25 Ağustos 2016 Perşembe

Efrasiyab'ın Hikayeleri

İletişim yayınları ; 242 sayfa.

İhsan Oktay Anar kitaplarını bitirmeye kararlıyım. Okumayı sevdiğim, hayata farklı bir pencereden baktıran yazarlardan birisi. Biraz mistik havayı oldum olası severim ve ihsan oktay anar kitapları bana bu duyguyu tam yerinde veriyor. 

ihsan oktay anar okumayı sevmeyen tandıklarım var , şaşırıyorum doğrusu ama herkesin kitap okuma tarzı da farklı sonuçta. Ama eğer masalları hala seviyorsanız ihsan oktay anar'a mutlaka şans vermelisiniz. Ve kesinlikle Puslu Kıtalar Atlasın'dan başlamalısınız.

Efrasiyab'ın hikayeleri. okuduğum 3, oktay anar kitabı, Bundan önce kitabul hiyeli okumuştum tanıtımını yaptım mı hatırlamıyorum, mesela o kitabı es geçebilirsiniz.

Efrasiyab'ın hikayelerinden bahsedecek olursam, adından anlaşıldığı üzere içerisinde bir çok hikaye barındıran bir kitap.

Kabadayı'nın birisi, ölüm'le bir anlaşma yapar. Ölüm'ün oyunları çok sevdiğini bildiği için ona iskambil oyunu teklif eder, oyun için kabadayı en yakın arkadaşını eş olarak seçerken, Ölüm ise vakti dolmuş cezzar dede'yi kendine eş olarak seçer. Oyunu kabadayı kazanırsa hayatına bir süre daha devam edecektir, ama oyunu ölüm kazanırsa hem kabadayı'nın hem arkadaşının hayatını alacaktır.

Karar verilen yerde kabadayı , arkadaşı , ölüm ve cezzar dede buluşur. Oyun başlar ama kabadayının arkadaşı gerçeği öğrendiği an, oyunun ortasında kabadayı ile birbirlerini vurarak öldürürler. 

Ölüm bu kez cezzar dede ile bir anlaşma yapar.yeni gün bitene kadar belli konularda birbirlerine hikaye anlatacaklardır. Ölüm eğer bu hikayelerden etkilenirse cezzar dede'nin hayatını bağışlayacaktır.

Yeni günde ölüm, cezzar dede ile beraber Uzun İhsan Efendi'nin peşine düşüp hem hikayeler anlatır hem de uzun ihsan efendi'yi bulmaya çalışırlar.

Ancak cezzar dede bu hayatta yaşayacağını yaşamış, göreceğini görmüş kalan bir can borcunu ise teslim etmeye hazırdır. Bu yüzden son yeni gün de sadece keyif almak için hikayeler anlatır. 

Birbirinden etkili 6 hikaye anlatırlar, her bir hikaye yeni bir heycan, yeni mesajlar vermektedir.

Ben bu kitabı tatilde, sahil de okuduğum için cümlelerin altını çizme şansım olmadı. Ama eminim bir çok kişi altını çize çize okumştur. 

Sanıyorum ki oktay anar'ın her kitabında uzun ihsan efendiyi görecek gibiyiz. Önce ki iki kitabında da uzun ihsan efendi bütün gizliliği ile yerini almıştı. 9 canlı uzun ihsan efendi'nın giden 8 canın"dan sonra sadece 1 canı kalmıştır ve ölüm de bunu almaya gelmiştir ama uzun ihsan efendi son canın'dan hemen vazgeçecek değildir. 

Ölüm aslında hem cezzar dede'yi hem de uzun ihsan efendi'yi alt etmeye çalışmaktadır.

Bana göre mutlaka okunması gereken kitaplardan birisi. Okumayanlar varsa umarım en kısa zamanda bu kitap için kitaplıklarında yer açarlar.

24 Ağustos 2016 Çarşamba

Kitap Yazmak - Yazar Olabilmek

Blog arkadaşlarımın birinde Yazar olmak diye bir yazı okuyunca aklımda böyle bir post yapma fikri oluştu. Kendi aramızıda sık sık konuştuğumuz ama yazıya dökmeyi hiç düşünmediğim bir konuydu. 

Kitap yazmak ve gerçek bir yazar olmak arasında dağlar kadar fark olduğuna inanıyorum.

Günümüz teknolojisi sayesinde kitap çıkarmak o kadar kolay ki. Hele ki Watpad di sanırım öyle bir uygulama sayesinde ergenler hayallerinde ki hikayeleri yazıyorlar ve aralarından da yayınevleri tarafından beğenilip kitap olarak basılan hikayeler var. Ve dahası kitapevlerinin çok satanlar bölümlerinde kendilerine de yer buluyorlar.

Kapitalizmin acı yüzü heryerde kendini gösteriyor. Değerlerin gittikçe kaybolduğu, yerine anlık tutkuların bıraktığı bir dünya da yaşamaya başlıyoruz ve bundan herşey nasibini alıyor.

Bugün bir konu hakkında bilginiz olsun veya olmasın anlatmak istediğiniz bir hikayeniz varsa sizin kurmuş olduğunuz cümlelere , kurguya , hikaye içindeki bütünlüklere bakılmaksızın rahatça bir yayıneviyle anlaşabiliyorsunuz. Yayınevlerinin ilgilendiği konu, bu kitap satar mı ? bundan ne kadar kazanırız ? 

Ve evet kaliteli okur gittikçe azalıyor, yerine gençlerin okuduğu çerezlik üzgünüm ama gerçekten saçma sapan kitaplar yerlerini alıyor.  

Biz gençken diye başlayan cümleler kurmaktan hoşlanmam ama gerçekten bizim jenerasyon da lise çağların da klasikleri okumayı çoktan bitirmiştik.

Şimdiki kitaplara bakıyorum da, insanların daha çok ikili ilişkilerde olmasını istedikleri kitaplar yazılıyor. Yakışıklı, akıllı, zeki, herkesin gözdesi bir erkek, Kezban bir kız ve ikisinin aşkı. Gençlere gerçekten var olmayacak kadar ütopik fikirleri aşılayan kitaplar.

İçerisin de mesaj taşımayan, edebi değerden tamamen yoksun,  200 -  300 sayfalık büyük puntolarla yazılmış kitapları 15-20 tl den satıp sizin hem  1- 2 saatinizi hem de paranızı çöpe atacak kitaplar.

Tabi ki yazar olmak isteyen gençlerimizi desteklemeliyiz ama bunu onların yazdığı bu ktapları alarak değil bu konu hakkın da doğru eğitimlerin alınmasına yardımcı olarak yapmalıyız. 

Başarısız bir işi beğenilip bundan para kazanılabilir evet, maksat okuyucuya istediğini vermekse eğer. ama bu kişi , bu iş böyle de oluyor diye düşünerek kendini geliştirmeyi ve hep aynı kalitesiz cümlelerle yazmaya devam edebilir. Sakın ola ki kendini geliştirmezse zamanla kaybolur gider diye düşünmeyin. 

Artık kitaplar , süslü bir kitap kapağı, üzerinde ki 10-15 tl 'lik bir etiket, herkesin gerçek olmasını istediği bir hikaye, birkaç reklam ile geniş okuyucu kitlelerine ulaşabiliyor.

Sizin bu konuda düşünceleriniz nelerdir ?
Sizce de kaliteli okur ve kaliteli yazar gittikçe azalmıyor mu ?
Gerçek yazarları da küstürmemiz lazım değil mi ?




23 Ağustos 2016 Salı

Van Helsing - Vanessa Helsing

2004 yılında Hugh Jackman ve Kate Beckinsele oynamış olduğu bayıla bayıla izlediğim bir yapımdı.

Dizisinin de yapım aşamısnda olduğunu biliyordum ve geçenlerde ilk bölümünü izleme fırsatım oldu. 

Dizi de yine aynı isimle yani van helsing olarak gösterime girdi ki bence bu büyük bir şaşırtma. Bende isme kanıp diziyi izleyenlerdenim. 

Vanessa Helsing , van helsingin yakın akrabasıdır ve aile mesleği olan vampir avcılığı ile uğraşmaktadır. Genetik mirasının hakkını verebilecek mi bilemiyoruz.

İlk bölüm bana göre çok iyi değildi. Van Helsing olarak değilde bağımsız bir yapım olarak başlasa beklentiler bu kadar yüksek olmazdı. 

Hatırlarsınız Van Helsing daha ortaçağın mistik havasında geçiyordu ki bence izlenilesi kılan bir özellikti bu. Belki ben günümüz de geçen vampir dizilerini sevmediğimden kaynaklı bunu da pek beğenmemiş olabilirim.

Ama tabiki 1 eylül de dizi tamamen yayın hayatına başlayacak bir iki bölüm daha izler ona göre karar veririm.

Bu arada Vanessa Helsing rolünü - Kelly  Overton oynuyor. Kendsini halka 2 den  hatırlayabiliriz ve birçok dizide de rol almış br oyuncu ,sanıyorum ki ilk başrol denemesi olacak. 

Bu türe ilgi duyanlar varsa aranız da şans verilebilir. 

İyi Seyirler


22 Ağustos 2016 Pazartesi

Burçlara Göre Analiz Kova Burcu



Burçlar gerçekten de insanların bazı özelliklerini ön plana çıkararak onları anlamamıza ve daha kolay tanımamıza fırsat veriyor. Genelde burçlara göre insan değerlendirmek çoğu kişiye saçma gelir. Tabii ki de bir insanı değerlendirmek için burçları esas almak doğru bir davranış olmaz. Ancak genel olarak bakıldığında hepimiz inkâr etsek bile burcumuzun belirgin bazı özelliklerini taşıyoruz.

Aslan burcu olan biri olarak farkında olmadan çoğu zaman ego yaptığımı söyleyebilirim. Aslında bu durumun pek de bilincinde değildim. Arkadaşlarım süslü oluşum ve dikkat çeken tavırlarım yüzünden arada bana takılırlardı. Ama kendimi iyi hissediyorsam bunu gizleyecek veya bir şey başarmışsam bunun hakkında övünmeyecek değilim. İnsanlarla bunu paylaşmak hoşuma gidiyor. Bazen bunu şımarıklık olarak nitelendiren arkadaşlarım bile çıkabiliyordu. İçten içe kızıyordum ben de onlara tabi. Ama şımarık olduğumu da hiç düşünmüyordum. 

Geçenlerde Elele dergisinde kendi burcumun özelliklerine de denk gelince, evet dedim işte bu benim! Yazılanlara baktıkça kendimi gördüm. Kendimden sonra tabi sıra Kova burcuna bakmaya geldi. Aslan burcu ve Kova insanının uyumlu olup olmayacağını öğrenmezsem olmaz, malum ince işler. Elele’den kova burcu özelliklerine baktım ve sonuç benim için oldukça olumlu oldu. Sizleri de kova burcu insanı konusunda biraz aydınlatalım: Kova insanları sosyal ilişkilerinde oldukça uyumlu bir görünüm sergiliyorlar. Ancak bir anda atarlanıp hiç beklemediğiniz bir tavırla da karşılaşabilirsiniz. İlişkilerde kıskanç olsalar bile bunu kontrol altında tutabilirler ve kalp kırmamaya özen gösterirler. Öncelikleri her zaman arkadaşlık ve dostluktur. Aşkı genelde ikinci plana iterler. Bu benim için biraz can sıkıcı bir durum oldu ama bir Aslan burcunun başaramayacağı şey yoktur diyelim ve Kovalara geri dönelim.

Kova kadını da erkeği de yeni insanlar tanımaya oldukça meraklıdır. Özgürlüklerine düşkündürler. Kova kadınını açık sözlülüğünden tanıyabilirsiniz. Kova erkeğini de genel bir çapkın olarak nitelendirebiliriz. Ancak kova erkeği bunu çapkınlık için değil her şeyi merak ettiği için yapar. Doğum saatinize kadar her şeyinizi sorup sizinle ilgilenebilirler ancak ortama başka biri girdiğinde ona da aynı ilgiyi göstereceklerdir. Kova erkeğinin ilgisini daha fazla çektiyseniz tutkulu bir âşık olarak oldukça mutlu olursunuz.

21 Ağustos 2016 Pazar

SMMM Sınavı Nasıl Kazanılır ?

Daha önce bahsetmiştim SMMM sınavı nedir ? , kimler başvurabilir ? , nasıl mali müşavir olunur ?

SMMM hazırlık kursları her ilde bulunmaya bilir, ya da bulunduğunuz ilde belki sadece 1 tane kurs olabilir. Maalesef dershanecilik sektörün de çok yaygın bir kurs değil. Ankara da dahi bu konuda 3 yahut 4 tane sınava hazırlayan eğitim kurumu mevcut.

Ama şunu başta belirteyim ki, kursa gitmeden kolayına kazanılacak bir sınav değil. Ve bu sınavı ilk girişte kazanmak da biliyorsunuz kolay değil. Genelde 3 veya 4. hakda kazanırlar. Bunun sebebi üstünüzde sürekli hissettiğiniz stres ve yine olmayacak mı acaba kaygısı. Eğer düzenli çalışırsanız 1, sefer de sınavı vermeniz daha kolay olur. 

Sakın sınava bi gireyim kendimi deneyim ona göre 2, hakkım da da kazanabileceğim bir yol izlerim diye düşünmeyin. Ben de mesela 1 de olmaz ama 2, de, oda olmadı 3, girişte mutlaka vereceğim diyordum, ama dershane ile görüşmeye gittiğimde ben bu sınavı 1, vermek zorundayım diye görüşmeye gittim,

Rabbime çok şükür ki emeğimin karşılığını 1, seferde kazanarak aldım ama kazanmak inanın zor değil sadece düzenli çalışmak.

Ben kendi hazırlanma sürecimden bahsedeyim. 

Sınava girmeme yaklaşık  1 sene öncesinden DEHA eğitim kurumlarının eğitim kitaplarını aldım. "Yukarda bahsettiğim kurslardan da en bilineni Deha'dır. Bu yüzden kurs  fiyatları oldukça yüksektir."

Konu okumalı ve içinde geniş soru çözümlü bir eğitim serisi. Fakat benim sınava girdiğim dönem yönetmelik değişti ve sınav ezbere değil tamamen bilgiye odaklı bir sınav haline dönüştü. Yanıltmalı sorular, mantıksal hataya çabuk düşebileceğiniz sorular çıkmaya başladı.

Sınava 4 ay kala, kurslarda eğitim başlıyor. Ben yönlendirilme üzere Anıtsal Eğitim Kurumlarına başladım. Kursa tek ders'ten sadece Maliyet Muhasebesinden gitmek istiyordum fakat kurs ta görüşmem üzere fikrim tamamen değişti ve bütün derslerden kursa kayıt oldum. Ancak ben dershaneye sınava 3 ay kala başladım ve bir çok dersi aslında kaçırdım. Bunun nedeni benim o dönem tatile gitmemdi. Sonradan açığı kapattım tabi, ama siz bunu yapmayın.

Şunu mutlaka belirtmeliyim ki evde tek başına hazırlanarak kazanılacak bir sınav değil.Bu konuyla ilgilenen bir çok kişi aynı araştırmalara girmiştir, eğitim serileri alıp evde kendinize ek çalışma yapabilirsiniz birde net üzerinden oldukça popüler olan Fuat Hoca var , maliyet muhasebesi anlatıyor kendisi, net üzerinden ne kadar faydalı olur bilemiyorum ben 1-2 dersini dinledim youtube da videoları var ama bunları hep ek ders gibi görün. Ders çalışma da ana baz olarak kesinlikle bunları dikkate almayın.

Ve mutlaka bir dershaneye gidin daha da önemlisi her derse mutlaka katılın. hiçbir derse bu konuda iyiyim diye gitmemezlik yapmayın.

Sınava  2 hafta kalana kadar ben sadece dersleri okudum, soru çözme olayına girmedim. iktisat  - vergi derslerini kaç kez tekrar ettim hatırlamıyorum. Notlarımın üstü renkli kalemlerle doluydu.

Ve kesinlikle ezber yapmayın, konuyu ve mantığını anlamaya çalışın. Mantığı kaptığınız zaman çıkarımlarda bulunarak soruları daha rahat çözebilirsiniz.

Ve yine mutlaka günde en az 3 saat ders çalışın. 

Ben sadece dershaneye gidiyordum tekrar etme şansım ve vaktim pek olmuyordu. Ama şanslıydım ki dershaneye devam ederken araya bayram girdi ve 4 günlük bayram tatilini çok iyi değerlendirerek ders çalıştım.

Öyle ki sabah 10 dan gece 12 ye kadar Finansal Tablolar Analizi çalıştığımı biliyorum. 

Sınava 2 hafta kala soru çözümlerine başladım. 1 haftalık izne ayrılarak 2006 dan günümüze dek çıkmış bütün soruları çözmeye koyuldum. Son 2 haftamı tamamen soru çözümlü geçirdim. 

Sınava giderken arkadaşlarım ve hocalar senden derece bekliyoruz, heyecan yapma mutlaka dereceye girersin diye yolladılar.

Tabi Bu kadar sıkı çalışınca heyecan ve stres de beraberinde geliyor, sınav da süreniz yetmiyor şunu unutmayın bu sınav da hesap makinası yok ve bütün hesaplamaları kendiniz yapmak zorundasınız. 

Sınavla ilgili size vereceğim en önemli ipucu, sınav kitapçığın da ilk başta sözel soruları çözün ve aradan çıksın. Hukuk derslerini ilk önce temizleyin, arkasından en iyi olduğunuz dersleri yapın ve güvenmediğiniz dersleri en sona bırakın.

İlk etapta sakın ola maliyet muhasebesine dalıp bütün vaktinizi orada harcamayın. Zaman sandığınız dan daha çabuk geçiyor ve sonrasın da nasıl yetişecek diye panik oluyorsunuz.

Ve evet bu kadar çok çalışmanın değil ama düzenli çalışmanın meyvesini ben topladım. Unutmayın 20 kişilik sınıf da bu sınavı kazanan 3 ya da 4 kişiydik. Sınavı ciddiye alın ama stres yapmayın. sadece gerçek anlamda çalışın ve mümkünse ilk hakkınız da kazanmaya çalışın.





20 Ağustos 2016 Cumartesi

Nadiaya Sözüm Var

Daha önce bahsetmiş olduğum "annemi bir göz daha görebilsem" kitabının devamı niteliğinde. Zana'nın hikayesi kaldığı yerden devam ediyor.

Annesi sayesinde çocuğundan vazgeçerek yemen'den kurtulmayı başaran zana maalesef arkasında nadia'yı bırakmak zorunda kalmıştır.

Nadia çocuklarından vazgeçmeyi göze alamamış ve zana'dan çocuklarıyla beraber onu kurtarmasını istemiştir. 

Zana'nın ilk kitabı yazma amacı da budur aslında. Seslerini kamuoyuna hatta dünya ya duyurarak Nadia'nın kurtulmasını sağlamak.

Zana, İngiltere'ye döndükten sonra mücadelesine aynı şekilde devam etmiş, dünyayı  ayağa kaldıracak girişimlerde bulunmuştur, hatta Türkiye de dahi geniş ses bulmuştur bu durum. Ama Zana ya en büyük yardım Fransa'dan gelmiştir.

Yemenle yapılan bir çok görüşme, araya hükümetler dahi girmiştir Peki ya zana'nın bu uğraşları neticesinde Nadia kurtulabilmişmidir ??

Bu soru aklınıza ilk kitapta düşüyor ve hemen netten araştırma yapmaya başlıyosunuz Ben bu konuda yabancı bir blog da birşeyler buldum, her iki kitabı da okuyan herkes gibi bunu araştırmaya başlıyorsunuz.

Bu arada zana ingiltere de hem nadia'yı kurtarmaya çalışırken diğer taraftan da modern hayata uyum sağlamaya çalışıyor. Zana  İngilterede ki yaşamın da tekrar çocuk sahibi olarak mutlu bir birlikteliği ona destek arkadaşları ve ailesi oluyor. 

Öyle ki zana'nın çok küçükken yemene gönderilen kardeşleri de tekrar ingiltereye dönüş yapıp orda yaşamaya başlıyorlar fakat hepsi 1 eksikle hayata devam ediyor.

Peki ya Nadia o ailede ki yerini alabildi mi acaba ?


16 Ağustos 2016 Salı

Bir Alışverişkoliğin İtirafları

Dün ki yazımda bahsetmiş olduğum alışverişkolik hastalığı ile ilgili eğlenceli bir film buldum. Romantik komedi tadın da oldukça hoş vakit geçirmek için ideal.

Başrolleri Isla Fisher (muhteşem gatsby'den hatırlayabilirsiniz) ve Hugh Dancy paylaşıyor.

Rebeccanın ailesi oldukça tutumludur ve çocukluğun da herşey de gözü kalan becky büyüyünce bunun acısını fena çıkartıyor. Alışveriş yapmaktan ve özellikle renkli kıyafetler almaktan vazgeçemeyen becky işyerinin kapanmasıyla beraber oldukça sıkıntılı bir duruma düşer. 

Tam bu anda kader cilvesini gösterir ve becky konusu finansman olan bir dergi de köşe yazarlığı kapar, İnsanlara tasarruflu harcama yapmayı tavsiye ederken kendisi borç batağının içindedir ve katıldığı bir tv programın da da bu durum ayyuka çıkar. 

Bu sırada beckynin hayali moda dergisinde yazar olmaktır ve aslında beklediği iş teklifinini de alır. Fakat artık aklı başına gelen becky daha fazla kapitalizmin oyununa gelmeyeceğim der ve teklifi  reddeder ve  evinde ki bir dünya eşyasını da arkadaşlarının yardımıyla beraber açık artırma düzenleyerek satar. 

Filmin bütün konusunu anlattım size artık izleme gereği duymayabilrsiniz. Ama alışveriş yapmaktan yakınıyorsanız ve eğlenceli birşeyler arıyorsanız izleyin derim.