26 Ocak 2011 Çarşamba

Süleymaniye Camii Sırrı


Gelin size Sinan’ın,  Leonardo da Vinci ile yarışacak dehasını anlatayım. Sizleri, büyük ustanın  kalfalık eserim dediği Süleymaniye’nin şifreleriyle tanıştırayım. Akıllara  durgunluk verecek gizemli bir yolculuğa çıkmaya hazır  olun.
Süleymaniye Camii,   Kanuni Sultan Süleyman tarafından imparatorluğun gücünü ve görkemini  göstermek adına inşa ettirildi. Bu görev, tarihin en büyük ustası  Mimarbaşı Sinan’a verildi. Camii ve külliyesi 7 senede bitirildi. Ancak 7  yıllık bu uzun süre Kanuni’nin canını sıkmıştı. Sinan’ın yapıyı neden bir  türlü açmadığını anlamamıştı. O sırada her taraftan da dedikodular yağmaya  başladı Sultan’a. ‘Sinan caminin ortasında oturuyor ve nargile  tüttürüyor’  dediler Muhteşem Süleyman’a. Kanuni durumu kendi  gözleriyle görmek için bir ikindi vakti Süleymaniye’ye  gitti.
Muhteşem yapının içine  girdiğinde Sinan tam da söylendiği gibi caminin ortasında oturmuş  nargilesini tüttürmekteydi. Sultan gözlerine inanamadı. Tok sesiyle ve  bütün haşmetiyle ”Bu ne iştir Mimarbaşi ” diye haykırdı. Oysa  Mimar Sinan’ın içtiği nargilede tömbeki yoktu. İçtiği sadece suydu. Usta  mimar, nargilenin fokurtularını dinleyerek caminin akustiğini ölçmeye  çalışıyordu. Mihraptaki imamın sesini, aynı oranda bütün camiye nasıl  ulaştıracağını hesaplıyordu. Bunun için Anadolu’nun değişik köşelerinden  65 tane dev turşu küpü getirtti.  Bu küpleri içleri boş, ağızları  dışarıya gelecek şekilde kubbenin eteklerine dizdirdi. Amacına ulaşmıştı  Mimarbaşı. Sesi, yüzlerce metrekarelik mekanın her köşesine, en iyi  şekilde yaymayı başarmıştı. Kanuni de, Sinan’ın niyetini anlamış, ustasını  hemen bağışlamıştı.
Mimar Sinan yapının içine bir  de hava koridoru inşa etti. Elektriğin henüz bulunmadığı o yıllarda,  Süleymaniye 275 dev kandille aydınlatılıyordu. Sinan, bu kandillerden  çıkan is camiye zarar vermesin ve cemaati rahatsız etmesin diye orta  kapının üzerine küçük bir odacık yaptırdı. Binanın değişik köşelerine  açtığı oyuklardan giren  islerin bu odada toplanmasını  sağladı.
Şaşırdınız değil mi? Durun,  daha bitmedi… Ve adına da İs Odası denilen bu bölmenin içine özel bir  nemlendirme sistemi kurdu Sinan. Odada toplanan islerden, dönemin en  kaliteli mürekkebini damıttı. Süleymaniye’nin duvarlarında gördüğünüz o  muhteşem kalem işleri, yazılar, süslemeler, caminin kandillerinden çıkan  isten damıtılan o mürekkeple yapıldı.  Tekrar altını çiziyorum,  bunlar günümüzden 458 yıl öncesinin bilimiyle, teknolojisiyle  yapıldı.
Son bir şifre daha  var.. Hani oyuklar var dedim ya isin bir odada toplanmasını sağlayan, hava  akımını içeri alan. Dışarıya çıkıp o iki oyuktan içeriye baktığınızda,  birinden caminin içindeki Allah, diğerinden ise Muhammed yazılı dev  levhaları görürsünüz. Ayrıca Süleymaniye’nin hangi köşesini, hangi  duvarını, hangi açısını ölçerseniz ölçün, sayısal olarak karşınıza Allah  kelimesinin ve katlarının çıktığını görürsünüz.
Alın işte size sırlarla,  şifrelerle dolu bir mabet. Da Vinci şifresini yaya bırakacak bir  maharet.’

4 yorum:

  1. ne muhtesem dimi ya! bizlere boylesi kiymetli miraslar biraktiklari icin ALLAH onlardan razi olsun...

    YanıtlaSil
  2. fem kesinlikle nasıl bir zeka ürünüdür bu yapıt.

    YanıtlaSil
  3. bu nasıl bir zeka nasıl bir marifettir işini nasıl severek yaparmış bu deha bizde maharetliyiz diye geçinelim

    YanıtlaSil
  4. BUnları bilip, anlatmak da Sinan ın bizim üzerimizdeki hakkıdır diye düşünüyorum, ağzına sağlık cnm

    YanıtlaSil