orada efsane idi. Şimdi de ülke olarak en büyük yardımı şu anda biz götürmek durumundayız. Bu yardımlar inşallah başka ülkelere de birer örnek teşkil ederler. Buradaki bu masum insanların ölümüne engel olmuş oluruz" diye konuştu.

Nakdi para 6 milyon lirayı aştı

2008 yılında Dünya Gıda Örgütü'nü yazılı olarak uyardıklarını, kaydeden Küçükali, Dünya Gıda Örgütü'nün ise, "Biz tüm dünyadan özür diliyoruz. Somali'yi yanlış planlamışız" dediklerini söyledi. Küçükali Gıda Örgütü'ne tepki göstererek, "90 günde 29 bin çocuğun öldüğü bir ülkede, bu ülkenin yanlış planlandığını söyleyebilecek insanların, insanlar arasında gezmesinin daha utanç verici olduğunu düşünüyorum" şeklinde konuştu. Küçükali Somali için toplanan yardımlarla ilgili olarak da, "4 uçak hiçbir şey değildi. Ayın 15'inde bir gemi kaldırıyoruz 5 bin tonluk. Şu anda kaldıracağımız geminin iki misli malzemesi hazır" dedi.TAKVİM GAZETESİ

DİNLİYORUMMMMMMMM


9 Ağustos 2011 Salı

feraset sahibi olmak için ne yapmalı

Feraset sahibi olmak için ne yapmayı, keyifle okuyacağınız bir fıkrayı sizle paylaşıyorum. Tabii sorunun cevabı yazının içinde gizli.
Kızılderililer sonbaharda yeni seçilen genç büyücüye gidip sorarlar:
- Bu kış nasıl geçecek?
Modern dünyanın adetleriyle yetişmiş genç büyücü eskilerin sırlarını bilmediği için kışın nasıl geçeceği konusunda hiçbir fikre sahip değildir.
Ne olur ne olmaz diye işi sağlama almak ister:
"Bu kış sert geçecek!"
Sonra kendisi de merak edip meteorolojiyi arar:
- Sizce bu kış nasıl geçecek?
Meteorolog "Sert geçecek gibi görünüyor" der. Bu söz üzerine genç büyücü kabileye haber gönderir:
"Kış çok sert geçebilir."
Kabile tekrar odun toplamaya başlar.
Genç büyücü bir süre sonra meraklanıp meteorolojiyi yine arar:
- Bir gelişme var mı, durum nedir?
Yetkili cevap verir:
- Valla bu kış daha öncekilere benzemeyecek galiba. Çok sert geçecek.
Genç büyücü kabileyi toplar:
"Daha çok odun toplayın, kış çok sert geliyor!".
Kabile ormana yayılır, harıl harıl odun toplamaya başlar.
Bir süre sonra büyücü meteorolojiyi tekrar arar.
- Bir değişiklik var mı?
Yetkili "Valla ben böylesini görmedim. Feci bir kış geliyor" der.
Genç büyücü "Hayret!" der, "Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?"
Meteorolog, biraz da endişeyle "Kızılderililer" der, "Harıl harıl odun topluyorlar. Hiç bu kadar toplamamışlardı."

ABDESTİN GETİRDİĞİ TIBBİ MUCİZELER 1

Kalp 100,000 km ye yakın damar şebekesi ile vücudun her hücresine hayat veren çok geniş bir sistemi temsil etmektedir.damarlar kalpten uzaklaştıkça incelerek nihai dokulara ulaşmaktadır. bu ince damar sistemi esnek pürüzsüz olduğu takdirde normal görevini sürdürebilir. ne çare ki oburluğumuz hırçınlığımız yani beslenme hataları ve sinirsel nedenler bu ince damarlarda daralmalara ve esnekliğin kaybolmasına yol açar, bu arızalar başlangıçta önlenir, damarlardaki basit tıkanmalar giderilirse ne ala. yoksa damarlar zamanla daralır, neticede tıkanır.bu olaylar beyinde olursa ihtiyarlık erken gelir, bunama kaçınılmaz olur.  
bu tehlikeli gidişten uzaklaşmanın en pratik ve sağlam yolu, damarlara genç yaşlardan başlayarak esneklik kazandırmaktır. özellikle beyin dolaşımı ve kalpten uzak düşen ayak ve el damarlarında bu jimnastiğin yapılması zorunludur. bunun en kolay yolu, damarları ısı farkı ile açıp kapayan su ile yıkama sistemidir, işte kolayca fark ettiğimiz gibi, abdest alma damar sistemine esneklik kazandıran harika bir reçetedir.
özellikle ağız, burun ve boynun iki yanının ile teması, kafa kaidesinin etki ile beyin dolaşımını zenginleştirir.Bu sayede kalp ve dolaşım basıncı rahatlayacak. Bu sayede beyin ve sinir sistemi tüm uyuşukluklardan kurtulacaktır.

Onk. Dr. Haluk Nurbaki.Namazın Sırları.

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Yazılmamış sırların ilki, yazılacak sırların sonu.

O kendini arayanla beraber elini tutmuş gider. Beriki de ben bulacağım  diye uğraşır. Ateş, sûretde perde olmak için göz bağıdır. Hakikatde gaybın kesesinden çıkan rahmetdir. Ateş su gibi lâtifdir. Yakmaz. Asıl ateş lâtif görünür fakat habersiz yakandır. Dünya su gibi lâtif görünür. Nefis de böyledir. Bildiğin ateşi su söndürür fakat demir ve çakmak taşındaki ateşi, su içinde bile olsa söndüremezsin.
 Taşı kırmak kolaydır. Fakat nefsi kırmayı kolay görmek en büyük cehildir. Gaflet etme. Bunları göz üzerine yaz. Allah'ın verdiği rızka kanaat etmeyen kimse Allah'ı bilmemiş ona itaat etmemiş olur. Az yemekle insan yavaş yavaş melekler kadar iyi huylu olur. Evvelâ ahlâklı ol. Sonra melek huylu olmayı düşün... Karnınla uğraşma... Onu ancak toprak doyurur.
Çekirge baştan ayağa kadar karın olduğu için, küçük karınlı bir karınca onu bacağından çeker götürür. Kervan halkının yolda saray yaptırmaya kalkışması, akla sığar bir şey değildir.
 Toprağa kirli gitmek ayıptır. Cenabı Hak'kın lütfettiği sıhhat kulun şükrünü çoğaltmalıdır. Temiz bir hava ile ciğerlerini dolduran insanda husule gelen serin haz, şükür ile karşılaşırsa, ızdırap zamanında sabır hazinelerini insana açar. "Essabrı kenzi min künûzul cenne es sabrı kenzi min künûzul hayr." Sabır ve Şükür Allah rızasının istihsalinde en büyük şarttır. Belki de yegâne amil ve çaredir, Gayb aleminden her an yenilikler gelir. Sen gaflet içindesin. Vücut cihanından dışarı çık... Başkalarının el ve kalemle yazdıklarını, el sürmeden kalemsiz yazanlardan birini bul...
 Ahu ile köpeği tefrik edemiyorsan, kemiğin bulunduğu tarafa o hayvan giderse o, ahu değildir. Karnına dikkat et. insanlık garip bir hamurdur. Aziz yaparsan aziz olur. Alçaltırsan alçalır... Meleklere: Benim yerime. Adem'e secde edin diye emir çıkınca zahirde bu emir, Hak'kın kulluğundan arkasını döndürüp Hak'kın gayrısına yüz çevirmektir. Amma emirle olunca itaat ederek Hak'ka yüz sürmek olur. 
NOT: Yukarıdaki Yazı Münir Derman'ın " Yazılmamış sırların ilki, yazılacak sırların sonu" isimli kitabından alınmıştır.NetPano sitesinden alınmıştır

5 Ağustos 2011 Cuma

GÜVERCİNİN GERDANLIĞI, AŞKI ARAYAN NEYİ BULUR ???

Nacer Khemir ilk bab-ı aziz filmi ile tanımıştım kendisini yönetmenin zaten üç tane filmi varmış araştırdığıma göre, bab aziz filminde de belirtmiştim yönetmen için mistik filmlerin derinlikli yönetmeni diyorlar, ne kadar da hakkını veriyor bu sözünün. Bab aziz filmini izleyip sindirmeye çalıştıktan sonra Güvercinin kaybolan gerdanlığı adlı  filmi listeme ekledim. Güvercinin Gerdanlığı ibn Hazm'ın kitabıdır aslında, filmde kitaptan uyarlama lakin kitabı okumadığım için film ile arasında ne kadar fark var bilemiyorum.İlk izleme girişimim başarısızlıkla sonuçlandı yarısında bıraktım filmi, aradan yaklaşık bir - iki ay sonra tekrar izledim filmin içinde kayboldum Kendinizi masal diyarında zannediyorsunuz, masalımsı şiirsel bir anlatım, izlerken biraz yoruyor insanı, sessiz bir ortamda pür dikkat izlenmesi lazım, konusu ağır derin bir film. 
Konusundan bahsedeyim biraz da; Hasan bir hat talebesidir, aynı zamanda eski hatlara merakı olan biridir. Filmde fırıncıya yak diye verilen bir çuval kitabın arasından hasan bir sayfa kurtarır, onu aşka götürecek aşkı aratacak bir sayfa. Elindeki tek bir sayfa ile kitabın orjinalini bulmak ister. Ama ne istek.. 
Tasavvufta rüyada cemal görmek vardır. Derviş, rüyada cemalini gördüğü mürşidini bulmak için yola düşer ya hani… Hasan’ın kitap sayfasında hikâyesini okuyup minyatürünü gördüğü kız da onun mürşidi olur bir bakıma. Hasan’ın hikayesine vurulduğu kız aslında ona aşk’ı bulduracak olandır. Aşk önce bulunur, sonra olunur. Hasan olduran aşk’tır vesselam..
Hasan, küçük arkadaşı Zin’in yardımı ile kitabı bulur. Kitabın onu götürdüğü yerde Semerkant prensesi çıkar karşısına; fakat tam birbirlerine kavuşup mutluluğu yakalamışken bir savaş çıkar. Ve yolları tekrar ayrılır.
İbn Hazm ne diyor: Bu dünyada ayrılığa denk olabilecek başka hiçbir felaket yoktur. Sonunda gözyaşları aka aka ruhları yerinden oynatmasaydı, ayrılık, önemsiz, küçük şey sayılırdı belki. Bilge kişilerden biri 'ayrılık ölümün kardeşidir' diyen adama, 'hayır' dedi, 'doğrusu ölüm ayrılığın kardeşidir'

SENAİ DEMİRCİ, DÜCANE CÜNDİOĞLU


Senai Demirci, kendine has bir sakinliği bir durgunluğu var, yazdıklarına da yansıyor bu sakinliği, ama bitmiyor kitapları, son aldığım kitabı 'tanrı sana küsmedi' tamamen adına aldanıp almıştım 136 sayfa bir kitap ama bitmiyor, içeriğinde kısa kısa başlıklar altında kısa yazılar var okunsa bir saatlik bir kitap ama nerdeyse 20 gün olacak hala 106 sayfadayım, masam da o bana bakıyor ben ona bakıyorum. Daha önce söz yangını adlı bir kitabını almıştım o kitapta aynı şekilde olmuştu, zorlamamak lazım belki, bu kitabı bir kenara bırakıp oku beni dediği zaman okumalıyım sanırım. Ama yine de seviyorum seni Senai Demirci, her ne kadar kitaplarını okurken zorlansamda almaya devam edeceğim. 

Dücane Cündioğlu, yazdıklarındaki derinliği  anlamak için birden fazla okumak gerekiyor. Kitapları da aynı şekilde hz insan adlı kitabı ince bir kitap olduğu halde bir aydan fazla sürümüştü elimde, sonun da bitiremeden bıraktım köşeye aradan bir kaç ay geçtikten sonra devam edebildim.Okuma aşığı bir yazar diyebilirim sanırım çünkü sadece okumak için 6 dil öğrenmiş birisi,  Elif Şafağın Aşk adlı romanını eleştirdiği yazısında tanımıştım kendisini,  yeni şafakta köşe yazarlığı yapıyordu 05/02/2011 tarihinde veda yazısını yazıp ayrıldı gazeteden. Kendini devrişliğe verdi diyenler oldu, o ise bir film izledim hayatım değişti dedi. Bab Aziz filminden bahsediyordu, daha önce o filmi bloğumda tanıtmıştım. Dücane Cündioğlu hakkında konuşmak biraz zor geliyor, size bir  röportajının linkini atayım meraklısı ordan okuyup daha iyi anlayabilir,bir huzursuz adam dücane cündioğlu
Bir varmış bir yokmuş
Masal gibi sanki
Hem lâ hem illâ imiş
Hakikat
Önce yok demeyi bilmekmiş
Edeb
Anladım bezm-i elestin sırrını
Benim ilk günahımmış illâ,
Lâ benim son günahım!

2 Ağustos 2011 Salı

BLOGCU BULUŞMASI

Geçen cumartesi günü ankaradaki blogcularla bir buluşma ayarladık. Birçoğumuz birbirimizi sadece yazılarımızdan, paylaşımlarımızdan tanıdığımız kişilerdik. Benim aklım nasıl olacak, nasıl insanlar gelecek, ortam nasıl olacak düşünceleri ile meşgul olurken buluşma yerine  tuba can  ve  siboş ile varmıştık bile. Ulusta pirinç hanın içinde çok güzel bir çay bahçesi var  buluşmayı orda ayarlamıştık. orayamı oturalım burayamı derken köşede sediri görünce üçümüz birden kendimizi sedirde bulduk. Bu üçlüye ilk katılan elifin terazisi oldu, hemen peşinden tiryaki hobi geldi. Neriman abla, gülay abla  derken en son nabrut ve paris bize katıldı.  9  kişiydik yedik, içtik, sohbet ettik zamanın nasıl geçtiğini anlamadık.  Çok güzel bir enerji vardı hepimizde, ortam çok sıcak, çok samimiydi, epey bi kaynaşma olduğu için aramızda her ay buluşmaya karar verdik. Gittiğimiz mekandan resimler ve ayrıntılar tuba can'ın bloğunda mevcuttur hani nereye gittiniz nasıl bir mekandı diyen varsa ordan bakabilir.